Yürümeyi tekrar öğretecekler

Stockholm İl Trafik Müdürlüğü’nde, geçen hafta ortasında yapılan bir toplantıdan, ilginç bir uygulama kararı çıktı. Başkentteki raylı sistemi işleten SL firmasının en tepesindeki yönetici Anders Lindstörm tarafından duyurulduğu üzere, metroyu kullanan yolcuların eğitimden geçirilmesi, o toplantıda fikir birliğiyle onay gördü. Şimdi, her gün başkentteki raylı sistemleri kullanan yaklaşık 750 bin yolcuya nasıl yürüneceği öğretilecek, zira firmaya göre bu yolculardan bir kısmının başı attıkları yanlış adımlarla dertte.

SL firması, yaklaşık 3 yıl önce, metro gişelerindeki giriş kapılarını değiştirmeye başladı. Turnikeli klasik kapılar kaldırılıp yerine, biletini okutunca açılan, adam boyunda cam kapılar yerleştirildi. 270 milyon kron harcanarak yapılan bu yatırımla şirket, kaçak yolcu sayısını önlemeye çalıştı. Metro hattındaki pek çok durakta cam kapılar devreye sokulsa da demir çubuklu turnikelerin hâlâ muhafaza edildiği duraklar da yok değil. Özellikle şehir merkezindeki istasyonlara takılan cam kapılar, yolcuların kâbusu halini aldı. Elinde bileti olan yolcular, sisteme biletini okuttuktan sonra büyük bir hızla açılıp kapanan kapıların arasında sıkışmaya başladı. Şirket, daha fazla kâr için yolcu güvenliğini ihmal etti.

Bugüne kadar SL kâr yapacak diye yolcuların metro girişlerindeki kapılara sıkışmasının “aptalca” olduğunu söyleyen Stockholmlü çıkmamıştı. Kapıya kolunu sıkıştırıp çantasını kaptırıp belki aceleden, belki kendi hatası olduğunu düşündüğü için, bir yetkiliye gidip de “Bu ne biçim kapı!” diyen olmayınca SL, kapıları son hız açıp kapamaya devam etti. İsveç’te ağustos ayında yeni eğitim – öğretim yılı başladığında, okul çantaları tekrar sırtlara takılınca 10 yaşındaki bir öğrenci, Polly Thörneby, SL’in cam kapılarından korktuğunu şirkete haber vermeye karar verdi. SL’e bir mektup yazan Polly, “Şimdiye kadar birkaç kez kapılara sıkıştım ve bunun aptalca olduğunu düşünüyorum” dedi ve neden o kapıların o kadar hızlı kapandığını sordu.

Polly, şikâyet mektubuna kendisi gibi bu konudan dertli 25 arkadaşının imzasını da ekledi. “Yeni kapılardan taktığınız, o metro duraklarına giderken içimizde bir korku oluyor” diyen Polly, şirkete çözüm önerisini de sundu. “Düşüncem ya bu yeni kapıları, atmadıysanız eskileriyle değiştirin ya da cam kapıların, açılınca geçmek için daha uzun süre açık kalmasını sağlayın.”

Yanına yedi yaşındaki kız kardeşini de alarak yazdığı şikâyet mektubuyla bu pazartesi haber olan Polly söyledikleriyle günün yıldızıydı. SL şirketi, artan protestoları değerlendirmek için salı akşamı, İl Trafik Müdürlüğü’nde toplantıya çağrıldı. Polly’nin önerisi çocukça bulunmuş olunacak, koca koca adamlar, kapıların tehlikeli olmadığına, esas yolcuların yürümeyi bilmediğine kanaat getirdiler.

Şimdi yürüme eğitimine tabi tutulacak Stockholmlüler, kızgın. Aynı zamanda İsveçli tarzı bir temkinlilik içindeler. Polly’i destekleyen, 27 yaşındaki bir internet geliştiricisi, onun için bir bilgisayar oyunu programlayıp nette koymuş. Oyunda, hızla açılıp kapanan metro kapılarından, yolcuları geçirmeye çalışıyorsun. Web tabanlı bu oyun, pek çok kişi tarafından indiriliyor. Sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta da SL’in kapılarını ve eğitim kararını proteste eden 1000 kadar grup kurulmuş.

Yarın öbür gün nasıl doğru yürüyeceklerine dair ellerine bir broşür sıkıştırılacak ya da bilgilendirme amaçlı bir reklam kampanyasına hedef kitle oluverecek yetişkin Stockholmlüler, hızlı adapte oldukları sosyal medyadan gereğinden fazla medet umuyor. İnternete bir not bırakıp sanal bir rehavete kapılıyorlar. Polly’nin mektubunun altına atılan imzalar, nette face sayfalarına yazılan yorumlar kadar çok olsaydı, yorucu bir günün ardından, salı gecesi yapılan bir toplantıda, Genel Müdür Anders Lindstörm’ün aklına daha iyi bir fikir gelir miydi? Polly, bizler için bir toplum deneyi yapıyor. Proteston sadece internete sıkışınca sıkışan kollunu kurtarabilir misin?

En Çok Okunan Haberler
  • Geçenlerde bir gazetede DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların bir yılda yüzbinlerce kutu yazıldığına (aşırı kullanıldığına)
  • Habertürk kanalının Genel Yayın Yönetmeni, TV programcısı ve Habertürk gazetesi köşe yazarı Yiğit Bulut’un kovulmasıyla...
  • İçerdekiler için bir tutkudur, firar etmek. Daha çok idamlıkların, müebbetliklerin hakkı gibi dursa da, üç-beş ay yatacakların
  • “İçeride devlet bakıyor” denir hep. Mahpuslara elektrik faturalarının bile ödetildiği bilinmez.