Winchester: Manivelalı korku filmi

Winchester, hayaletli gotik bir korku filmi. Amerikan başlığı olan film bir Avusturalya prodüksiyonu. Predestination ve Daybreaker filmleri ile kendilerine has vizyonlarını ortaya koyarak seyirciyi hayran bırakan Alman ikiz Spierig Kardeşler’in bu son filmi ne yazık ki geçen sene hayal kırıklığı yaratan Jigsaw’dan sonra gelen en zayıf filmleri. Daha doğrusu bu filmin yönetmen koltuğu adeta oto pilota emanet edilmiş hissi veriyor.

Film, “Her ne kadar gerçek olaylardan etkilenmiştir” dese de bunun ölçüsünü belirlemek bu hikâye için artık zor çünkü gerçekte de hayaletli malikane olarak hâlâ günümüz turistik cazibe merkezlerinden biri olan bir evden ve mitleşmiş hikâyelerden bahsediyoruz. Benim filmi izlerken emin olduğum tek doğru; 1906’da San Francisco depremi bildiğimiz üzere en çok can alan ve en yıkıcı depremlerden biri olarak kayda geçmişti ve bu filmde bu deprem ile malikanenin miti arasında kurulan paralellik filmin gerçek ve mitlerle beraber nasıl harmanlandığını gösteriyor.

Winchester tüfek şirketinin büyük hissedarı dul Sarah Winchester (Helen Mirren), şirketinin ürettiği tüfeklerle öldürülmüş kişilerin ruhlarının lanetinden kurtulmaya çalıştığı filmde, Helen Mirren’a, opium bağımlısı doktor Eric rolünde Jason Clarke eşlik ediyor. Oyunculuklar orta düzeyde. Önemli karakter oyuncusu Helen Mirren hikâye ve yönetmen açısından eli kolu bağlı gibi duruyor, performansını ortaya koyabileceği bir açıklık yokmuş gibi adeta. Jason Clarke’ın filmde oynadığı karakteri tanıma kısmı o kadar yanlış başlıyor ve uzun sürüyor ki karakterin travmatik geçmişini umursayamıyorsunuz ve içi boş duran bu karakter finalinde bile hiçbir şekilde güven telkin etmiyor.

Winchester, her türlü çabasına karşın hiç korkutmuyor, germiyor, meraklandırmıyor. Peki neye yarıyor derseniz aslında sadece silah endüstrisine getirdiği eleştiri paralelinde ilerleyen dramı ile ilgi çekici bir mesaj veriyor. Zaten filmin tek hoş yanı da bu diyebilirim. Silah ve şiddetle kutsanan bir ulusun laneti olarak Amerikan politikasını lanetleyen bir film olduğunu düşünebiliriz. Ve filmin bu anlamdaki mesajını anlamak için, bugün bile dünyanın en büyük silah üretim şirketlerinden biri olan Winchester Repeating Arms Company’nin gücüne bir göz gezdirmek iyi olabilir.

Düşük bütçeli bir film için Winchester gene de oldukça iyi gözüküyor. Malikane dış çekimlerde biraz fazla maket durmasına rağmen ürkütücü, kostümler başarılı ancak filmin bütününde atmosfer yok. Film PG-13 derecesi almış yani 13 yaş altının filmi izlemesi için velinin izni gerekiyor. Ve bu film derecelendirmesi bu türdeki filmlerin bütün cazibesini yetişkinler ve de özellikle korku filmi tutkunları için yok ediyor. Vahşet görüntülerinin hiç olmadığı bu filmlerde kan, yakın çekim rahatsız edici görüntüler olmayınca film hakkıyla korku filmi olamıyor. Abartarak iyi yönünden bakacak olursak, gençlerin silah algısını negatif yönde etkileyebilecek olan filmin hikâyesi bu sayede daha geniş seyirci bulacağından, filmi eğitici olarak değerlendirebiliriz.

Sonuç: Filmde çok uzun süre hiçbir şey olmuyor, oyunculuklar çok iyi değil ve film biter bitmez filmi unutuyorsunuz. Karar sizin.

En Çok Okunan Haberler