Yüzyılın anlaşması ‘barış’ getirebilir mi?

Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan ederek Filistin sorununu daha da kangrenleştiren Trump, bu kez de “Yüzyılın anlaşması” olarak pazarladığı planla soruna benzin dökmek üzere. Pek yakında piyasaya sürülmesi beklenen anlaşmanın içeriğine dair sızan detaylara göre anlaşma bir asra yaklaşan işgali kalıcılaştıracak, Filistin yeni bir yüzyıllık acıya daha mahkûm edilecek.

Sır gibi saklanan anlaşmanın ayrıntıları henüz resmi olarak açıklanmasa da, Trump ve Netanyahu’nun üzerinde konsensusa vardığı anlaşmanın ana çerçevesi şöyle:

1. Kudüs’ün tamamı İsrail’e bırakılıyor. Kentin kenar mahallelerinden birkaçı Filistin idaresine verilecek, Filistinliler burayı idari merkezi yapacak.

2. Gazze’de bir devlet kurulacak. Bu devlet Mısır’a ait Sina Yarımadası’nı da kapsayacak. Sina’daki El Ariş’te liman, havaalanı, enerji santralı eşliğinde serbest ticaret bölgesi kurulacak. Gazze Devleti’nin altyapısı buradan sağlanacak.

3. Filistinli mültecilerin topraklarına dönmesine izin verilmeyecek. Milyonlarca Filistinli sürgün kalmaya devam edecek.
Batı Şeria, Ramallah, Kudüs sakinleri Ürdün’e göç ettirilecek, Gazze sakinleri de Sina’ya.

4. Batı Şeria’da bir Filistin özerkliği sağlanacak. Ancak buradaki yasadışı Yahudi yerleşim birimlerine dokunulmayacak. Burası askersizleştirilecek, kontrol İsrail’de olacak.

ABD açıkça tehdit ediyor
Anlaşmanın içeriği hakkındaki sızıntılar karşısında Beyaz Saray açıklama yaparak, Filistin-İsrail çatışmasını sonra erdirmeyi hedefleyen planın tamamlanmadığını duyurdu. Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Jason Greenblatt de geçen ay Kudüs’teki AB temsilcileriyle yaptığı görüşmede, ABD planının bölgeye bir bütün olarak fayda sağlamak için tasarlandığını iddia ederken, bunun için Filistinlilerin rızasını gerektirmediğini söyledi.

ABD’nin Filistin’e olan bakışını özetleyen Greenblatt “Filistinliler artık karar veren taraf değiller. Bölge için bir planımız var ve Filistinliler isterlerse katılabilirler, istemezlerse katılmazlar” gibisinden sözler sarfetti.

Körfez Monarşilerini bağladılar
Filistin meselesinin İsrail lehine çözülmesi adına Trump yönetiminin hazırladığı plana Filistinlilerin olmasa da Körfez Arap ülkelerinin “rıza”sı alınmış durumda. Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Katar, BAE gibi ülkelerin detaylardaki itirazlara rağmen ABD’nin arkasında saf tutmuş durumda.

İlginç olan planın Suudi monarşisinde çatlak yaratmış olması. Haaretz’ten Zvi Bar’el Suudi Kralı Salman ve oğlu veliaht prens Muhammed bin Salman’ın bu konuda anlaşmazlığa düştüğünü yazdı. Prens, Amerikan planının hevesli bir destekçisi ve Gazze’nin Batı Şeria’dan ayrılmasını savunuyor. Kral Salman’ın ise endişeleri var ve bu planın Doğu Kudüs’ün de tamamen kaybedilmesi anlamına geleceğini düşünüyor. Middle Esat Eye’de çıkan haberde ise Arap ülkelerinin Filistin’in itirazlarına rağmen ABD’nin anlaşmasına imza atacağı belirtiliyor.

Yüzyılın tokadı
Filistinliler kendi ülkelerinde parya durumuna düşecek plana haliyle karşı. Mahmud Abbas anlaşmayı “yüzyılın tokadı” olarak nitelendirdi ve asla vatanına ihanet etmeyeceğini söyledi. Washington yönetimi bölge ülkelerinin desteğini arkasına alarak Filistin yönetimi üzerinde baskı kurmaya çalışıyor. Trump, anlaşmayı kabul ettirmeye yanaşmayan Abbas yönetimini teslim almak için, birkaç adım atacak. Buna göre FKÖ’nün terör örgütü ilan edilmesi, Washington’daki FKÖ bürosunun kapatılması, Filistin Mültecilere yönelik BM üzerinden sağlanan yardımları bloke etmek.

Abbas, Doğu Kudüs de dâhil olmak üzere 1967 sınırlarına dayanan bir Filistin devletinin oluşturulmasını içermeyen herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini söyledi.

Batı Şeria’daki Birzeit Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Ali Jarbawi, “Amerikalılar bölgesel bir barış anlaşması yapmayı planlıyorlar ve Filistinlilerin içeride olup olmadığına aldırmıyorlar” derken yapılan zorbalığa ve haksızlığa dikkat çekiyor.

Barış değil kaos getirecek
Trump’ın ‘yüzyılın anlaşması’ İsrail-Filistin barışını getirebilir mi? Kuşkusuz ki hayır. Filistinlileri yerinde yurdundan eden, milyonlarca Filistinliye geri dönüş yolunu kapatan, İsrail işgalini meşrulaştıran “barış planı”nın daha fazla çatışmadan başka bir şey getirmesi olası değil. Trudy Rubin’in de yazdığı üzere “Böyle bir plan sadece gerginliklere, çatışmalara yol açacak.” Trump’ın da zaten bölgeye bir barış getirme gibi niyetinin olmadığı ortada. Kaos ve kandan beslenen ABD emperyalizminin gizli, saklı planları Ortadoğu’daki sorunların kalbi konumundaki Filistin sorununu daha da içinden çıkılmaz bir hale büründürecek.

En Çok Okunan Haberler