100 yıllık yaşam partiyle kutlandı
10.08.2018 09:31 YAŞAM
Feriköy semtindeki Emekliler Evi’nde Şişlili Sefarad Yakup Hazan’ın doğumunun 100’üncü, Şişli’ye taşınmasının 50’nci yılı kutlandı. Bir asırlık yaşam partiyle taçlandı

Peride Ruşen

İstanbul’un Ermeni, Rum ve Yahudi nüfusunun yoğun yaşadığı Feriköy semtindeki Emekliler Evi’nde Şişlili Sefarad Yakup Hazan’ın doğumunun 100’üncü, Şişli’ye taşınmasının 50’nci yılı kutlandı.

Günler önceden başladı hazırlıklar. Emekliler Evi sıkı bir tadilattan geçirildi, mobilyalar yenilendi ve zorlu geçen 100 yıllık bir hayata saygı duruşuna hazır hale getirildi. Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, Hazan için Feriköy’ün artık emekli olan çoğu 70’ini geçkin sakinleri ile birlikte sürpriz bir doğum günü partisi hazırlamıştı.

Parti saati geldiğinde davetliler Emekliler Evi’nden sokağa taşmıştı artık. İnönü’nün gelmesiyle kutlamalar başladı.
Yakup Hazan, Sefarad bir ailenin çocuğu olarak, 100 yıl önce, Çanakkale’nin Ezine ilçesinde dünyaya geldi; o zamandan bu yana da hem Türkiye’nin, hem de Türkiye’de azınlık olmanın tarihine tanıklık ediyor. Ağzında gümüş kaşıkla doğduğu pek söylenemez; mücadeleyle dolu, mutluluklarla birlikte acılar ve travmalardan da geçen bir yolculuk onun hayatı.

Hazan 5 yaşında İstanbul’la tanıştı
Birinci Dünya Savaşı’nın bitişiyle Kurtuluş Savaşı’nın başladığı yıllarda, milyonlarca insan gibi ailesinin de yaşadığı acı ve yokluğun içine doğdu önce. Beş yaşındayken annesinin kucağında İstanbul’la tanıştı. Balat’ta başlayan İstanbulluluğu, ona ilkokuldan sonra okuma şansı tanımadı. Çocuk yaşta, bir matbaada iş hayatına atıldı.
Sıkı çalıştı belli ki, büyüdüğünde kendine Balat’ta bir ev almıştı. “Artık evlenme çağındasın” diyerek onu Galata’da yaşayan Estella’yla tanıştırdılar. Bir süre sonra, sakin, içine kapalı, evcimen Yakup bey ile onun tam tersi, dışa dönük ve hareketli Estella hanım evlendiler. Yaşantıları ve hayat görüşleri çok farklı olsa da sevdiler birbirlerini, iki kızları oldu ve Tünel’e taşındılar. Eski insanların, “erkekler takım elbisesiz, kadınlar şapkasız çıkmazdı” dediği, herkesin birbirine saygıyla yaklaştığı Beyoğlu’nu doya doya yaşadılar. Ama aynı Beyoğlu, 6-7 Eylül olayları sırasında, özellikle Rum komşularının evlerinin, dükkanlarının saldırıya uğramasına, yağmalanmasına da tanık etti onları, evlerinin içinde bile saklanacak kadar korkmayı yaşattı.

‘Hep çekinmesi gereken acılar gördü’
Yüzyıllar önce İspanya’nın kovup Osmanlı’nın sahip çıktığı bir neslin torunu olarak Yakup Hazan’ın çekingen kişiliği, tüm bu yaşadıklarıyla belki de biraz daha içine kapandı. Bu yüzden bu konuları her konuşmak istemediğinde kızı Esma Hazan tamamladı eksik bıraktıklarını: “Babam çekingendir hala, çünkü hayatı boyunca hep çekinmesi gereken acılar görmüş, ataları da aynı acıları yaşadığı için mecburen biraz içe kapanıktır. Kim olsa aynı olurdu.”

50 yıl önce Kurtuluş’a taşındıklarında da bir acı yaşadı Yakup Hazan. Çok sevdiği eşini, henüz 45 yaşındayken kanserden kaybetti. Açıkçası çok talibi olmasına rağmen bir daha evlenmedi. Emekli oldu, tüm akrabalarının aksine İsrail’e ya da başka bir ülkeye göç etmedi ve son 50 yılını Kurtuluş-Feriköy’de, giderek azalsa da farklı köken ve dinlere mensup komşularıyla, sevgi saygı dolu ilişkilerle geçirdi.

Ve 100 yıllık hayatından geriye kalanlar, o gün Feriköy Emekliler Evi’ndeydi. Yapılan kutlamada konuşan kızı Esma Hazan “Bu bizim için adeta bir rüya. Babamı uzun zamandır böyle mutlu görmedim” diye özetledi.

Bir asırlık yaşı ve yarım asırlık Şişliliği bir partiyle taçlanmış olmasının haklı sevinci vardı yüzünde.