Yazı Dizisi -1: Çocuklara cinsel istismar neden önlenemiyor?

Hazırlayan: Ekin Akyaz

Türkiye’de çocuk istismarına yönelik önleyici tedbirler alınmıyor. Bu durum bazı soruları da açığa çıkartıyor: Çocuk haklarını temel alan uygulamalar mevcut mu? Sadece cezalandırmaya odaklanmak sorunları çözer mi? Veriler açık ve şeffaf mı? Bu soruların yanıtlarını uzmanlar BirGün’e yanıtladı.

Politikalar çocukları korumakta yetersiz!

Çocuğa yönelik istismar ve ihmal suçlarında uygulanan politikaların bir sonucu olarak her geçen gün çocuğa yönelik cinsel istismarla ilgili yeni bir haber karşımıza çıkıyor. Çocukların güçlendirilmesi, haklarının korunması, farkındalık yaratılması için sosyal hizmetler çok önemli bir yer teşkil ediyor. BirGün’e konuşan Sosyal Hizmet Uzmanı Zeynep Mutlu, çocuğa yönelik politikaların bir türlü yeterli, kalıcı ve çok yönlü olarak sağlanamadığını söyledi.

Yeterli sayıda uzman çalışmıyor
Alanda yeterli sayıda sosyal hizmet uzmanının çalışmadığını aktaran Mutlu, “Bu durum hem Sağlık Bakanlığı politikası hem devletin istihdam politikası ile ilgilidir. Sosyal hizmet devletin bir yükümlülüğü bunu yerine getirirken doğru ve nitelikli eleman istihdamı önemlidir. Bu tür çalışmalar şekilsel ve biçimsel tutulduğunda maalesef yol kat edilemiyor. Hastaneye başvuran sayısına göre doğru bir istihdam yapılabilirse, bu kişiler sadece vakalara bakmaz, koruyucu çalışmalar da yapar” diye konuştu.



Müdahaleler göstermelik
Anlık ve göstermelik müdahaleler yerine istikrarlı, çok yönlü çalışmalar yapmanın önemine vurgu yapan Mutlu, sözlerine şöyle devam etti: “Diyelim ki bir bölgede erken yaşta evliliklerden bahsediyoruz. Düzenli çalışmalarla bu durumun takibi yapılabilir. Sosyal hizmet uzmanları ikâmet bölgelerine giderek toplum çalışması yapar. Bilgilendirme farkındalık ve önleme çalışmaları yapar. Kaynağına ulaşır. Bu duruma neyin yol açtığı tespit eder. Yoksulluk, mültecilik, muhafazakarlık ya da o sebep her neyse ona göre çalışma yapar. Ama bin kapasiteli hastanede iki tane sosyal hizmet uzmanı çalıştırırsanız müdahale yetersiz olacaktır.”


Adli Sicil İstatistiği Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; 2017’de çocuğa yönelik cinsel istismara ilişkin karar sayısı 33 bin 441 oldu. Bu rakam, toplam cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların yüzde 37’sini oluşturuyor.

“Proje bazlı uygulamalar denetlenmeli ve kurumsallaşmalı” diyen Sosyal Hizmet Uzmanı Zeynep Mutlu, “Eğer çocuğa yönelik algımızı değiştirmezsek bu tür projelerle övünür durumda kalırız. Örneğin Çocuk İzlem Merkezlerinde (ÇİM) sadece cinsel istismara bakılıyor. Oysa ilk kurulduğunda amaç çocuğa yönelik çok yönlü takibi sağlayabilmekti. Maalesef buralarda izleme değerlendirme yapılmıyor, sadece sevk mekanizması sağlanıyor” şeklinde konuştu.

Bakanlığa sorular
Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı’na defalarca “Strateji belgesinin neden uygulanmıyor? Neden yenilenmiyor?” sorusunu sorduklarını dile getiren Mutlu, şunları ifade etti: “Bu aile bakanlığının sorumluluğu defalarca sorduk. Birincil sorumluluğu çocuğun korunması olan aile bakanlığı bu belgeyi harekete geçiremiyor. Üstelik hayata geçirebilirse, sadece cinsel istismarla da değil, çocuk işçiliğiyle, çocuk yaşta evliliklerle, çocuğa karşı işlenen bütün suç ve ihmalleri ortadan kaldırmak zorunda olacak. Örneğin bunun uygulandığı bir durumda iş kanuna getiren son değişikte yer alan çıraklık adı altındaki düzenlemeleri göremezsiniz.”

Erken uyarı sistemi çok önemli
Bir türlü kurulmayan erken uyarı sisteminin çok önemli olduğuna dikkat çeken Mutlu şunları kaydetti: “Devletin acilen sağlıklı, ayrıştırılmış veri ulaşımını sağlaması gerekiyor. Kıyaslı verilerden yola çıkarak değil, açık net şeffaf ve hesap verilebilir bir veri sistemi olması gerekir. Bu veriler ışığında da risk bölgelerine göre özelleşen önlemler alınabilmeli. Türkiye çok çabuk tepki veren ve unutan bir ülke ama ihmal ve istismarla mücadele süreklilik, istikrar ve kontrol gerektirir.”

Bütün bunlara rağmen gerçekleşen durumlarla ilgili ise ihmal ve istismarın tekrarını önleyen çalışmalar yapmak gerektiğini hatırlatan Mutlu, “Koruyucu çevre oluşturabilmek çok önemlidir. Riskleri en aza indirecek, riskleri ortadan kaldıracak bir perspektifle hareket edilmesi gerekiyor. Bu aile içinde ya da bakım veren her kimse onların sorumluluklarını güçlendirmeyi de içeriyor” dedi.

Erken yaşta evlilikleri kabul eden bütün düzenlemelerin istismarın önünü açtığını söyleyen Mutlu, “15-16 yaş evlilikleri hiçbir koşulda rızaya bakılmasın. 16 yaşta mahkeme kararıyla evlilik izni verilebilir gibi hükümlerin tamamen ortadan kalkması gerekiyor. Maalesef erken yaşta evlilik ülkemizde kabul edilen bir gerçek haline geldi. 18 yaş altı bütün bireyler çocuktur, erken yaşta evlilikler çocuk istismarıdır diye bir yasal düzenleme getirmek gerekiyor. Bu nedenle 16 yaş evlilik izinleri kaldırılmalı ve hiçbir şekilde iyi hal indirimi uygulanmamalı” diye konuştu.

‘Faaliyetler çok dağınık’
Çocuğa yönelik faaliyetlerin tek bir merkezden yürütülmesinin, hızlı ve çocuk hakları temelli olmasının önemine vurgu yapan Mutlu, sözlerine şöyle sonlandırdı: “Faaliyetler çok dağınık. Hangi bakanlığının hangi il müdürlüğü bunu takip ediyor öğrenemiyoruz. Tek elden olması gereken hizmetler parçalanıyor ama çocuğa özgü ayrı bir birim olarak da çalışmıyor. Çocuklara yönelik yargılamalar bile hâlâ adli yargı içinde yapılıyor. Bazı yerlerde çocuk mahkemeleri dosya sayısı az olduğu için kapatıldı. Bu tür uygulamaların bir an evvel son bulması gerekiyor.”

***

Cezada indirime asla gidilmemeli

Çocuk İstismarını Önleme Derneği’nden Paslı: Çocuğa yönelik şiddet mutlaka cezalandırılmalı, cezalarda indirime gidilmemeli

Türkiye’de çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarında ihmaller ve takipsizlik önemli bir sorun haline geldi. Sorunun karşısında tutarlı, kalıcı ve çocuk haklarını merkeze alan çözümler üretilemiyor. Konuya ilişkin Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği’nden Figen Paslı ile konuştuk. Paslı, AKP ve çevresinin sıklıkla gündeme getirdiği istismara karşı kimyasal kastrasyona ilişkin, “Şiddeti önlemede bir başka şiddet türü çözüm olamaz. Sadece cezalandırmaya odaklanarak bu sorun çözümlenemez. Çocuğa yönelik şiddet mutlaka cezalandırılmalı, cezalarda indirime gidilmemelidir; ancak, asıl önemli olan; önleyici ve koruyucu politikaların oluşturulması ve uygulanması zorunluluğudur” diyor.

»Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği'nin çocuklara yönelik 'cinsel istismara' ilişkin çalışmalarından kısaca bahsedebilir misiniz?
Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği çocuğa yönelik sadece cinsel değil, fiziksel, duygusal istismarın ve ihmalin önlenmesine yönelik çalışmalar bilimsel, eğitsel etkinlikler ve danışmanlık yapmaktadır. Bu bağlamda derneğimiz, alanda çocukla çalışan; psikolojik danışman, öğretmen, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hekim, avukat gibi profesyonellere yönelik eğitimler, ebeveynlere ve çocuklara yönelik farkındalık kazandırma eğitimleri, ulusal ve uluslar arası kongre, sempozyum, çalıştay gibi bilimsel etkinlikler yürütmektedir.

»Politikalarda çocuğa yönelik ‘koruyucu’, ‘önleyici’ faaliyetler yeterli mi? Neler yapılabilir?
Koruyucu ve önleyici çalışmaların çocuğa yönelik istismarın önlenmesinde daha etkili olması gerekmektedir. İkincil önleme dediğimiz; çocuğun istismarına yol açabilecek risklerin belirlenmesi ve ailelere danışmanlık, rehberlik, destek hizmetleri sunulmalıdır. Önleyici yaklaşımlar olarak erken uyarı sistemleri, çocuklar için hazırlanacak başvuru mekanizmaları, cezasızlıkla mücadele, çocuk dostu kentler oluşturmaktan söz edebiliriz.
Koruyucu ve önleyici çalışmalar kapsamında risklerin belirlenmesi ve risk taşıyan ailelere yönelik sosyal hizmetlerin planlanması çalışmalarını da içeren, özellikle eğitim ortamında çocuğa yönelik şiddetin fark edilerek müdahale ve koruma sürecini sistemli bir şekilde ele alabilecek “okul sosyal hizmeti” uygulaması son derece önemlidir.

»Bu koruyucu faaliyetlerin dışında, mevcut uygulama içerisinde de bazı ihmaller mevcut ki, bugün hâlâ çocuğa yönelik cinsel istismardan bahsedebiliyoruz. Bu konudaki ihmaller nelerdir?
Bu sorunlar, toplumdaki çocuğa bakış açısı, çocuk algısıyla ilgili sonuçlardır. Çocuğun hakları olan bir birey olarak kabul edilmeyişi, hem ebeveynlerin, hem de daha geniş anlamda toplumun, çocuğu kendilerine ait bir varlık olarak görmesiyle ilgili bir durumdur. Bu anlamda kendine ait olarak görülen çocuğun kötüye kullanımı ve sömürüsü söz konusudur.

»Türkiye’deki mevcut yasal düzenlemeler ve uygulamalarla imzalanan uluslararası sözleşmeler arasında oldukça büyük açı farkları var. Bunu değerlendirebilir miyiz?
Çocuk haklarına ilişkin sözleşmeye göre çocuğa yönelik şiddetin önlenmesi devletlerin yükümlülüğündedir. Devletler çocukları şiddetten korumalı; çocukların sağlıklı bir şekilde ve güvenli ortamlarda yaşaması için etkili, hak temelli politikalar geliştirmelidir. Uluslararası sözleşmelere uygun ulusal düzenlemelerin tam olarak gerçekleştiğini söyleyemiyoruz ne yazık ki. Mevzuatta yer alan düzenlemelerin de uygulamada tam olarak gerçekleşemediği gözlenmekte.

»Çocuğa yönelik şiddette yine önerilen şiddet oluyor. İdam cezası, kastrasyon (hadım) vb. çağdışı uygulamaların ceza yasasına girmesi öneriliyor. Bu tartışmalar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şiddeti önlemede bir başka şiddet türü çözüm olamaz. Sadece cezalandırmaya odaklanarak bu sorun çözümlenemez. Çocuğa yönelik şiddet mutlaka cezalandırılmalı, cezalarda indirime gidilmemelidir; ancak, asıl önemli olan; önleyici ve koruyucu politikaların oluşturulması ve uygulanması zorunluluğudur.

»Çocukların istismar ve ihmalden korunması için kapsamlı/bütüncül politikalar nelerdir? En azından ilk olarak neleri sıralayabilirsiniz?
En büyük eksiklik çocuğa yönelik şiddete ilişkin veri eksikliğidir. Hak ihlalleriyle ilgili veri sistemi yoktur. Öncelikle sorunla ilgili mevcut durumu anlayabilmek ve buna göre etkili politikalar oluşturmak gerekir; şiddet gerçekleştikten sonra cezalandıracak değil, şiddeti önleyecek yaklaşımı temel almak şarttır. Sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları, üniversitelerin ilgili birimlerinden oluşan Çocuğa Yönelik Şiddetin Önlenmesi İçin Ortaklık Ağı’nın hazırladığı ayrıntılı bir politika belgesi bulunmaktadır. Çocuğa yönelik şiddetin önlenmesi için öncelikle bu politika belgesinin uygulamaya geçirilmesi gerekir.

***

Kapsamı geniş koruma sistemi oluşturulmalı
Çocuk Koruma Merkezleri Destekleme Derneği’nden (ÇOKMED) Hatice Kaynak, hem Çocuk Koruma Merkezleri’nin faaliyetleri hem de mevcut uygulamaların eksiklikleri üzerine BirGün’e değerlendirmelerde bulundu. Kaynak, özetle şunları söyledi:



»Çocuk Koruma Merkezleri yaygınlaşmalı: Çocuk koruma merkezleri ilk olarak 2001 yılında Gazi Üniversitesinde kuruldu. Şimdi 11 tane Üniversitede var. İstismara uğrama şüphesi olan çocukların bazen aileler bazen öğretmenler tarafından getirildiği ve sosyal hizmet uzmanı, psikolog, adli tıpçı, psikiyatrist, çocuk doktoru gibi yok yönlü bir ekiple çalışılıyor. Çocuğu bütüncül olarak ele alıp hırpalamadan, tek bir yere giderek değişik yerlerden raporlar almadan işin uzmanları tarafından yapılması için ön görülmüş bir merkez burası

»Çocuk izlem merkezleri yetersiz: Çocukların ifade için çok sık gitmesinin ya da defalarca ifade vermesinin de ayrı bir travma yarattığı ikinci bir istismara yol açtığı düşüncesi ile Çocuk İzleme Merkezleri kuruldu.

Yaygınlaşması ve kapsamının genişlemesi önemlidir. Çünkü çocuklar Çocuk İzlem Merkezi olmayan yerlerde ifade veriyorsa o zaman ikincil bir örselenme yaşıyorlar. Sanığın ceza alması bir yönü ama diğer tarafı ise çocuğa ve ailesine sosyal hizmet ve tıp desteğinin verilmesi gerekiyor. Bu merkezler biraz bu desteği sağlayan merkezler niteliğinde, ama her vakada başarılı değiller, izlem yapamıyorlar.

»Cezadan çok koruma düşünülmeli: Maalesef Türkiye’de önleyici koruyucu değil de ikincil ve üçüncül korumalara bakıyoruz. İngiltere’de devlet okul öncesi eğitimi özelikle riskli bölgelerde üç yaştan itibaren zorunlu tutuyor. Bu sayede oran oldukça düşüyor. Türkiye’de ise bunları idam edelim gibi yaklaşımlar çıkıyor. İdam cezası olan İran’da cinsel suçlar azaldı mı? Kökenine yönelik bir şey yapılmıyor. Mevcut cezalar da uygulandığında hiç de az değil ki ceza dışında çocuklarımızı koruyacak başka politikalar gerekiyor.


- Dizi devam edecek-

En Çok Okunan Haberler