Yol Ayrımı: Tolstoy musun sen?

Yol Ayrımı filminde Mahzar Kozanlı’nın dostu Altan kendisine ‘Tolstoy musun sen?’ diye seslenir. Bu an filmin ana damarını görmemiz için önemli bir ipucudur. Tekstil sektörü imparatoru Mahzar Kozanlı büyük burjuva bir ailedendir. Ölümden döndüğü bir kaza sonrasında hayatını değiştirmek ister ve yüzde altmışlık şirket hissesini çalışan, işçi arasında eşit dağıtmaya yani sistemin merkezine dinamit koymaya karar verir. Bir yandan İvan İlyiç benzeri boşa yaşanmış bir hayatla hesaplaşan Mazhar Kozanlı bir yandan da, aristokrat bir ailede yetişen varlık içindeki Tolstoy’un, malikanelerini, topraklarını satması gibi, bir nevi Tolstoyculuk oynamaya karar verir.

Dönüşüm
Yavuz Turgul’un kahramanları hep akılda kalıcı tiplerdir, onları tanıdığımızı hissederiz ve onun kahramanları hep bizim kahramanlarımız olur ve bu kahramanları hiç unutmayız. Ancak Mazhar Kozanlı şu ana kadar gördüğümüz Yavuz Turgul kahramanlarından farklı. Kötü, adaletsiz, ahlaksız bir düzenin temsilcisi olarak bize tanıtılan Mazhar, hikâyede kısa bir süre sonra ani bir karakter değişimi yaşıyor ve af diliyor. Ancak seyircinin kötü olarak kodladığı Mazhar’ı ve temsil ettiği kapitalizmin günahlarını seyirci kolayca affedemiyor zaten senaryo da bu anlamda pek bir şey sunmuyor. ‘Yeni’ Mazhar’ın günahlarından arınmak için ortaya koyduğu plan ise çarpıcı değil çünkü yeni değil. Mazhar’ın kendi yüzdesini işçi ve çalışanlarına bölüştürerek onları sermayedar yapma planı, bu konularla ilgili seyircinin kafasında soru işaretleri uyandırıyor. Reel dünyada faydaları tespit edilen sermayeyi şirket tabanına yayma sisteminin küçük ve büyük ölçekte benzerleri özellikle Avrupa ve Amerika’da zaten uygulanmakta ve çalışanların sermaye ortaklığı teorik ve pratik olarak çeşitli modellemelerle hâlâ geliştirilmekte. Yani Mazhar Kozanlı’nın herkesi şoke eden bu teklifi pek radikal bir eylem değil.

İdeolojik eleştiri
Tüm bunları göz ardı etsek bile Mazhar’ın bu dönüşümü biraz olsun ideolojik olarak temellendirilmeliydi. En azından anarşizm ve bankerliğin birbirinin aynı şeyler olduğu saptamaları ile kafa karıştıran Pessoavari bir yaklaşım veya kapitalizm ile insanlık arasındaki çelişkilere dikkat çeken mantıklı akıl yürütmeleri öne sürülebilseydi, bu dönüşümün suniliğinin hesabını sormaya gerek bile kalmazdı. Mazhar’ın değişimi, siyasi sistemi eleştirmeden, kapitalizmi daha dikkatli bir şekilde örneklemeden, duygusal bir vicdani buhran ile geçiştirilince, beklentisi yüksek seyirciyi tatmin etmek zor. Yani yemekten taş çıkınca aşçıyı kovmak bunun için yeterli değil... Sinema, işçi sınıfından çıkan devrimci tiplemesine alışıktır ama burjuva anarşist, sinema için altın değerindedir. Bu altın fırsatın oyuncu seçimi ile kaçırıldığını düşünüyorum. Yavuz Turgul ve Şener Şen’in ayrılmaz ikili olmasında elbette bir sakınca yok ama Mazhar rolünü daha genç ve dinamik bir oyuncu oynasaydı karakter bir ana kahramana dönüşebilirdi...

Karar
Tüm bu eleştiriler filme kötü demeye yeterli mi? Hayır değil. Yol Ayrımı, gayet bütünlüklü, tutarlı, yoğunluklu bir şekilde Yeşilçam sosyalist filmlerindeki işçi mücadelelerini hatırlatan, Türk usulü gerçekçilik barındıran bir film. İzlerken gayet keyif aldım. Yavuz Turgul’un tüm siyasi ve sosyal kargaşaya daha üstten, sakin ve olgun bir şekilde bakarak bu film aracılığı ile bir çözüm önerdiğini düşünüyorum. Sokaklarda yenen gazların, işçi haklarının yerle yeksan oluşunun, sendikaların satılmışlığının çözümünün sadece işçi sınıfı direnişlerinde olmadığını söyleyerek gücü ve parayı elinde tutan ayrıcalıklı sınıftan olanları anarşist bir tavır almaya ve işçilerle beraber direnmeye davet ediyor hatta teşvik ediyor.

Not: Filmde kullanılan köpek eğitimli ve mutlu bir köpek, çekim sırasında gayet sevilmiş ve iyi bakılmış.

En Çok Okunan Haberler