16 yılda kaybeden hep işçiler oldu: ‘24 Haziran’da TAMAM diyelim’
30.05.2018 07:24 ÇALIŞMA YAŞAMI
DİSK’in hazırladığı emek raporu, 16 yıllık AKP iktidarında işçilerin uğradığı hak kayıplarını gözler önüne serdi. DİSK tüm işçilere, “16 yılda yapılanlar, yapılacakların teminatı. 24 Haziran’da TAMAM diyelim” çağrısında bulundu

Beril Çanakçı

DİSK, seçimlere yönelik tutumu ile işçilerin seçim bildirgesini açıkladı. DİSK Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “16 yıldır yapılanlar, yapılacakların teminatıdır ve işçi sınıfı için felaketten başka bir anlam taşımamaktadır. DİSK, tüm işçileri, sermayenin çıkarları için işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarını sürekli olarak geriye götürenlere TAMAM demeye çağırmaktadır” dedi.

Öte yandan DİSK Araştırma Enstitüsü’nün (DİSK-AR) hazırladığı ‘AKP Döneminde Emek’ raporu, AKP’nin iktidarda olduğu 16 yılda işçilerin neler kaybettiğini, çalışma ve yaşam koşullarının sermaye yanlısı politikalarla nasıl geriletildiğini gözler önüne serdi. Buna göre; AKP döneminde sendikal hak ihlalleri sürerken 200 bine yakın işçinin grevi yasaklandı, esnek ve güvencesiz çalışma yaygınlaştırıldı.
Raporda öne çıkan başlıklardan bazıları şöyle:

1 Sendikal haklar zayıfladı
AKP döneminde sendikalaşma ve toplu sözleşme kapsamı açısından büyük kayıplar yaşandı. 16 yıllık AKP iktidarı sonunda gelinen tablo şu: Her 100 işçiden sadece 10’u sendikalı, 7’si toplu sözleşme kapsamında. Buna göre, sendikalı işçilerin yüzde 30’u toplu sözleşmeden mahrum.

Türkiye, bu yüzde 7’lik toplu sözleşme kapsamı ile OECD’nin en kötü ülkesi durumunda. OECD ülkelerinde toplu sözleşme kapsamı yüzde 32.

Özel sektörde toplu sözleşme kapsamı ise yüzde 5. Diğer bir ifadeyle özel sektörde işçilerin yüzde 95’i sendikal korumadan yoksun.

Kadınlarda sendikalaşma oranı ise sadece yüzde 8.

2 Grev hakkı ayaklar altında
AKP hükümetleri döneminde 15 grev erteleme kararnamesi yayımlandı ve 193 bin işçinin grevi ertelendi (fiilen yasaklandı.) Grev ertelemelerinin (yasaklamalarının) büyük bölümü ‘milli güvenlik’ bahanesiyle yapıldı.

Grev ertelemeleri OHAL döneminde yoğunlaştı. 15 grev ertelemesinin 7’si OHAL döneminde (2016-2018) gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, grev erteleme yetkisini keyfi olarak kullandıklarını açıkça söylemekten kaçınmadı: “Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade ile anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki hayır, burada greve müsaade etmiyoruz.”

AKP döneminde grev erteleme ve yasaklarının kapsamı da genişletildi. Anayasa Mahkemesi, 2014’te bankacılık ve şehir içi ulaşımda grev yasağını Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmişti. Ancak AKP, 2016’da yayımladığı KHK ile yasayı değiştirdi ve daha önce var olan ‘milli güvenlik’ ve ‘genel sağlık’ gerekçelerinin yanında; ‘büyükşehir belediyelerinin şehir içitoplu taşıma hizmetlerini, bankacılık hizmetlerinde ekonomik veya finansal istikrarı bozucu’ olduğu düşünülen grevleri de yasaklama yetkisine kavuştu. Nitekim bu yetki hemen kullanıldı ve Ocak 2017’de Akbank grevi ‘finansal istikrarı bozucu’ olduğu gerekçesiyle yasaklandı.

AKP hükümeti Aralık 2012’de borsa hizmetlerinde çalışanlara grev yasağı getirdi. Yasak sadece İMKB’yi değil tüm borsaları, teşkilatlanmış pazar yerlerini ve takas kuruluşlarını kapsıyor. Öte yandan AKP hükümeti THY’de grevin gündeme gelmesi üzerine Mayıs 2012 tarihinde TBMM’de kabul edilen torba yasa ile havacılık hizmetlerinde grev yasağı getirdi. Ancak büyük tepki alan bu yasak daha sonra kaldırıldı.

3 Asgari ücret eridi
AKP döneminde asgari ücret, ülkedeki ekonomik büyümeden pay alamadı. Tersine AKP döneminde reel asgari ücret artışı, reel milli gelir artışının oldukça gerisinde kaldı. 2004 yılı 100 kabul edilirse 2017’de reel asgari ücret, reel milli gelir artışı karşısında yüzde 30 kayba uğradı. Dolayısıyla AKP döneminde asgari ücret enflasyona göre artmış olsa da, asgari ücretle çalışanlar büyüyen pastadan almaları gereken payı alamadı.

Asgari ücret döviz karşısında da ciddi bir erimeyle yüz yüze kaldı. Sadece 2018 yılında asgari ücret dolar karşısında yüzde 28 eridi. 2018 yılının ilk günlerinde 3,75 TL olan dolar kuru, 25 Mayıs itibariyle 5 TL’ye yaklaştı. 1 Ocak 2018 itibariyle asgari ücret ile çalışan bir işçi 427 dolar alabiliyorken, bugün 340 dolar alıyor. Dolayısıyla ocak ayına göre bir asgari ücretli, bugün 93 dolar daha az kazanıyor.

4 İşsizlik düşmedi
2001 kriziyle birlikte yüzde 8’lik bir ortalamadan yüzde 10’luk bir ortalamaya sıçrayan işsizlik oranı, ölçme yöntemlerinde yapılan ve oranın düşmesine yol açacak değişikliklere rağmen yüzde 10’lar düzeyinde çakılı kaldı. TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) işsizlik, AKP’nin iktidara geldiği dönemde yüzde 10,8’di. 2012 yılında 9,2 olan işsizlik oranı, 2013’te yüzde 9,7’ye, 2017’de ise yüzde 10,9’a yükseldi. Şubat 2017’de başlatılan istihdam seferberliği de başarısız oldu. Devasa istihdam teşviklerine karşılık işsizlik düşmedi ve istihdam artışı yetersiz kaldı.
16-yilda-kaybeden-hep-isciler-oldu-24-haziran-da-tamam-diyelim-469336-1.
Öte yandan sadece dar tanımlı işsizlik değil, geniş tanımlı işsizlik de yükselişte. Buna göre 2014 yılında 5 milyon 932 bin olan işsiz sayısı, 2017’de 6,2 milyonu geçti.

5 Gelir dağılımı bozuldu
Türkiye, 2000’li yıllarında başında gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkelerden biriydi. 16 yıllık AKP iktidarı döneminde gelir dağılımında olumlu bir değişiklik yaşanmadı. Dahası, gelir eşitsizliği ölçüm yöntemlerinden biri olan Gini katsayısında AKP döneminde bozulma yaşadı.

Gini katsayısı 0 ile 1 arasında bir değer. Katsayı 1’e yaklaştıkça gelir dağılımı bozuluyor, 0’a yaklaştıkça iyileşiyor. AKP iktidarının ilk yıllarında, 2005’te 0,380 düzeyinde olan Gini katsayısı, 2006’da 0,428’e yükseldi, 2014’te 0,391’e geriledi, ancak 2016’da tekrar bozularak 0,404 seviyesine çıktı.

Öte yandan nüfusun en düşük yüzde 20’lik ve en yüksek yüzde 20’lik dilimlerinin milli gelirden aldıkları pay arasındaki fark 2016 yılında 7,7 kata ulaştı. Bir diğer ifade ile en zengin yüzde 20, en yoksul yüzde 20’den 7,7 kat daha fazla gelir elde ediyor. Türkiye gelir eşitsizliği açısından OECD’nin en alt sıralarında bulunuyor. Meksika ve Şili dışında tüm OECD ülkelerinde gelir dağılımı Türkiye’den daha iyi durumda.

6 OHAL çalışma ve grev hakkını vurdu
OHAL döneminde en yaygın ihlal edilen hak, çalışma hakkı oldu. 140 bine yakın kamu görevlisi somut bir delile dayanmadan, savunma hakkı tanınmadan ve adil yargılanma yolları tıkanarak kamu görevinden çıkarıldı. Kamu kurumların KHK dışında iş sözleşmesini feshetme, sözleşme yenilememe, disiplin soruşturması vb. yollarla yaptığı işten çıkarmalar bu sayıya dahil değil.
16-yilda-kaybeden-hep-isciler-oldu-24-haziran-da-tamam-diyelim-469337-1.
7 Borçlanma arttı
AKP döneminde çalışanların, dar gelirlilerin borç yükü arttı. 2002’de hanehalkı borcunun harcanabilir hanehalkı gelirine oranı yüzde 4 civarında iken, bu oran AKP döneminde artarak 2012’de yüzde 50’nin üzerine çıktı. 2015 itibariyle hanehalkları, harcanabilir gelirlerinin yüzde 51 oranında borçlu.

8 Özelleştirme rekoru
Özelleştirme ve kamunun tasfiyesi, altın çağını AKP döneminde yaşadı. AKP dönemi özelleştirmelerinin toplam özelleştirmeler içindeki payı yüzde 88. 1986-2002 döneminde toplam 8 milyar dolarlık özelleştirme gerçekleştirilirken, 2003-2016 döneminde 60 milyar dolara yakın özelleştirme gerçekleştirildi. 1986’dan bugüne kadar 220’den fazla kamu kuruluşu satıldı, 68,4 milyar dolar gelir elde edildi. Bu gelirin 47 milyar doları Hazine’ye ve Kamu Ortaklığı Fonu’na kaynak olarak aktarıldı. Diğer bir ifadeyle 47 milyar dolara cumhuriyetin ekonomik birikimi satılmış oldu.

9 Vergi adaletsizliği arttı
AKP döneminde vergi adaletsizliği giderek arttı. Dolaylı vergiler, yani tüketimden (mal ve hizmetlerden) alınan vergiler yüzde 65’e ulaştı. Doğrudan (kazanç üzerinden) alınan vergiler ise yüzde 35’e geriledi.

Dolaylı vergilerin yüksekliği vergi yükünün tüketiciye, yurttaşa, dar gelirliye yüklenmesi anlamını taşıyor. Dünyada genellikle dolaylı vergiler düşük, doğrudan vergiler yüksek. OECD ülkelerinde doğrudan vergilerin oranı yüzde 74, dolaylı vergilerin oranı yüzde 26. Türkiye’de ise vergi gelirlerinin yüzde 65’i dolaylı vergilerden sağlanıyor.

Asgari ücretten vergi alınmaya devam edilmesi vergi adaletsizliğini daha da artırıyor. 2029 TL brüt asgari ücretten toplam 122 TL vergi alınıyor.

10 İş cinayetleri arttı
2012 yılında büyük iddialarla kabul edilen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, beklenen sonucu yaratmadı. İş cinayetleri AKP döneminde azalmak bir yana, arttı. SGK verilerine göre AKP’nin ilk yılı olan 2003’te 811 işçi iş cinayeti sonucu yaşamını kaybederken bu sayı 2016 yılında 1405’e yükseldi. 2003-2016 arası dönemde resmi verilere göre bildirimi yapılan iş kazaları sonucu ölen işçi sayısı 17 bine yaklaştı. Bir diğer ifadeyle resmi verilere göre AKP döneminde yılda ortalama 1132 işçi öldü.

11 Çalışma süreleri uzun
Türkiye’de çalışma süreleri OECD ve Avrupa Birliği ortalamasının çok üzerinde. 2016 verilerine göre OECD ülkelerinde haftalık ortalama çalışma süresi 40,4 saat iken Türkiye’de 49,3 saat. Türkiye, Kolombiya’dan sonra haftalık çalışma süresinin en uzun olduğu OECD ülkesi.

Haftalık fiili çalışma süresi AB ülkelerinde 37 saate kadar geriliyor. AB ülkelerinde haftada 40 saatten fazla çalışan işçilerin oranı sadece yüzde 20 iken Türkiye’de bu oran yüzde 74’e yükseliyor. Kısa çalışmada ise ters bir orantı var. AB’de 35 saatten az çalışan işçilerin oranı yüzde 23 iken Türkiye’de yüzde 10.

12 Cinsiyet eşitsizliği artıyor
AKP döneminde kadın istihdamına yönelik politikaların merkezinde esnek, güvencesiz ve kayıt dışı çalışma yer alıyor. Neredeyse her iki kadından biri kayıt dışı. Kadın işsizliği erkek işsizliğine oranla oldukça yüksek. Yükseköğrenim mezunu kadınlarda işsizlik yüzde 18,4, erkeklerde 12,7. Öte yandan çalışan kadınların en az yüzde 92’si sendikasız.

***

İşçi sınıfının seçim bildirgesi

16-yilda-kaybeden-hep-isciler-oldu-24-haziran-da-tamam-diyelim-469338-1.

Arzu Çerkezoğlu’nun açıkladığı seçim bildirgesinde yer alan taleplerden bazıları şöyle:

»Demokratik, çoğulcu parlamenter rejime geçilmeli, hukukun üstünlüğü tesis edilmeli, OHAL derhal sonlandırılmalı.
»Sendikal örgütlenmenin önündeki anayasal ve yasal engeller, sendikal barajlar kaldırılmalı.

»Sosyal güvenlik bütün yurttaşları kapsamalı, çalışanların emeklilikte insanca yaşayacak düzeyde emekli aylığı alması sağlanmalı. Zorunlu bireysel emeklilik uygulamasına son verilmeli.

»Taşeron uygulaması tamamen kaldırılmalı, kıdem tazminatı fon tartışması gündemden çıkarılmalı, zorunlu arabuluculuk sisteminden vazgeçilmeli.

»İşsizlik Sigortası Fonu’nun amaç dışı kullanımına son verilmeli, fondan yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı.

»Kamuda kadrolu ve güvenceli istihdam artışı sağlanmalı. Özelleştirmeler durdurulmalı.

»Haftalık çalışma süresi 37,5 saate düşürülmeli, herkese en az bir ay ücretli izin hakkı tanınmalı.

»Tüm taşeron işçilerine ayrımsız kadro verilmeli, kiralık işçilik kaldırılmalı.

»Kamusal nitelikli bir işçi sağlığı ve iş güvenliği politikası izlenmeli, denetimler artırılmalı, yaptırımlar ve cezalar caydırıcı hale getirilmeli.

»Toplumsal yaşamın her alanında ve çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalı.

»İşyerlerinde nitelikli bakım hizmetleri sunan kreşlerin açılması sağlanmalı.

»Asgari ücret işçinin kendisinin ve ailesinin insanca yaşayacağı düzeye yükseltilmeli, vergiden muaf olmalı.

»Dolaylı vergilerin vergi gelirleri içindeki payı düşürülmeli, temel tüketim mallarında KDV sıfırlanmalı.