Veli-Der Başkanı İlknur Kaya Bahadır: Hayal ettiğimiz sistemi konuşup anlatacağız

MUSTAFA KÖMÜŞ mustafa.k@birgun.net @mustafakomuss

Öğrenci Veli Derneği (Veli-der), yarın ve pazar günü Şişli Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde “Uluslararası Laik ve Kamusal Eğitim” başlığıyla bir sempozyum düzenliyor. Veli-der Başkanı İlknur Kaya, Bahadır ile sempozyum fikrinin nasıl ortaya çıktığını ve nasıl bir sempozyum olacağını konuştuk. Kaya “Sempozyumdan bizler de bir şeyler öğrenmek istiyoruz. Çıkan sonuçla da çözüm önerilerimizi sunacağız” dedi.

»Sempozyum yapma fikri nasıl ortaya çıktı?
Biz yaptığımız toplantılarda her zaman bundan sonra nasıl bir yol izlenmeli diye konuştuk. Çünkü biz, ilk başta eğitim alanındaki saldırılara itiraz hareketi olarak yola çıktık. Bir süre sonra hiç beklemediğimiz kadar büyük sorunlarla karşılaştık. Zaman zaman bireysel, zaman zaman eğitimin geneline dair birçok problem gördük. Bunun üzerine bizim eğitim alanına dair amatör bir dernek olmaktan çıkıp, başka bir şey geliştirme fikri ortaya çıktı. Bunun üzerine kendimizi bu yönde geliştirmeye başladık. İtiraz ediyoruz ama ne istiyoruz? Ülke olarak eğitim için, çocuklarımız için neler yapabiliriz bunu öğrenmemiz lazım. Eğitim alanında başarılı olan ülkeler neler yapmış? Bunları bir taraftan sorgulamaya başladık, bir taraftan da kendimizce birtakım işler de yaptık esasen. Sonrasında sadece itirazın aslında bir anlam ifade etmediğini düşündük ve çözüm önerileri geliştirmeye karar verdik. Sonrasında paneller yapalım, velilere ulaşalım, onlara çözüm önerilerimizi sunalım derken iş büyüdü, büyüdü sempozyuma kadar geldi. Biz çocuklarımız için nasıl bir dünya istediğimizi, nasıl bir eğitim sistemi hayal ettiğimizi bu sempozyumda konuşacağız aslında.

»Küba ve Finlandiya’dan temsilciler de sempozyuma katılıyor. Neden özellikle Küba ve Finlandiya seçildi?
OECD araştırmalarında ve PISA’nın açıkladığı sonuçlarda Finlandiya hep üst sıralarda çıkıyor. Aslında bütün veliler de gözü oraya dikti. Bize de soruyorlar basında hep Finlandiya eğitim sistemiyle ilgili haberler çıkıyor ama sebebi ne? Genelde de “Finlandiya’da dersler kaldırılmış, artık ders yapmıyorlarmış, çocuklar daha az okula gidiyormuş” haberlerini bize sordular. Bunun sırrı nedir, hakikaten dersler kaldırılmış mı, yoksa metodda mı değişiklik yapmışlar. Biz de öğrenmek istedik bunu, gelsinler bize başarının sırrını anlatsınlar istedik.

Küba için de şunları söyleyebilirim: Sempozyumun başlıklarından bir tanesi kamusal eğitim. Eğitimin herkesin ulaşabileceği şekilde eşit, laik ve kamusal olmasını savunuyoruz. Küba’nın modeli de bu anlamda önemli. Orada özel okul yok, özelleştirme yok. Özellikle bilimsel anlamdaki ilerlemeleri çok dikkat çekiyor. Sağlık alanında önemli gelişmeler kat ettiler. Aşılar üretiyorlar ve herkes kullansın diye patent de almıyorlar. Başka ülkelere doktor gönderdiklerini de biliyorum. Çocuk işçiliğin olmadığını duyuyoruz. Bunu nasıl başarmışlar. Onları gelip anlatsınlar istedik. Ülkeyi yönetenlere bir çözüm önerileri sunalım istedik.

»Sempozyumun başlığı ‘laik ve kamusal eğitim’ neden bu isim tercih edildi?
Aslında laik ve kamusal eğitimi biz de daha iyi öğrenmek istiyoruz. Bu uygulanabilir mi, bunu tartışmak istiyoruz. İstediğimiz şeyler mümkün mü yoksa bir ütopya mı, bunları öğrenmek istiyoruz. Elbette laikliğin öneminin farkındayız, bilimselliğin laiklikten ayrılamayacağını biliyoruz. Laikliğin salt “din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması” olarak tanımlanamayacağını ve aslında yaşamın her alanında olması gerektiğini ve aynı zamanda inanç özgürlüğüne karşılık geldiğini biliyoruz. Dolayısıyla laiklik çocukların ve insanların kendilerini özgürce ifade edebilmesini ve farklılıklarını da koruması anlamına geliyor. Bunun dışında kamunun ihtiyaçlarının yine kamunun olanaklarıyla sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla herkesin eşit bir şekilde eğitimden faydalanması gerekiyor. Bunun için de kamusal eğitim şarttır. Şu an Türkiye’de laik ve kamusal eğitim yok. Pedagojik açıdan baktığımız zaman çocukların uygun zamanda uygun eğitim almaları gerekiyor. Özellikle din eğitiminin 10 – 11 yaşından önce başlamaması gerekir. Ancak şu anda 3 yaşındaki çocukların soyut ve dogmatik kavramlarla karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Çocukların bunu anlaması ve anlamlandırmasının mümkün olmadığını ve bunun pedagojik açıdan uygun olmadığını biliyoruz. Eğitimin bilimselliği ortadan kaldırılıyor. Bilimsel derken salt bilimin ürettiği bilgiyi de kast etmiyoruz. Az önce de söylediğim gibi eğitimin bilimsel olması aynı zamanda çocukların doğru yaşta doğru eğitim yöntemiyle eğitilmelerini ifade ediyor. Bu yüzden de bilimsel eğitim diyoruz. Şu an maalesef bu durum bizim eğitim sistemimizde yok. Çok yoğun bir dinselleşme yaşandığını gözlemliyoruz. Gerek müfredat değişiklikleri, gerek din derslerinin sayısının artırılması ve dini cemaat ve vakıflarla yapılan protokollerle bu dinselleşme sağlanıyor.

»Nasıl bir sempozyum olacak?
Biz sempozyumu planlarken her konuda konuşalım istedik. İlk oturumda kim için, nasıl bir eğitim olmalı onu konuşacağız. Ondan sonra eğitimin ticarileşmesi, dinselleşmesi gibi konuları konuşacağız. Bu alanda mücadele edenlerin deneyimleri paylaşılacak. Bu anlamıyla da oldukça renkli bir sempozyum olacak. Çalışmalar da yoğun geçiyor ve ilgi de hayli yüksek.

»Türkiye genelinde Veli-der ne durumda?
2012’de yola çıktığımızda Kartal’daydık sadece. O zaman 4+4+4 süreciydi ve bunun olumsuz olacağını öngörmüştük. Bu da oldu maalesef. İşte eğitimin geldiği nokta ortada. Özellikle müfredatta yapılan değişiklikler, dinci vakıflarla yapılan protokoller, çocuklara yapılan istismarlar. Sadece cinsel içerikli olanlardan bahsetmiyorum. Çocuk işçilikten, eğitim dışına çıkmak zorunda bırakılan çocuklara kadar çok yoğun bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sene böyle başladı ve bize katılım birden arttı. Şu an 15 ildeyiz ve 22 ilde de girişimler var. Ağustos ayında bir çalıştay yaptık. O zaman 6 şubemiz vardı sadece. Ama genelde Batı illerindeyiz. Doğu’da henüz şube kuramadık, ileriye dönük olarak hedefimiz Doğu illerinde de şubeler açmak.

***

Asla öğreten pozisyonunda değiliz

»Veli-der’e velilerden büyük ilgi var. Ne düşünüyorsunuz?
Biz aslında kendimizi tanıtmak için çok bir şey yapmadık. Ama alanda kendi kedimize yaptığımız mücadeleler velilerin bize ilgisine neden oldu. Çalışma tarzımızdan kaynaklı oldu bu. Bizim de diğer velilerle aynı sorunları yaşıyor ve bu duruma ses çıkarıyor olmamız hem velileri anlamamızı hem de sorunları gerçek anlamda hissetmemizi sağladı. Bu da tabii velileri cezbetti. Okullarda yaşanan çok fazla sorun var ve veliler bunun farkında. Ancak bazen ses çıkaramıyorlar. Yalnız kalmaktan ve dışlanmaktan korkuyorlar. Çocukların zarar görmesinden korkuyorlar. Dolayısıyla veliler çekiniyorlar. Ama yanlarında Bizim gibi bir dernek olduğunda yalnız olmadıklarını görüyorlar. Bizim sonuç aldığımız deneyimler var. Bunları paylaştığımızda evet başarabiliriz diyorlar. Nitekim başardığımızda da mutlu oluyorlar. Bir de tabii ki velilere karşı asla öğreten pozisyonunda olmuyoruz. Onlarla birlikte neler yapılacağını onlardan öğrenerek ve tabii ki katkıda bulunarak ortak karar veriyoruz. Adım adım mücadele ediyoruz. Zaten yetişkinlerin özelliği kendi aldığı kararlara sahip çıkmalarıdır. Dolayısıyla insanlar kararlarına sahip çıkıyor. Bundan kaynaklı velilerin ilgisi var ve tabii ki resmi bir derneğpiz ve muhataplık ilişkisi açısından da bu önemli oluyor.

En Çok Okunan Haberler