1 Mayıs ‘emeklinin’ bayramı olunca…
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
Fransa’da 1 Mayıs gösterileri geçen yıllara oranla düşük bir katılım sergiledi. Ülke genelinde 350.000 kişi toplansa da, geçen yıl

Fransa’da 1 Mayıs gösterileri geçen yıllara oranla düşük bir katılım sergiledi. Ülke genelinde 350.000 kişi toplansa da, geçen yıl tam üç katı gösterici sokaklara dökülmüştü. Bunun nedenini anlamak güç, zira toplumsal rahatsızlıklar, en varsıl kesim dışında tüm Fransızları etkisine almış durumda. Burka tartışmasının gündemi saptırmasından önce, Fransa emeklilik reformu tartışmalarına kilitlenmişti. 1 Mayıs’taki insan seli de kaçınılmaz olarak pankartlara “Emekliliğime dokunma!” sloganını yerleştirmişti.
Fransız ekonomisi, “sosyal devlet” olmanın faturasını ağır ödüyor. Dünyanın en iyisi sayılabilecek sağlık ve milli eğitim sistemleri, iç borçları katlayarak artırsa da, sosyal devletin bu iki temel taşını kökünden sarsmak (en azından şimdilik) zor görünüyor. Geriye kalıyor emeklilik sistemi. Fransa’da ortalama yaşam beklentisi geçtiğimiz yılın sonunda kadınlar için 84,5, erkekler için ise 77,8 yaşına yükseldi. Sadece Fransa’nın değil, giderek yaşlanan Avrupa’nın hemen tüm ülkelerinde benzer bir reform ya gündemde, ya da İsveç’te olduğu gibi uygulamaya alınmış bile.
Fransa’ya gelince, devlet bütçesinde 2006 yılında 4,2 milyar avroluk bir gedik oluşturan emeklilik harcamalarının, 2015 yılında 15.1 milyar, 2020’de ise 25 milyar avroya ulaşacağı öngörülüyor. 2003’teki “Fillon yasasıyla” değiştirilen emeklilik sistemi, karma bir sistemden oluşuyor. Öyle ki, çalışmakta olan herkesin maaşından kamu emeklilik kasasıyla birlikte ek emeklilik kasalarına da kesinti yapılıyor. 1949 ve öncesinde doğanlar için asgari 60 yaş (ve azami 70 yaş) ve tam 40 yıllık bir çalışma süresi, 1952 yaşından küçükler için ise 41 yıllık çalışma gerekiyor. Bu yılları doldurmayanların emekli maaşları oransal olarak düşürülüyor. Ancak 65 yaşına gelen her çalışan, 40 yılı doldursun doldurmasın, tam oranda emekli maaşına hak kazanıyor. Tam oranda emeklilik ise yıllık ortalama maaşın yüzde 50’sini karşılıyor.
Bu göstergeler doğrultusunda, artık hemen tüm siyasi eğilimler için reform kaçınılmaz görünüyor. Ancak sağ iktidarın emeklilik yaşını önceleri 67’ye, daha ileride ise 70’e kadar yükseltmeyi öngören temel görüşüne karşılık, Sosyalist Parti farklı öneriler getiriyor.
Geçen ay düzenlenen bölge seçimlerinde toplam 25 bölgenin 22’sini solun kazanmasıyla Parti Genel Sekreteri görevini haklı olarak perçinleyen Martine Aubry, önceleri emeklilik yaşının bir-iki yıl artmasına karşı çıkmasa da, mali yükün bedelinin çalışanlardan çıkartılmasına şiddetle karşı çıkıyor. Ve uzun zamandır ilk kez solda özlenen “yapıcı muhalefetin” müjdesini veriyor.
Aubry, ulusal bütünlüğü zedeleyen vergi ayrıcalıklarının kaldırılmasını, büyük bankaların sahip olduğu şirketlerden yüzde 10 oranında ek vergi kesilmesini, şirket yöneticilerinin hisse senedi opsiyonları ve benzeri vergiden muaf primlerinden emeklilik fonu için yapılacak kesintiler önererek, ayda birkaç yüz avro ile yaşam mücadelesi veren ve giderek yoksullaşan Fransız emeklilerine ümit veriyor.
1 Mayıs’a düşük katılım karşısında iktidarın yüzü gülüyor. Ancak en ufak bir hata, şaibeli ifade veya yanlış adım attığı takdirde, milyonlar sokağa dökülebilir. Fransız siyasi tarihinde bunun onlarca örneği var. Yine de, yıllardır emekçilerin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan emeklilik reformu artık kaçınılmaz görünüyor.