Vurun kapitalizme!

Kapitalizmin neden olduğu gelir ve servet adaletsizliği o denli aşikar hale geldi ki, artık bu gerçek dolar milyarderleri tarafından bile dile getiriliyor

Adeta şeytan taşlarcasına, ultra zenginlerin kapitalizme veryansın etmeleri moda oldu. Ağzını açan, Çin Kültür Devriminde başkan Mao’nun, “Karargahı bombalayın!” talimatına uyar gibi velinimetleri kapitalizmi topa tutuyorlar. Şöhretli spekülatör George Soros, kendi sınıfına ihanet etmekle böbürleniyor. Unilever’in CEO’su Paul Polman, “kapitalizme karşı kapitalist tehdit” ten söz ediyor.

New York sosyetesinin ciğerini okuyan ünlü Amerikalı yazar Scott Fitzgerald, “zenginlerin senden benden farklı yaratıklar” olduğunu dile getirmişti. Gerçekten de bazı zenginler aykırılık olsun diye kapitalizmi yerden yere vurarak ruhlarını kurtarmaya çalışıyor olabilirler. Fakat bazıları da, somut olgularla kapitalizmi teşhir ediyor. Hatırlarsanız, Bill Gates ile birlikte dünyanın en zengin ikilisi arasında yer alan Warren Buffett, sekreterine kendisinden daha yüksek vergi oranı uygulandığından şikâyet etmişti. Gates ise daha geçen hafta küresel ısınmaya ilişkin somut verileri analiz ettikten sonra, kapitalizmi onarmak zamanının geldiğini ilan etti.

Bilindiği gibi geçen hafta sonu Antalya’da gerçekleştirilen G-20 zirvesine Ali Koç’un kapitalizm eleştirileri damgasını vurdu. Hatta kapitalizmin insanileştirilmesini, iyileştirilmesini değil, “eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkmasını” savundu. Ali Koç gerçekten de insani duygularla hareket etmiş olabilir. Dünyadaki ve ülkemizdeki eşitsizlikler, adaletsizlikler vicdanını rahatsız ettiği için ağzını açıp, gözünü yumduğu düşünülebilir. Diğer yandan kapitalistlerin rasyonel kişiler olduğundan hareketle, kapitalizme yönelik sert eleştirilerinin sınıfsal konumlarıyla bağdaşan bir ekonomik mantığı bulunduğu varsayılabilir.

***

İşte 10 maddede Ali Koç’un kapitalizm eleştirisinin ardındaki muhtemel nedenler:

1- Kapitalizm 2007-2008’de içine düştüğü küresel krize bir çözüm bulamadı. Büyük Depresyon sonrasında olduğu gibi yeni bir “düzenleme rejimi” de geliştiremedi. Gelişmiş ülkelerde yüzde 2 büyüme hızı bile yakalanamıyor, dünya ticareti yavaşlıyor, özellikle Avrupa’da işsizlik sorun olmaya devam ediyor. IMF son Küresel Ekonomik Görünüm raporunda, 2015 küresel büyüme tahminini, 2009’dan bu yana en düşük düzeye, yüzde 3.1’e çekti.

2-Kapitalizmin neden olduğu gelir ve servet adaletsizliği o denli aşikâr hale geldi ki, artık bu gerçek dolar milyarderleri tarafından bile dile getiriliyor. Küresel elitlerin Davos buluşmasında bile gelir dağılımı bozukluğu üzerine kafa yoruluyor. Thomas Piketty’nin “21. Yüzyılda Kapital” inin uzun haftalar “çok satanlar” listesinin zirvesine yerleşmesi bile konuya olan ilgiyi gösteriyor.

3-Üretimden emeğin aldığı pay giderek geriliyor. Tüm dünyada bu durumun olumsuz sosyal ve insani sonuçları hissediliyor. Küresel krize kadar, finansallaşma yoluyla, emekçileri borçlandırarak gelirlerinin üzerinde harcama yapmaları sağlanmış, bölüşüm bozukluğunun olumsuz etkileri bir miktar törpülenmişti. Şimdi artık işverenler de çalışanların sadece bir maliyet unsuru değil, üretilen mal ve hizmetler için önemli bir “talep” kaynağı olduğunu hatırlıyor.

4-Küresel kapitalizmin herkesin yelkenini şişirecek, yüzünü güldürecek bir kurgu olduğu yanılsaması sona eriyor. Serbest piyasayı mutlak kabul eden ve ona mükemmel işleyen bir sistem rolü biçen zihniyetin inandırıcılığı azalıyor, kapitalizmin ideolojik hegemonyası geriliyor.

5-Neoliberal düzende zenginlerin ödediği vergilerin düşüşü, sosyal devletin zayıflamasına, eğitim başta gelmek üzere toplumsal hizmetlerin piyasaya terk edilmesine yol açıyor. Bu da alt sınıfların mensuplarının kariyer basamaklarını zorlamalarını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Koç Holding gibi firmaların en geniş insan havuzundan yetişmiş ve yetenekli eleman istihdam etme olanakları giderek zayıflıyor. İmam-Hatipleşme ise Türkiye’nin kendine özgü bir sorunu olarak manzarayı iyice bozuyor.

6-Soğuk Savaş dönemindeki gibi kapitalizmi tehdit eden sosyalizm benzeri bir rakibi bulunmuyor. Yunanistan’da SYRIZA örneği, yüzde 1’e karşı Wall Street’i İşgal eylemleri gibi geçici parlamalar kolaylıkla bertaraf ediliyor. Sendikalar zaten gittikçe zayıflıyor. Bu da endişe duymadan kapitalizmi eleştirmek için uygun bir iklim yaratıyor.

7-En son Paris saldırısında gözlendiği gibi, biraz da küresel kapitalizmin köpürttüğü kin ve nefret, insanlığı bu kötülükleri doğuran ekonomik düzen üzerinde düşünmeye çağırıyor.

8-Kapitalizmin yol açtığı aşırı üretim ve körüklenen tüketim, ekolojik dengeleri bozuyor; hava kirliliği, küresel iklim değişikliği gibi sonuçlar muhatabının cebine bakmayıp, en zenginlerin “mutena” yaşamlarını bile berbat ediyor.

9-Kapitalizmin boğaz boğaza rekabet yaratan aşırı kâr hırsı, piyasa süreçlerinde tutunamayan kapitalistleri de ayıklıyor. Aşırı hırs, acımasız rekabet girdabı artık üstte kalanların, en zenginlerin bile asabını bozuyor.

10-Türkiye’nin özellikle 1 Kasım sonrası ikliminde hükümeti, rejimi, maazallah RTE’yi eleştirmek yerine, soyut bir muhataba, kapitalizme saydırmak daha az riskli görünüyor…

En Çok Okunan Haberler