Yurtdışında oy kullanma sistemi hakkında bilinmesi gerekenler

Ali Arayıcı - Prof. Dr.

Bugün, siyasi iktidar, oy kullanma yaşındaki bütün göçmen emekçilerin katılımını sağlayacak, yeni ve demokratik bir düzenleme getirmediğinden dolayı; bir önceki seçimlerde olduğu gibi, 24 Haziran 2018'de yapılacak baskın milletvekili genel seçiminde de, göçmenlerin önemli bir kesimi oy kullanma, seçme ve seçilme hakkını kullanamayacaktır. AKP zihniyetinin, kendi öznel çıkarları, göz boyacı, oy avcılığı yapma ve çıkarcı politikalarının dışında; bu sorunun çözümüyle ilgili, her hangi bir ciddi önlem aldığı söylenemez.

Yurtdışındaki göçmen emekçiler, Türkiye'deki halk oylaması, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde oy kullanma, seçme ve seçilme hakkına “298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanunla, Cumhurbaşkanlığı, Milletvekili Genel Seçimi ve Halk Oylamalarında yurtdışında yaşayan vatandaşların yaşadıkları ülkelerde kurulacak sandıklarda oy kullanabilmelerine olanak tanımaktadır” kavuşmuş oldular. Yerel seçimler, sözü edilen kanun kapsamının dışında kalmaktadır.

Göçmen emekçilerin, seçimlere katılımını kolaylaştırmak ve sayısını artırmak için, “Yapılan yeni düzenlemeyle artık yurt dışındaki vatandaşlar, farklı bir konsoloslukta kayıtlı olmalarına rağmen oy verme gününde kendilerine en yakın buldukları veya istedikleri temsilcilikte oy kullanabilecek. Örneğin, seçmen kaydı Fransa’da bulunan bir vatandaşımız, Almanya’daki herhangi bir temsilcilikte belirlenen tarihler arasında oyunu kullanabilecek”'tir.

Katılım düşüktür
YSK verilerine göre, 2014 yılında, kayıtlı yurtdışı seçmen sayısı 2.798.726'dır. Bugün için, bu sayıya 100 bin kişi daha eklenebilir. Gerek, 26 Temmuz 2014'teki cumhurbaşkanlığı seçimi 1. turunda, gerek 7 Haziran veya 1 Kasım 2015'teki milletvekili genel seçimlerinde ve gerekse 16 Nisan 2017'deki Anayasa değişikliği referandumda; bulundukları ülkelerde ve gümrüklerde oy kullanan seçmenin sayısı ve oranının düşük olması düşündürücüdür. Bu durum karşısında, siyasi iktidarın duyarsızlığı ve gerekli önlemlerin alınmaması kabul edilemez.

Katılımın düşük olmasında, çeşitli faktörler önemli bir rol oynamaktadır. Bunlardan biri ve en önemlisi, yurtdışındaki seçmenlerin oy kullanması için, sandık sayısının yetersiz oluşudur. Bu durum, birçok ülkede seçmenleri zor bir durumda bırakmaktadır. Avrupa'nın birçok ülkesinde, seçmenlerin yaşadıkları yerleşim birimlerinde yeteri kadar seçim sandığı kurulamaması; oy kullanabilmek için, 100'lerce kilometre uzaktaki kentlere gitmek zorunda bırakılmaları; oy kullanmaya karşı ilgisizliği ve kayıtsızlığı beraberinde getirmektedir.

Başka nedenler arasında, oy kullanma döneminde işverenlerin çıkarttıkları güçlükler, umursamazlık, ciddiye almama, siyasete karşı duyarsızlık gibi etkenlerin varlığı sayılabilir. Bunun somut örnekleri, Cumhurbaşkanlığı, Milletvekili Genel Seçimleri ve Anayasa değişikliği referadumunda ciddi bir biçimde görüldü. Ne yazık ki, yurtdışındaki seçmenlerin çok ciddi bir bölümü, oy kullanma hakkını elinde olmayarak ya da istemeyerek yerine getiremedi.

Oy hakkı olmayanlar
Anımsatalım: 12 Eylül Askeri faşist rejiminden sonra, yurtdışına çıkmak zorunda kalan, vatandaşlıktan çıkarılan, bulundukları ülkelerin vatandaşı ya da sığınmacı konumunda olan, 100 binlerce emekçi; T.C. Pasaportu ve kimliği taşımadıklarından dolayı, en temel insan hak ve özgürlüklerinden biri olan oy kullanma hakkını kullanamamaktadır. Geçmiş seçimlerde, YSK'nin listesinde olup olmadığını kontrol etmeden, oy kullanmaya gelenler arasında; adları listede olmadığı için, oy kullanamadan geri dönen binlerce insan oldu. Bu insanlar, bu seçimde de en temel hakları olan oy kullanma, seçme ve seçilme hakkından mahrum kalacaktır.

Göçmen emekçiler, T.C. Anayasası'nın 67. Maddesi'nde temel anayasal hakları olan oy kullanma, seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Buna karşın, bu insanların en temel haklarını yerine getirememesi, onların siyasi iradesine saygı duyulmaması veya hiçe sayılması kabul edilemez. Bu insanlar, bilinçli olarak siyasi arenadan uzaklaştırılmak istenmektedir. Siyasi iktidarlar, göçmenlerin onayı olmaksızın bunların lehinde veya aleyhinde karar alma hakkına sahip değildir. Bunları ilgilendiren kararlara, bunların görüşleri alınmadan bir başkasının karar verme hakkı yoktur.

Bugün ne yapılmalı?
Yapılması gereken ilk iş, 24 Haziran 2018'de yapılacak genel seçimlerde, oy kullanacak olan göçmenlerin, sandığa kısa ve en kolay yoldan ulaşması; oy kullanma, seçme ve seçilme hakkını eksiksiz kullanmaları için, gereken etkinliklerin ve önlemlerin alınmasıdır. Bunlardan biri ve önemlisi, seçmenlerin elektronik posta adresleri ve telefonlarına mesaj gönderilmesi başta olmak üzere, çeşitli bilgilendirme ve uyarma yöntemlerinin uygulanmasıdır. Henüz genel seçimlere daha süre varken, bu sorunun çözümü için, şimdiden gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

Başka bir alternatif, Türkiye kökenli göçmenlerin, bulundukları ülkelerde yoğun olarak yaşadıkları kentlerin veya yerleşim birimlerinin belediye başkanları ve yerel yöneticileriyle; yakın işbirliği ve dayanışma içinde olup anlaşarak, oralara konulacak seçim sandıklarında oy kullanma olanakları sağlanmalıdır. Böylece, sessiz ve sahipsiz yığınlara ulaşılmış, onların oy kullanma hakkı sağlanmış ve oy kullanacak göçmen emekçilerin sayısında önemli bir artış göstermiş olacaktır.

Konuyla ilgili, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, YSK, yurtdışındaki Büyükelçilikler ve Konsolosluklar başta olmak üzere; göçmen emekçi örgütleri ve temsilcileri, sivil toplumsal kuruluşların bu konuda aktif bir biçimde devreye girip oy kullanma, seçme ve seçilme hakkının, demokratik bir zeminde etkin ve kolay bir şekilde kullanılabilmesi için, çeşitli çözüm yolları üretmelidir. Uzun vadeli bir çözüm yolu olarak, daha sonraki yıllarda yapılacak seçimlerde kullanılmak üzere ilgili kanunda köklü değişiklik yapılması yoluna gidilmelidir.

En Çok Okunan Haberler