Afrika yeni soğuk savaşın merkezinde

Lavrov’un ardından Macron ve Blinken da Afrika turu yaptı. ABD Lideri Biden, Afrika liderlerini aralık ayında Beyaz Saray’da toplayacak. Aynı günlerde Etiyopya’da ise Rusya-Afrika Zirvesi gerçekleştirilecek.

Abayomi AZIKIWE*

Emperyal güçler, Afrika ile işbirliğini ve kıtadaki nüfuzunu artırmaya çalışıyor.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray'da Afrika liderleriyle yapılacak bir zirveye aralık ayında ev sahipliği yapacağını açıkladı.

Biden'ın bu açıklaması, dünyanın en önde gelen kapitalist ülkesinin etkisiz dış politika yönelimini açığa vuran birkaç önemli siyasi gelişmenin ardından geldi. Birleşmiş Milletler (BM) içinde olan birçok Afrika devleti, Moskova'nın Ukrayna'daki askeri operasyonunun erken evrelerinde Rusya Federasyonu'nu kınayan iki önemli açıklamayı yapmaktan kaçınmıştı.

Buna ek olarak, çoğu Afrika hükümeti ABD'nin savaş programı lehine açıklamalar da yapmadı. Bu durum, Rus tarım ürünlerine Biden yönetimi ve Avrupa Birliği (AB) tarafından benzeri görülmemiş yaptırımlar uygulanması mal ve hizmet akışını engellemesiyle birleştirilebilir.

Afrika Birliği’nin (AfB) önde gelen iki yetkilisi, Senegal Cumhurbaşkanı ve birliğin başkanı olan Macky Sall ile Komisyon Başkanı Moussa Faki Mahamat, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile üst düzey görüşmeler yapmak üzere haziran ayında Soçi'ye gitti. Toplantının ardından yayımlanan AfB bildirisinde, örgütün Ukrayna'daki çatışmanın müzakereler yoluyla diplomatik olarak çözülmesi gerektiği yönündeki tutumu yinelendi. Bunun Putin'i iktidardan uzaklaştırmak ve Rusya'yı bir dünya gücü olarak zayıflatmak istediğini açıkça ilan eden Biden yönetimi ile çelişen bir açıklama olduğu açık.

ABD’NİN DÜŞMANLARI BİZİM DÜŞMANIMIZ DEĞİL

Ayrıca, Putin ile AfB arasındaki görüşmeler, Etiyopya'da yılsonuna doğru gerçekleşecek olan Rusya-Afrika Zirvesi'nin toplanmasıyla devam edecek. Temmuz ayı sonlarında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Mısır, Uganda ve Etiyopya da dahil olmak üzere birçok Afrika ülkesini ziyaret etti.

Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni, Lavrov ile düzenlediği basın toplantısında ABD'nin düşmanlarının hükümetinin düşmanları olmadığını söyledi. Uganda'nın ABD, Rusya ve bağımsızlığına ve egemenliğine saygı duyan her ülkeyle ticaret yapmak istediğini belirtti.

Rus elçi, Moskova'nın sömürgeciliğe karşı mücadelede Afrika'yı her zaman desteklediğini vurguladı. Museveni, Entebbe'de düzenlediği basın toplantısında şunları belirtti: "Bize hiç zarar vermeyen bir ülkeye nasıl karşı olabiliriz? Rusya hata yaparsa onlara söyleriz. Hata yapmadıklarında ise onlara karşı olamayız."

Lavrov, dört Afrika ülkesini ziyaret etti. Bu ülkeler, başkenti aynı zamanda AfB’nin de merkezi olan Etiyopya ile birlikte Mısır, Kongo-Brazzaville ve Uganda idi. Rusya Dışişleri Bakanı, ABD ve AB'nin Moskova'nın küresel gıda krizinden sorumlu olduğu yönündeki iddiaları reddetti. Lavrov Kahire’de "Bu konuda geniş bir propaganda var, ancak Afrikalı dostlarımız bunun temel nedenlerini ve askeri operasyonda olup bitenlerle ilgili gerçekleri biliyorlar" dedi.

FRANSA KAYBETTİĞİ GÜVENİ GERİ KAZANMAYA ÇALIŞIYOR

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lavrov'un gezisi ile aynı zamanda bir Afrika turuna başladı. Fransa, Orta Afrika Cumhuriyeti, Mali ve Burkina Faso da dahil olmak üzere birçok ülkedeki askeri varlığı nedeniyle son aylarda eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali hükümetleri, Wagner Grubu'ndan Rus askeri danışmanlarını kullanıyor. Bu gerçekler kıtadaki eski sömürgeleri içinde Paris'e karşı filizlenen düşmanlığın, Macron hükümeti için endişe verici olabileceğinin gösteriyordu. Son olarak Mali'deki Fransız askeri ve diplomatik personelinin ülkeyi derhal terk etmesinin istenmesi 1960'lardan beri eski sömürgelerinin çoğunda askeri varlığını sürdürmüş ve bu güçleri, iç siyasi mücadelelere, kendi yararına olacak şekilde müdahale etmiş olan Fransa için büyük bir problem gözler önüne serildi.

Macron, Paris'in Kamerun, Mali, Gine, Orta Afrika Cumhuriyeti, Fildişi Sahili gibi ülkelere müdahalelerine yönelik artan incelemeye açıkça karşı koymaya çalışıyor. Son yıllarda Fransa, Afrika Finans Topluluğu (CFA) bölgesinin (Fransa’nın Batı Afrika’daki eski sömürge ülkeleri) çeşitli Afrika ülkelerindeki para birimleri üzerindeki egemenliğini yeni bir para sistemi ile güçlendirmeyi denedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen Amerika'nın Sesi (VOA) bile, Fransa cumhurbaşkanının Kamerun'u ziyaret etme misyonu hakkında şunları yazdı:

Macron, Avrupa'nın Rusya'ya yönelik Afrika üzerinde dolaylı bir etkisi olan ekonomik yaptırımlarının, Rusya'nın Ukrayna'nın egemenliğine yönelik saldırısını durdurmayı ve Afrikalıları cezalandırmayı amaçlamadığını söyledi. Fransa'nın hem Afrika ülkelerinde hem de Ukrayna'da sivillerin refahıyla ilgilendiğini söyledi. Konuk olan Fransa Cumhurbaşkanı, Fransa'nın Afrika'daki tarımsal üretimi artırmak için ne kadar yatırım yapacağını söylemedi ancak Kamerun'un tarımsal yatırımlar için seçilen ülkelerden biri olduğunu açıkladı. BM, Afrika'nın buğday ithalatının yüzde 50'sinden fazlası için Rusya ve Ukrayna'ya bağımlı olduğunu söylüyor.

AFRİKA KITASI RUSYA’YA YÖNELİYOR

VOA'nın Birleşmiş Milletler verilerini kullanarak yaptığı bu itiraf, Afrika hükümetlerinin iç tüketim taleplerini karşılamak için neden Rusya'ya yöneldiği sorusunu gündeme getiriyor. Fransa'nın dış politika yönelimi, Afrika'daki stratejik çıkarlarını ilerletmek için büyük ölçüde askeri güce dayanıyor.

Dahası, Fransız diplomatik ve askeri personelinin Mali'den sınırdışı edilmesinden bu yana geçen aylarda, Macron'un Afrika devletlerine karşı yeni ve görünüşte daha "şefkatli" bir yaklaşım geliştirmesi gerekli hale geldi. Macron'un bu yüzeysel politika değişikliği, Cezayir'in bağımsızlığının 60’ıncı yıldönümünde Fransız liderin sömürge yetkilileri tarafından işlenen suçların Cezayir yönetimleri tarafından abartıldığını öne sürdüğü açıklamalarla çelişiyor. Fransa, Cezayir'i 132 yıl boyunca bir ileri karakol olarak kullandı. Milyonlarca Cezayirli, 1954-1962 yılları arasındaki bağımsızlık savaşı sırasında ve 19. yüzyıla kadar uzanan katliamlarda hayatını kaybetti.

BIDEN AYNI EMPERYALİST POLİTİKAYI SÜRDÜRÜYOR

ABD'nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Mike Hammer, 24 Temmuz'da Etiyopya, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne bir tur başlattı. İddiaya göre gezinin amacı, Mısır ve Etiyopya arasında Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) projesinin statüsü konusundaki anlaşmazlığı çevreleyen bir çözümü kolaylaştırmaktı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdel Fattah el-Sisi, projeye Mavi Nil'den suyu yönlendireceğini halkının refahını tehlikeye atabileceğini belirterek karşı çıktı. Stratejik su yolundan kullanım için mevcut sınırlar, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Mısır üzerindeki sömürgeci egemenliği sırasında İngiltere tarafından koyulmuştur. Etiyopya ise projenin tam kapasitesini kullanmasının Kuzey ve Doğu Afrika'nın tüm bölgelerine faydalı olacağını savunuyor.

ABD'nin bu anlaşmazlıkta arabulucu olarak duruşunda dikkat çeken ise Trump yönetiminin 2020'de açıkça Mısır'ın yanında yer alması, hatta Kahire'yi GERD projesini askıya almaya teşvik etmiş olmasıdır. Biden yönetimi, Trump'ınkine benzer şekilde, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed hükümetini zayıflatmak veya devirmek için çalışmıştı.

Biden ve Kongre'deki Demokrat Parti'nin birçok üyesi, Etiyopya'nın eski Başkan Bill Clinton yönetiminin son günlerinden beri yürürlükte olan Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası programına katılımına yasak getirdi. Buna ek olarak, Kongre, AfB’nin genel merkezine ev sahipliği yapan bu ülkeye daha da acımasız yaptırımlar uygulamak için tasarlanmış yasal önlemleri geçirme tehdidinde bulunmuştu.

Washington'ın Etiyopya'ya karşı tutumunun bir sonucu olarak, birçok kadın hazır giyim işçisi, ABD'den gelen talep yetersizliği nedeniyle işinden oldu. Hammer, Biden yönetiminin, Etiyopya hükümetinin ülkenin kuzeyindeki Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile savaştığı bölgeye yardımın adil ve verimli bir şekilde dağıtılması konusunda endişe duyduğunu iddia etti. Birbirini izleyen bütün ABD yönetimleri, Etiyopya'daki ulusal ayaklanmanın bir sonucu olarak hükümetlerinin çöktüğü 1991-2018 yılları arasındaki iktidar döneminde TPLF'yi desteklemiştir.

Washington, Paris ve Moskova arasında yaşanan diplomatik rekabet değerlendirilirken bu faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Son olaylar herhangi bir gösterge ise, Afrika halkı, hükümetleri ile birlikte, batılı emperyalist devletlerin aksine, kıtanın yararına olacak kararlar almak için mücadele edecektir.

*Pan-African News Wire sitesinin editörü.
Monthly Review’den çeviren Umut Deniz Aydın

Günün Manşetleri için tıklayın
En Çok Okunan Haberler
Rusya, Ukrayna'nın bazı bölgelerinin ilhakını kınayan BMGK taslağını veto etti Burkina Faso'da ordu, yönetime el koydu İran'da silahlı çatışmalar: 19 ölü Kolombiya’da Cumhurbaşkanı Petro çağrı yaptı, 10 örgüt ateşkes ilan etti