Yaptırımların Türkiye’ye asıl etkisi kasımdan sonra

EKİN AKYAZ

ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs ayında İran nükleer anlaşmasından çekilme kararının ardından Tahran’a yönelik yaptırımların ilk dilimi önceki gün devreye girdi. Almanya, Fransa, İngiltere ve AB gibi müttefiklerin dahi karşı çıktığı yaptırım kararından geri adım atmayacağını belirten ABD Başkanı Trump, kasım ayında açıklanacak olan ikinci yaptırım paketinin daha sert olacağını açıkladı. Trump, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, İran’la iş yapanların ABD ile iş yapamayacaklarını söyledi. Trump’ın yaptırım kararı uluslararası bir krize dönüşürken, yaptırım kararlarından ciddi şekilde etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor. ABD’nin yeniden yürürlüğe soktuğu yaptırımlar içinde en önemli unsurlar İran’ın para, altın, ham petrol ve petrol ürünleri ticareti. Bu kalemler, Türkiye’yi de doğrudan ilgilendiriyor.

ABD’nin İran’a yönelik yaptırımların Türkiye’ye yansımalarını ve krizin bölgesel ve uluslararası boyutlarını Kadir Has Üniversitesi’nden Doç Dr. Salih Bıçakçı BirGün’e değerlendirdi. ABD’nin İran kontrol altında tutmak için bu tür yollara başvurduğunu hatırlatan Doç. Dr. Bıçakçı, “ABD’nin İsrail ile ciddi bir ittifakı var. İsrail ve Suudi Arabistan’la İran karşıtlığında birleştiler. İran’ın yayılacağı bütün anları kontrol etmek blokaj altında tutmak istiyorlar” dedi.

Ambargonun ekonomik etkilerinin İran içerisinde fark edilmeye başlandığını ifade eden Bıçakçı, “İran’ın kendi içinde de ciddi hareketlilikler var. İsfahan, Şiraz ve Meşhed kentleri kötüleşen ekonomik durumlar nedeniyle protesto gösterileri var. İran ekonomik beklentileri gerçekleştiremeyince kendi ülkesi içerisinde de krizlere neden oluyor. İran’dan beklenen Lübnan’dan ve Suriye’den çekilmesi, ama artık bunun için sanıyorum oldukça geç” dedi.

Türkiye’ye etkisi Kasım’dan sonra
İran’a uygulanan yaptırımın Türkiye politikasına etkisini uzun vadede ve ikinci aşamadan sonra kendisini daha çok göstereceğini söyleyen Bıçakçı, “iki noktada İran’a bağlıyız. Biri doğalgaz, diğeri de İran’la komşu olmanın da etkisi ile kurulan ticari ilişkiler. Bu nedenle elbette aksamalar olacaktır. Geçmişi hatırlayalım, İran’da yine ambargo söz konusu olduğu zaman alışverişi takas üzerinden gerçekleştirmiştik. Doların farklı bir yükselişi var. Hem İran hem Türkiye bağlamında görüyoruz” diye konuştu

Uluslararası politikadaki yansımalarına dair tek boyutlu bir satranç tahtasından bahsedemeyeceğimizi bu nedenle net bir şeyler söylemek için erken olduğu söyleyen Bıçakçı, “Fransa ve Almanya’nın başını çektiği bir grup Avrupa ülkesi Obama döneminin sonunda ambargo kalkar kalmaz İran’a yatırım yapmaya başladı. Çünkü İran büyük bir market, şimdi bu yatırımlar başlamışken İran’dan çekilmek çok yüklü bir maliyet. Amerika’nın Çin ilişkilerinin gerilmesi ve Gümrük meselesi de burada etkili” dedi.

En fazla petrol yaptırımları etkiler
Türkiye’deki ve diğer ülkelerdeki politik etkilerini daha çok petrol yaptırımlarıyla göreceğiz diyen Bıçakçı sözlerine şöyle devam etti: “Bilinmezlik durumları toplumları genellikle radikalleştirir, bu ticari ilişkiler devam etmek durumunda. Ayrıca pek çok konu birbiri ile ilişkili. Suriye meselesi, Irak’ta temmuz ayındaki ayaklanmalar, Yemen’deki geçiş noktası ve petrol meselesi bunun parçası, Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerginlik de bunun bir parçası”

Herkesin kendi oyununda daha başarılı olmaya çalıştığını vurgulayan Bıçakçı “Artık Ortadoğu’dan bağımsız olarak gelişen ama Ortadoğu ile doğrudan ilişkili olan gelişmeler oluyor. Amerika’nın Çin üretimlere vergi getirmesinden İngiltere’nin Brexit ile AB’den ayrılması kadar pek çok farklı dinamik bu olayla ilişkili. AB’nin ve Avrupa’daki ülkelerin nükleer anlaşmaya bağlı kalması da bunun önemli bir parçası” diye konuştu.

Uluslararası güçler çıkar ayrılığında
ABD’nin AB ile ilişkilerinde de İran’ın önemli bir etkisi olduğunu vurgulayan Bıçakçı, “Bu sınırlama durumu da otomatik olarak AB’den bir tepkiyi getiriyor. Herkesin müttefik olduğu bir nokta var. İran’ı yaptırımlarla durduramazsınız ama öte yandan şöyle de bir durum var, İran’ın ekonomik iç kırılganlıkları da devam ediyor. Dini lider Hamaney meselesi ve onun sonrasında gelen Hasan Ruhani’nin reformist bir aday olması ve bankaların sisteme entegre olması da önemli bir öğe, bu karmaşık sürecin dünyada nelere yol açacağız” diye konuştu.

ABD’nin AB’ye ihtiyacı var
Uluslararası güçlerin ve ticaret savaşlarının altını çizen Bıçakçı sözlerini şöyle bitirdi: “Amerika başka bir yöne doğru gitmek istiyor, ama öte taraftan AB ile beraber olması gerekiyor, çünkü Rusya tehdidi hala yanı başında ve NATO’nun hala en büyük para aracı ABD. Putin Trump’a Helsinki zirvesinde iki konuda işbirliği önerdi. Biri Rakka dahil olmak üzere boşaltılan alanlarda mayınların temizlenmesi diğeri de göçmen meselesinin düzenlenmesine yardım istedi. Peki, bu yardımı neden istiyor? Çünkü Rusya bölgede kalmak istiyor ama bunun bir de maliyeti söz konusu.”

En Çok Okunan Haberler