11’de 11’lik Romen
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL

Ülkeden kovulan futbol aktörlerinin daha sonra başarı yaşamaları bize pek yabancı değil,özellikle “köylü”, “stajer”, “beden eğitimi hocası” diye hem Türkiye’deki görev sürelerinde hem de arkalarından konuştuğumuz adamlar daha sonra kariyerlerinde çok önemli yerlere geldiler. Joachim Löw Almanya’da, Guus Hiddink birçok farklı ulusal takımda, Vicente del Bosque de İspanya’da hatırı sayılır başarılar elde ettiler ki Del Bosque’nin kariyeri ülkeye uğramadan önce de başarılarla doluydu. Tabii bazılarının bizim futbolumuzla uyuşup uyuşmadıkları tartışılır. Örneğin Guus Hiddink şansını 2 kez denedi ve 2. dönemi onun genel kariyeriyle uyuşmayacak derecede başarısız bir performansla bitti. Elbette, bu saydığımız isimlerin izleyen kariyerlerindeki başarıları bize bunları yazdırıyor. Ama kaderi ve Türkiye’deki çizgisi farklı yönde bir adam da var. Türkiye’den ayrıldıktan sonra başında bulunduğu takımla 6 lig, 4 federasyon kupası ve 1 UEFA Kupası şampiyonluğu yaşamış olan Mircea Lucescu. Lucescu yukarıda saydığımız isimlerin aksine Türkiye’de başarısız olmadı. 4 sezon Türkiye’de kaldı. Bu sürede 2 lig şampiyonluğu elde etti, 1 Şampiyonlar Ligi, 1 de UEFA Kupası çeyrek finali gördü, üstelik elde ettiği başarılar önemli mihenk taşlarıydı. Galatasaray onun şampiyonluğu ile 3. yıldızı takarken, Beşiktaş’a kazandırdığı şampiyonluk kulübün 100. yılındaydı. Galatasaray’ın onun ayrılmasının ardından şampiyon olması 4, Beşiktaş’ın 6 yıl aldı. Bugün o kovaladığımız adam muhtemelen teknik direktörlüğünün son yıllarında Shakhtar’ı Avrupa’nın istikrarlı bir takımı haline getirdi ve takımı bugün 11. Haftası geride kalan Ukrayna Ligi’nde 11 galibiyet ile korkunç bir çizgiye imza atmış durumda. Daha önce bu köşeden yine övgü yolladığımız Rumeni hatırlamak gerekiyor.

Bir başka Chelsea hikayesi

İroniktir ki,1936 yılında Donetsk’li madencilerin takımı olarak kurulan (armalarındaki çekiçlerin anlamı burada gizli) kurulan ve Sovyetler Birliği’nin parçalanmasından önce uzun süre bu ligde mücadele eden Shakhtar’ın tarihinde şampiyonluk tatmış 2 teknik adam var ve ikisi de Türkiye’den gönderilmiş isimler, zira Nevio Scala 2002’de gelen ilk şampiyonluğun altında imzası olan isimdi (sezonun yarısında göreve gelmişti).  Tabii bu şampiyonlukların arkasında, 1996 yılında stadyumdaki bir bombalama sonucu hayatını kaybeden Tatar asıllı kulüp başkanı Akhat Bragin’den sonra kulübü satın alan Rinat Akhmedov’un payı büyük. Akhmedov kulübü satın aldığında sadece 30 yaşındaydı ve bizzat bir madencinin oğluydu. Kendisini Forbes listesine sokan milyar dolarlık servetini finans, yatırım, enerji ve telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren SCM firmasından elde etmişti. Bugünkü serveti 16 milyar dolar civarında ve dünyanın en zengin 39. Adamı. Bu satıştan sonra takım bir önceki sezon 10. Olmuşken 1996-97 sezonunu 2. oldu ve 5 yıl boyunca oradan aşağı düşmedi. Ardından da 2002 yılındaki şampiyonluk geldi. Akhmetov’un yeraltı dünyasıyla bağlantıları düzenli aralıklarla Urayna ve dünya basının gündemine geliyor ve bunun futbola da yansıdığını düşünenler var ancak takımın uluslararası alanda gösterdiği başarı da göz ardı edilmemeli. Lucescu da onun her şeyini şehrin insanları ve kulübü için harcadığını düşünüyor.

Tabii ki işin içinde bir de saha içinde olanlar var. Lucescu’nun 9 senede oturttuğu istikrar, takımdan ayrılan büyük yıldızların, yokluklarıyla büyük problem oluşmamasını da sağladı. 9 sezon boyunca Brandao, Elano, Aghahowa, Ilsinho, Matuzalem, Tymoshchuk, Chygrynskiy (2 sezon önce takıma döndü), Marica, Vorobey, Jadson gibi önemli isimler Donetsk’e veda ettiler. Ama 10. sezonunu geçiren kaptan Darijo Srna’nın önderliğindeki takıma sürekli yerinde takviyeler yapıldı. Ezberleri bozan bir kadro yapısı olan Lucescu’nun takımında 2’den fazlasının problem yarattığını düşündüğümüz Brezilyalılardan tam 9 tane var. Hatta 3 Ukraynalı kaleciyi saymazsak saha içinde görev yapan Ukraynalıların sayısının 10 olduğunu söylersek daha net fikir verecektir. Ancak Lucescu’nun Brezilyalılarının önemli bir kısmı bu takımda yıllardır forma giyiyorlar ve bugünün istikrarlı Şampiyonlar Ligi takımı Shaktar’ın oluşmasında önemli bir pay sahibi oldular.  Brezilyalılar dışındaki 5 Avrupalı yabancısının tümü kendi ulusal takımlarında forma giyiyor ve kaptan Srna bir kenara bırakılırsa bunların en dikkat çekeni bu sezon 14 golün altına imza koyan 23 yaşındaki Ermeni forvet Henrikh Mkhitaryan.

Lucescu son 5 sezonda Ukrayna’ya UEFA katsayı listesinde hatırı sayılır puan kazandırdı ve onun sayesinde ülke Avrupa’ya 6 takım gönderiyor. Türkiye’nin aynı listedeki yeri son yıllarda sürekli geriledi. Ülkenin 2 önemli kulübü Galatasaray ve Beşiktaş’ın Avrupa’da ülke futboluna en son kayda değer puanlar kazandırdığı zaman kulübedeki adamın aynı Romen olduğunu düşününce hep aynı soruyu sorası geliyor insanın. Biz daha kimleri beğenmeyeceğiz?