10 Numara’nın vedası…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

2009’un yaz aylarıydı; sıcaktı Belfast. Stranmillis Üniversitesi’nin kampusunda UEFA A lisansının ilk senesi için toplanmıştık. Değişik milletlerden tanıdık simalar, teknik direktörlük macerasına adım atmaya hazırlanan eski futbolcular vardı. Sahaya çıkmadan önce ders aralarında mutlaka futbol üzerine derin sohbetlere dalardık. Onlardan biriydi Brezilyalı kondisyon hocası. Güney Amerika futbolunu avucunun içi gibi biliyor, bizim ekranlardan tanıdığımız futbolcular hakkında detaylı analizler yapıyordu. O yıllarda bizim coğrafyada parlamış o efendi Brezilyalı golcüyü sordum kendisine. Gülümsedi, Coritiba’da bir süre birlikte çalıştıklarını söyledi. “Fizik olarak biraz daha güçlü olsa sizin topraklarda değil, şu anda dünya devlerinde top koşturuyor olurdu” dedi ve ekledi: “Brezilya’da çok sevilir. Mükemmel futbolculuğunun yanı sıra çok iyi insandır. İyi kalplidir. Tanıyan herkes çok sever.”

14 Eylül 1977’de Brezilya’nın güneyinde, 1,7 milyon nüfusa sahip Curitiba’da dünyaya gelmiş futbolcu. İlk profesyonel kulübü, 1995’te 18 yaşında formasını giydiği şehrinin takımı yeşil beyazlı Coritiba. Her futbolcu gibi onun da küçük yaşlarda örnek aldığı bir kahramanı varmış: Zico. Kariyerinin ilerleyen zamanlarında talebesi olacağı futbol adamını şöyle anlatıyor: “Zico beni futbola bağlayan en büyük etkendi. Hayalim, onun gibi bir efsane olamasam da ona yakın bir oyuncu olmaktı.”

1997-2004 arasında Brezilya’nın Palmeiras, Flamengo, Cruzeiro takımlarında forma giymiş. 2002’de, o dönem teknik direktörlüğünü Galatasaray’dan kovulan  Prandelli’nin yaptığı Parma’ya transfer olmuş ama yıldızı barışmamış yeni hocasıyla. Sadece altı maçta, (üstelik dostluk maçları) forma şansı bulduğu sıkıntılı zamanlardan sonra yeniden Cruzeiro’ya dönmüş. Müthiş bir sezon geçirmiş Cruzeiro’da; 48 maçta 100 gol atarak Santos’un önünde ligi şampiyon olarak bitirmişler. Topladıkları 100 puan, Brezilya tarihine rekor olarak geçerken takım arkadaşları arasında Deivid, Edu Dracena, Luisao, Maicon, Zinho, Felipe Melo, Gomes ve Cris’in olması kayda değer…

2004’te, Cruzeiro’ya ödenen 5 milyon avro karşılığında Fenerbahçe’ye geldiğinde bu transferden çok emin değildi Fenerbahçeli arkadaşlarım; malum futbolcu dediğinin endamı, kalıbı olmalıydı! Oysa o bir futbolcudan çok haylaz bir çocuğu andırıyor, kimi zaman sahada gezinirken hiçbir şey yapmadığı izlenimini yaratıyordu. Oysa hiçbir şey yapmadığı zamanlarda bile fark yaratanlar vardır yeşil sahalarda. Hiç beklenmedik anda golü getiren bir ara pası, herkesin unuttuğu arka direkte biterek yaptığı beleşçi vuruşu, kalabalık orta sahadan keskin bir dönüşle yönünü bir anda değiştirip kimselerin fark etmediği boş kulvara akıp gidişi, duran toplardaki vuruş ustalığı, kalecinin hiç beklemediği anda uzaktan vurduğu güdümlü şutları ve belki de en önemlisi futbol zekâsı…

Birlikte çalıştığı hocalardan Daum, “Futbolcularım ne yapacaklarını bilemediklerinde topu ona verirlerdi” demiş; muhtemelen futbol stilini en iyi anlatan cümle... New York Times’ın 2004’te Avrupa takımlarına transfer olan Güney Amerikalı futbolcuları anlattığı bir makalesinde okumuştum, Brezilya’da top koşturduğu zamanlarda oyun içinde zaman zaman kaybolup gidişine itafen “Alexotan” lakabı ile nam salmış, uyku ilaçı Lexotan’dan miras. Yine de oyun içinde olduğu zamanlardaki istatistikleri kayda değer. Fenerbahçe’de geçirdiği 8 sezonda 341 maçta 171 gol ve 136 asist. 1998’den 2005’e kadar yer aldığı Brezilya Milli Takımında 48 maçta 12 gol.

***

Ve geçen günlerde, takımının Bahia ile oynadığı maçtan sonra futbolu bıraktığını açıkladı Alex De Souza; muhtemel bizim futbol fakiri coğrafyada boy göstermiş, hiç hak etmediği şekilde takımından sürülmüş en yetenekli, en efendi Brezilyalı. Şimdilerde Yoğurtçu Parkı’ndaki heykeli hatırlatıyor bizim topraklarda geçirdiği zamanları. “Ne zaman kaybetsem kazananı tebrik ederim. Çünkü kazandıysa bizden iyi bir şeyler yapmıştır” demiş bir söyleşisinde, günümüz topçularına ders niyetine. Velhasıl futbolu seven herkesin içini biraz acıtmıştır o beklenmedik ayrılık; malum bazı futbolcular bir ömre ancak bir kez gelir. Eksisözlük’te yazan bir taraftar, “O, Fenerbahçe’nin başına gelen en güzel şeydi” demiş; bir futbolcu için söylenebilecek en güzel cümle…

Sadece futbolculuğuyla değil, günümüzde yeşil sahalarda giderek azalan efendiliği, rakibe saygısı, mütevazı kişiliğiyle…

Hep hatırlanacak Alex de Souza.