10 Ekim Davasında ikinci gün
11.07.2017 11:34 GÜNCEL

Garı değil Sıhhiye’yi kana bulayacaklarmış Garı değil Sıhhiye’yi kana bulayacaklarmış

BİRGÜN ANKARA

Ankara Garı’nda 10 Ekim’de gerçekleşen katliam için yapılan yargılamanın dördüncü duruşması Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün başladı. Mahkeme sanıkların tutukluluklarının devamına, davanın ise 25-26 Eylül 2017 tarihine ertelenmesine karar verdi.

IŞİD’in gerçekleştirdiği ve 102 yurttaşın yaşamını yitirdiği, 500’den fazla yurttaşın ise yaralandığı 10 Ekim Ankara Katliamı’nın dördüncü grup duruşmasının ikinci günü sürüyor. Duruşmaya Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka da katıldı.

DURUŞMADAN NOTLAR:

15:15 Savcı ara karar için mütalaasını verdi

10 Ekim davasının dördüncü duruşmasının son gününde savcı, ara karar için mütalaasını verdi. Savcı ara karar için mütalaasında tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını talep etti. Ara karar 1 saat sonra açıklanacak.

10-ekim-davasinda-ikinci-gun-318350-1.

Sanık Avukatı Akın Deniz

Bir baz istasyonu kişinin nerede olduğunu belirleyebilir. Kişinin kendi tasarrufu ile hazırlanmışsa delil olabilir. Kişi, kendi tasarrufu ile hazırlanmayan bir dosyada kod adı sebebiyle suçlu sayılamaz. Bu dijital veri başka delillerle desteklenmediği sürece kişi suçlu sayılamaz. Son elde ettiğimiz bilirkişi raporlarından elde ettiğimiz veriler var. Suphi Alpfidan'ın tahliyesini talep ediyoruz. Kaçma itimali de yoktur çünkü kendisi buraya gelmiştir. Bilerek, isteyerek Almanya'dan Türkiye'ye gelmiş bir kişiden bahsediyoruz. Adli kontrolle serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Sanık Av. Akın Deniz

Gaziantep Emniyet Müdürlüğü'ne 3 müzekkere yazdık, ip icunu kaçırmamak lazım. Müzekkereler sonucunda elde ettiğimiz maddi gerçeğin açığa çıkmasına da halen katkı sağlamaktadır. Ancak polis memurları ile ilgili bir şey daha söylemek istiyorum. Hamit adlı polis memuru şu anda şehit. Takma adı Hamit olan polis memuru. Tahir Sarıışık'ın görevlendiriğini ve Suphi'nin evine gidip karşı kahvede oturup konuştuklarını biliyorum.

Terör örgütü üyelerinin maaş bordroları var excel dosyalarında. Dosyaların son kayıt tarihlerini bilmiyoruz. İki ayrı dosya var. Mesela 136 TL'lik bir harcama yapılmış, diğerinde de öyle. Yani bu iki excel dosyasına bakınca aynı aya ait olduklarını görüyoruz. Suphi'nin excel dosyasında farklılık var.

Bakın bu belgelerin hiçbir yerinde de Suphi adı geçmiyor. Suphi'nin Suphi Alpfidan olduğu bir varsayımdan öte gitmiyor. 8 gb hafıza kartından kurtarılan "yeni ses 2" adlı word belgesinde, burada bahsi geçen mitingler Ankara Garı'nda yapılan miting midir, hangisidir belli değil. Suphi Alpfidan'ın köyünde Kürtçe konuşuluyor, annesi Kürtçe biliyor. Suphi kod adlı kişi Kürtçe bilmiyor. Bunun söylemden ibaret olmamasını ve bunun belirlenmesini istiyoruz. Suphi Alpfidan'ın Kürtçe konuşma ve yazma seviyesi belirlensin.

Sanık Avukatı Akın Deniz, Suphi Alpfidan'ın avukatı

Antep EM'ye 3 müzekkere yazdık. İpin ucunu nihayet yakalayabildik, bunu kaçırmamamız lazım. Müvekkil avukatlarının bu konudaki ifadelerine ben de katılıyorum. Polis memuru ...'in tanık olarak buraya gelmesinde fayda vardır.

Fakat bu müzekkereler sonucunda elde ettiğimiz sonuç: Suphi'nin yalan söylemediği. Verdiği telefon numaraları karşılığında bir şey olduğu belli.

Maddi gerçeğin açığa çıkmasına hala katkı sağlamaktadır. Ancak, bu polis memurları ile ilgili eksik bir şeyin kalmamasını istiyorum. Takma adı Hamit olan polis memuru şimdi şehit. [tahir sarışık'ın görevlendirdiği ve.... ]

7 klasör halinde gelen son dijital verilerle ilgili konuşmak istiyorum.

Bu delillerde gider gelirleri gösteren bir excel dosyası da var. Terör örgütü üyelerinin maaş aldıklarını gösteren bir dosya. Bunların kayıt tarihlerini de bilmiyoruz. Bu iki dosyayı incelediğimiz zaman, örnek veriyorum, sağlık harcamalarında Efe 136 liralık bir harcama yapmış, diğer kişide de aynı. Bu iki dosyayı incelediğimizde çok az farklılıklar var ama genelde aynı dosya. Peki farklılık nerede? Suphi'de. Suphi son satıra eklenmiş.

Son satır küçük harflerle yazılmış. Suphi ve Ebu Hüseyin.

Dürüst bir muhasebeci neden 2 ayrı bilanço yapar? Çünkü Suphi Alpfidan'in Suphi kodu kullandığına dair hiçbir kanıt elde edilemedi. Sadece bu excel dosyalarında Suphi adı geçiyor. Bu kadar word belgesi var. Eylemleri, yapacakları, her şeyi var, bir tane bile Suphi adı geçmiyor. Bu değerlendirmeyi nasıl yapabiliriz?

Bazı muhasebeciler iki tane hesap cetveli tutar. Biri kendi patronlarına, biri de vergi dairesine sunmak için.

[8 gb hafıza kartından kurtarılan ..... ]

Bu belgelerde bir ifade var: "şeyhim, en büyük sorun Kürt emniyetçi olmaması." Bunun Suphi için önemi ne? Suphi'nin köyünde herkes Kürtçe konuşur. Anadili Kürtçe. Ama burada Suphi kod adlı kişi Kürtçe bilmiyor.

Av. Özcan Karakoç

Sonuç olarak; neden bunları aktardım. Önümüzdeki maddi vaka dosyası çok net aslında. Klasör sayısı arttı, raporlar geldikçe daha da artacak. Biz bunların hepsini katliam sorumluluğu açısından incelemek zorundayız.

Bizim yüreğimiz, canımız yandı, bu tekrar olmasın diye buradayız. 10 Ekim'de bu yüzden binlerce insan savaşa hayır, barış hemen şimdi dedi.

Daha önceki soruşturma dosyalarını gördük. Işid üyesi, bombayla yakalanıyor, görüntüleri var, mahkeme tahliye ediyor. 8 ay sonra gidip bir yeri patlatıyor. Neden tahliye ettiler?

Bu ülkede katliamların asıl sorumluları kimse onları bulmalıyız.

Bu sanıkların üstlerine atılan suç vasfı değişiyor.

Av. Özcan Karakoç: Bir kısım sanıkların bırakılması söz konusu olamaz, çünkü Işid eylemlerine devam ediyor.

Dün mahkemede bir tanık vardı. Sanıklardan bazıları ayağa kalkmadılar. Kalkmayı reddettiler.

Sanıklar dedi ki, "tanımıyoruz, inancımız gereği kalkmıyoruz". Tanımadıkları ne? Ülkenin anayasal düzeni.

O inanç, IŞİD dışındaki kimsenin müslüman olmadığı. Ve o IŞİDçi müslümanlık iradesi herkesi patlatabilir.

Geçen duruşmada, bir sanık lanet okudu ve bir sanık avukatı bunu savundu. Dedi ki, Kuran'da yeri var. Bu şer-i hukuk mudur?

Bir sanık, susturun şunları, yoksa biz susturacağız diye tehdit etti aileleri.

Bunların hepsi, katliam esnasındaki cesaretleri değil sadece. Hala cesurlar, hala Işidliler.

Işid'e bağlılıklarını da sergilediler. Doğrudan soru sorma hakkımızı kullandık. İlk birkaç tanesi sorularmızı cevapladılar. Sonra bir örgüt tavrı aldılar. Hiçbir sorunuza cevap vermiyoruz dediler.

Bir sürü somut delil geliyor dosyaya. Işid'in eğitim kitapçıklarında anlatıldığı gibi davranıyor sanıklar. Biz o kitapçıkları okuduk ve aynen öyle davranıyorlar. Geçen Hatice Akaltın ifade verirken Metin Akaltın geldi ve cevap verme dedi. Biz bunu da gördük.

Biz hala delil tartışması yaşıyoruz. Elbette tüm deliller toplandığında, suç vasfı değişecek. Bir kısım tanıklar katliam sorumluluğu bakımından tutuklu şu an, bir kısım tanıklara sadece örgüt üyeliğinden açmış savcı davayı, ama değişecektir bu da. Hukuka aykırı eylemi gerçekleştiren, azmettiren, yardım eden için ayrı cezalar var ama başka bağlantılar da var. Bir kısmı örgüt üyesi değil, ama katliama yardım edenler de var.

Adalet yürüyüşü esnasında Daeş'in bir hücresinin (Kayseri) eylem yapacağı ihbarı alındı ve emniyet engelledi. Bir kısım sanıkların bırakılması söz konusu olamaz, çünkü Işid eylemlerine devam ediyor.

Av. Özcan Karakoç

[Sanıkların, diğer IŞİD davalarında fotoğraflardan teşhis edildiği ifade tutanaklarını okuyor. Sanıkların önceki ifadelerinde yalan söylediği noktalarla bağlantılarını kuruyor]

Diğer davalarda, IŞİD üyeliğinden yargılananlar Erman Ekinci'nin kod adı Ebu Talha'dır diyor.

Yakup sadece emlakçıyım demişti, onun hakkında da benzer ifadeler var.

Resul muhasebeciyim demişti, o da aynı. [hepsinde somut örnekler ve ifadelerle destekli olarak anlatıyor]

[Sanıklar sözlü sataşmalarda bulunuyor, salon sakin]

[Sanıklardan biri, "hakim bey! özcan bey, benim suçsuzluğumu ispatlıyor şimdi" diyerek müdahale etmeye çalıştı. hakim: "size söz vereceğiz" diyerek kesti]

Av. Özcan Karakoç

Dün dijital delillerden bahsettik.

Çok sayıda fotoğraf, video var. IŞİD marşları var. Raporlar diyor ki, "dini marşlar bu örgüt için önemli bir motivasyondur".

Bu yüzden dijital delillerde gelen yüzlerce IŞİD marşı önemli delildir. Bir kısım sanıkların silahlı fotoğrafları çıktı.

Bu materyaller geldikçe tamamının çözümü sağlandıkça daha neler çıkacak bilmiyoruz. Bu IŞİD yapılanmasının iki şirketi var. Enes Plastik ve NYS? plastik.

ENES Plastikte Halil İbrahim sigortalı, Yunus Emre .. sigortalı, Resul Demir sigortalı, ne hikmettir, Esin Altıntuğ sigortalı. Ben nakliyeciyim, kimseyle işim olmaz diyen Hüseyin Tunç sigortalı. Bu hususlar sanıklar istediği gibi savunma yapsınlar, bu kişilerin IŞİD'e ilişkin yerlerde sigortalı olmalarını dikkate almayacak mıyız?

Buradaki sanıklara birbirlerini sorduğumuzda tanımıyoruz dediler. Ama birlikte fotoğraflarını gösterdiğimizde, evet piknikteydik dediler.

Dava dosyasında 30'dan fazla x ve y'ler var.

Bu kişilere birbirlerinin fotoğraflarını gösterince tanımıyoruz diyorlar. Hali hazırda ışid üyesi olduğu belli olan ama hangi katliamın sorumlusu olduğu bilinmeyen kişileri koruyorlar bunlar.

7 Haziran öncesi HDP Mersin binasına bomba gönderildi. Onu sorgulamış olsaydık 5 Haziran Diyarbakır olmayacaktı. Onu dikkate alsaydık, Suruç olmazdı, onu dikkate alsaydık, etkin soruşturma yürütülseydi 10 Ekim olmayacaktı. O etkin soruşturulsaydı Antep düğün patlaması olmayacaktı. 56 kişi öldü, 40'ı çocuk. Biz bunu sıradan bir haber olarak okuyamıyoruz.

Av. Özcan Karakoç: Dün, ailelerimiz anmadan geldi, üzerlerinde ölenlerin resimleri vardı, içeri almadılar. Emniyet bundan mı korktu?

Dün katliamın 21. ay anmasını yaptık.

21 ay aileler ve biz, acılarımızı gömmeye çalıştık, acılarımızı unutmadık. Her bir ölen kişi bu ülkenin geleceğiydi. Biz 21 ay dayandık. Sabrettik. Aileler bize inandı. Adalete inandı, inanmak istediler. Ben de bir avukat olarak adalete inandım, inanmak istedim. Ama dünden bu yana ailelerin ve bizim üzerimizdeki baskıyı anlamlandıramadım.

Dün, ailelerimiz anmadan geldi, üzerlerinde ölenlerin resimleri vardı, içeri almadılar. Emniyet bundan mı korktu?

Dün bir meslektaşımız geldi. Almanya'dan geldi. Adı [adını kodluyor kayıtlara geçmesi için], daha önce 3 celse duruşmaya katıldı. Dün alınmadı. Bugün de katılmadı. Bu sabah biz geldik, biz duruşma salonuna giremedik. Avukat olarak, cübbelerimizle duruşma salonuna giremedik. Sabah kapıda 3 tane üniforması olmayan sakallı, duruşma salonuna girerken bizden kimlik soruyor. Diyor ki, başkanın talimatı. Var mı öyle bir talimat başkanım?

Biz polis memuru arkadaşlara hep yardımcı olduk, onlar bize yardımcı oldu. Şu duruşmalar olaysız geçsin dedik. Bu yüzden aileler, sanıklar her yalan söylediğinde sakin davrandı. Biz bu davayı ciddiye alıyoruz.

Mevzuat diyor ki, avukatlar üzerinde baskı kurulamaz. Başkanım, giremedik sabah.

Polis olduğunu iddia eden biri, bir kadın meslektaşımıza bağırdı, karşısındakinin bir kadın olduğunu, evliyse kendisinin bir eşi olduğunu unuttu. Uyarıyorum, herkes haddini bilsin. O memur buradaysa o da haddini bilsin. Bizim varlığımız bir kısım memurları, sanıkları rahatsız ediyorsa, bu dava Fizan'a da gitse biz takip edeceğiz.

Türkiye'nin en büyük katliamı davasında polisler de yetkisini kullanacak ama yetkisini aşmayacak. Yargılama şeklini değiştiremezsiniz.

[Başkan: böyle bir talimat verilmediğini biliyorsunuz. Şikayet gelirse de ilgileniyoruz]

Ben buraya geliyorum, kapıdaki arkadaş izin vermiyor. Biz sizin iyi niyetinizden eminiz.

Eski CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka da salonda bulunuyor

Interpol kanalıyla aranan şüphelilerden biri ile ilgili olarak, EGM'ye yazılan müzekkereye cevaben "Interpol Genel Sekreterliği tarafından geçilen mesaja, adı geçen şahsın Irak'ın Rakka bölgesinde öldüğü bildirilmektedir." ifadesi geçmektedir.

İlk salon tamamen dolu.

Mahkeme başkanı duruşmayı yoklama ile başlattı.