Acilen çözülmezse tiyatroyu kapatıyoruz

Pandemi özel tiyatroları çıkmaza soktu. Geçtiğimiz gün perdelerini kapatan Toy İstanbul durumun vahametinin bir kanıtı. Kış aylarının yaklaşmasıyla tedirginliği artan tiyatrocular acil yardım çağrısı yapıyor.

IŞIL ÇALIŞKAN

Bir açılıp bir kapanan tiyatrolar pandemide büyük zarar gördü. Kimisi kepenk kapatma noktasına gelirken kimisi içinse artık çok geç...

Oluşan şartlar nedeniyle perdelerini kapatan Toy İstanbul tiyatroların durumunu gösteren yalnızca bir örnek. En son kararla yasaklar kalktı ama bu tiyatrocular için yeterli bir çözüm değil. Bilet satışlarının büyük çoğunluğunu açık hava gösterilerinden elde eden tiyatrolar gelecek sezonun kış olmasından dolayı endişeli. Özellikle küçük ve orta ölçekli tiyatroların daha büyük tehlike arz ettiğini belirten tiyatrocular, “acilen çözüm bulunmazsa hepimiz teker teker salonları kapatacağız” diyor. Oyuncularla tiyatronun akıbetini konuştuk.

6 AYDIR TEK BİR OYUN OYNAMIYORUZ

Oyun Atölyesi’nin sahibi ve Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi’nden Haluk Bilginer: Oyun Atölyesi olarak en son oyunumuzu 13 Mart 2020’de oynadık. 6 aydır tek bir oyun oynamadan ayakta kalmaya çalışıyoruz. Kira, vergiler ve tüm sabit masraflarımız devam ediyor. Bu, altından kalkması mümkün olmayan bir süreç. Çözüm getirmesi gerekenler sanatı bir kenara atıp unuttular... Ödeneksiz tiyatrolarda çalışan tüm tiyatro emekçileri A’dan Z’ye, çok zor ve sıkıntılı günler geçiriyor. Hepimiz çökme noktasına geldik. Salonlar kapanmaya başladı. Acilen bir çözüm bulunmazsa hepimiz teker teker salonlarımızı kapatacağız...

Ve tiyatro, seyircisinden oyuncusuna hepimizin hayatından yok olup gidecek. Yetkililerin acilen bir çözüm bulmasını bekliyoruz! Anayasanın onlara verdiği görevi yapmaları yeter. Sanatın ve Sanatçının Korunması, yani Anayasa’nın 64. Maddesi’ne göre: Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklemesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.

VERİLEN ANİ KARARLAR BİZE DEĞERSİZ HİSSETTİRİYOR

Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yeşim Özsoy: Tiyatro sezonu başlayacak ama çoğu tiyatro devam eden süreçte ayakta kalamayacak. Mekânlar açıldığı zaman da özellikle küçük ve orta ölçekli tiyatroların ne olacağı belirsiz. Çoğunlukla seyircinin büyük tiyatrolara rağbet edeceğini düşünüyoruz. Ki oralara bile temkinli gidecekler. Bu şartlarda sezondan sağ çıkmak çok zor görünüyor. Birileri çıkıp “Sakin olun size değer veriyoruz, halledeceğiz” dese çok büyük fark olur. Böyle kararlar bize unutulmuş, terk edilmiş ve değersiz hissettiriyor.

Acilen, Acil Yardım Fonu oluşturulması gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu alanda açtığı oyunların dijitalleşmesine yönelik açtığı bir fon var aslında. Bu çok önemli bir çözüm ama maalesef tüm Türkiye tiyatrolarımız ve masraflarını kaydettiklerini düşündüğümüzde çok yetersiz kalıyor. Aynı şekilde özel sektörlerin ve sivil toplum kuruluşlarının da bu alanda önlem ve imkân geliştirmesi gerekiyor diye düşünüyoruz. KDV yüzde 1’e indi ama bilet satamadığımız şu durumda bunun hiçbir anlamı yok. Bu yüzden vergi ile ve masraflarla ilgili af geliştirilmeli. Bizim ürettiğimiz çözümler arasında bir de ileriye dönük bilet satışı var. Bunun dışında bu dönemde dayanışmak, bir arada olmanın da faydalı olacağını düşünüyorum. Bu zamanlar da geçecek. Bir ya da iki sene dayanmak için her yolu denemek lazım.

DEVLET TİYATROSU SANATÇILARA DESTEK OLSUN

Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi yürütücü kurul üyesi Cüneyt Yalaz: Pandeminin yeniden yükselişe geçtiğini ve kış aylarının daha da kötü geçeceğini göz önüne alırsak bu sezonun kayıp sezon olduğunu düşünmek abartılı olmaz. Devletin ciddi destek programları ve yasal düzenlemeler üzerinde çalışması gerekiyor. Aksi takdirde kapanan sahneler, dağılan topluluklar, sektör değiştiren tiyatrocular göreceğiz.

Öncelikle merkezi yönetimin alması gereken acil önlemler var. Bu bir afet durumu. Kültür Vergi ve SGK borçlarının silinmesi ve ileriye dönük olarak da kalıcı çözümler (yapılan vergi indirimlerinin kalıcılaştırılması gibi) oluşturulması gerekiyor. Hepimiz biliyoruz ki bu süreci en sancılı geçiren topluluklar salon sahibi olan topluluklar. Acilen bu topluluklar için devletin bir hibe programı açması gerekiyor. Vergi borcu vardır, yoktur diye bakmadan bütün özel salonlara kira, elektrik, vs. giderleri için destek olması gerekiyor. Dijital destek projesi ödemelerinin bir an önce yapılması ve vergiden muaf olması gerekiyor.

Devlet isterse çok rahat bütçe bulur. Ama bulamıyorlarsa, ben bir öneride bulunayım. Devlet Tiyatrosu bu sezon yeni prodüksiyon yapmasın, eski oyunlarını oynamaya devam etsin. Zaten ölü bir sezon olduğu için yeni oyun yapmanın çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Yeni oyunların prodüksiyonu, festivaller, vs. için ayrılan bütçe salonu olan topluluklara kira yardımı ve zor durumdaki, işsiz kalmış bağımsız sanatçılara destek olarak kullanılsın. Eminim Devlet Tiyatrosu’ndaki arkadaşlar da seve seve bu dayanışmaya katılır.

Bir diğer konuda yerel yönetimlerin tavrı. Yerel yönetimlerin bu afet döneminde çok sıkı çalışması gerekiyor. İleriye dönük oyun satın alınması gündeme getirilebilir, ödemeler şimdi yapılır, pandemi koşulları ortadan kalktığında bu oyunlar oynanabilir.

Ama hepsinden önemlisi tiyatrocuların örgütlenmesi ile ilgili. Bütün bu çözüm önerilerinin mücadelesini verecek, farklılıklarıyla bir arada durabilecek bir çatı örgütlenmesinin gerçekleşmesi gerekiyor. Bu da biz tiyatrocuların ödevi.

MART AYINDAN BERİ CEPTEN YİYORUZ

Ses Tiyatrosu Müdürü Mustafa Gültekin: Pandemi etkisi bütün özel tiyatrolarda olduğu gibi Ses Tiyatrosu’nu da olumsuz etkiledi. Biz çok büyük bir prodüksiyona hazırlanıyorduk. Ortaoyuncuların kurulduğu yıl oynanan Şahları da Vururlar’ın 41’inci yıla özel bir projesini hazırlamıştık. Aynı oyun ama farklı bir kadroyla… Ferhan Şensoy hariç. 14 Mart’ta prömiyer yapacaktık. 4 oyun dâhil tüm biletleri satmıştık. Ve 12 Mart’ta yasaklar başladı. Dolayısıyla bütün bilet paralarını iade işlemi gerçekleştirdik. Ve oyunumuzu oynayamadık. Bu büyük bir üzüntü yarattı bizde. Ekonomik olarak yaptığımız prodüksiyon harcamasını da geri alamadık. Daha sonra her sene yazın yaptığımız turnelerimiz gerçekleşmedi. Dolaysıyla mart ayından bu yana cepten yiyoruz. Zaman zaman tiyatromuzu bazı film dizi projeleri için kiralıyoruz ama bu bizim vergilerimize dahi yetmiyor. Maliyetler olduğu gibi kaldı. Maaş, vergi, muhtasar, SSK primleri olduğu gibi kaldı. Fakat gelen bir şey yok. Biz bir ürün satmıyoruz. Eğlence sektörü gibi gözükebilir ama toplum hizmetinin yararına olan bir sektördeyiz. Dolayısıyla reel sektördeki diğer işletmeler gibi vergilendirilmemeli. Fakat Türkiye’de Kültür politikası adına böyle bir tutum olmadığından özel tiyatrolar zincirin en son halkası olarak etkileniyorlar ve ilk maliyetin için giren, borç içine düşen, ürünün alıcısı yok olan halka biz oluyoruz.

HİÇ BİLMEDİĞİMİZ BİR SAVAŞTAYIZ

Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi ve Bitiyatro'dan Oyuncu/Yönetmen Laçin Ceylan: Bu son yasak iptaliyle, devletin, özel tiyatrolara yapabileceği yardımın en fazla bu olabileceğininim mesajını alıyorum kendi adıma. Yani bir

yardım yapılamayacağı için bu olanaklarla idare edilmesi bekleniyor. Adeta hiç bilmediğimiz bir savaştayız. Şu an için kısıtlı sayıda sahnede, kısıtlı kazançla ve sayılarla oynadıklarımızla nereye kadar devam edebiliriz, gerçekçi değil. Çünkü tamamen durmak zorunda kaldığımız günler yakın.
Özel Tiyatrolar seyirciden destek bekliyor; kamuoyu desteği, ama bizlerin de seyircinin insan olarak neyin savaşını verdiğine ve sıkıntılarına kulak vermemiz gerekiyor. Yangında sadece, pahada yüksek olanın kurtarıldığı bir bakış açısının içinde olduğumuz apaçık belli değil mi? Ve özel tiyatrolar yangında kurtarılacak bir sermayesel değer taşımıyor belli ki. Yoksa Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi’ne çoktan bir yanıt gelmesi gerekirdi. Yüzde 1 KDV indirimi geldi, başka?... Başka hiçbir destek yok... olmadı. Ağlamayı kesip el ele vermeli. Mesela bir soru; Gerçekten şu anda hangi tiyatroların hiç oynamadığının oynayamadığının, kendisi ilan etmedikçe ölüp ölmediğinin farkında mıyız? Kendi aramızda çok iyi bir dayanışma ve yardım toplama ağı kurmalıyız. Bir yardım ve destek için hibe usulü bağış toplansın. Bunun nasıl olacağı konusu kendi aramızda tartışılmalı...
Bugün özel tiyatroların yaşadığı varlık-açlık mücadelesi tüm tiyatro camiasının sorunudur. Yaşanan buhran muhalefet partilerinin kültür ve sanata nasıl baktıklarını göstermek için de bir fırsat. Niye harekete geçmiyorlar? Hadi hükümet böyle bakmıyor, muhalefetin desteğini fazlasıyla görmemiz gerekir; kültür ve sanatın ülkemiz için bir değer bir miras ve onur olduğunu fark etmek zorundalar. İnsana değer kazandırmak istiyorlarsa sanata değer vermek, varlığına destek olmak zorundalar... Sanat ve kültür mirası hakkında ne düşünüyorlar görmek isteriz.

Günün Manşetleri için tıklayın
En Çok Okunan Haberler
The Queen’s Gambit dizisi Netflix'te rekor kırdı Sesler yüksek çıkmıyor diye acı yok sanılmasın Karantinada kadınlık halleri ‘Bir Başkadır’la yeniden gündeme gelen Ferdi Özbeğen’in Şan konserlerinin hikâyesi