17 Aralık sessizliği ne anlatıyor?
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN
25 Aralık yolsuzluk dosyasının ardından, geçen cuma itibariyle 17 Aralık soruşturması da takipsizliğe uğradı, yani kapandı

25 Aralık yolsuzluk dosyasının ardından, geçen cuma itibariyle 17 Aralık soruşturması da takipsizliğe uğradı, yani kapandı. Bakan çocuklarından Rıza Sarraf’a, oradan Halk Bankası genel müdürü Süleyman Aslan’a uzanan soruşturmada verilen takipsizlik kararının gerekçesi delillerin sahteliği değil, çok delillerin toplanma yöntemindeki usulsüzlüklere dayanıyor. Dolayısıyla ortada bir aklama yok. “Deliller umrumuzda değil, çünkü dinlemelerin derdi ayrı” diye keyfi bir karar alınmış gibi. Aslında bu kararın nasıl unutturulmaya çalışıldığını, hükümete yakın medyanın 17 Aralık sessizliğinden de anlayabiliriz. Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda konuya yakından bakalım. Eğer 17 Aralık yalan yanlış bile olsa aklanmış olsaydı neler olurdu?

BİRBİRİNİN AYNI MANŞETLER OLURDU

17 Aralık dosyasından yalan ya da yanlış eğer bir aklama çıksaydı, bir defa bütün iktidar medyası birbirine çok yakın, neredeyse aynı zafer manşetleriyle çıkardı. Fakat bu kez takipsizlik kararının 18 Ekim 2014 tarihinde iktidar medyasının hiçbir gazetesinde manşete çıkmadığını görüyoruz. Kimisinde ön sayfadan bile görülmemiş. Tek tük ön sayfadan görenler küçük kutulara gizleyerek “dostlar alışverişte görsün” makamında eritmiş haberi. Bu konuda en cüretkâr Yeni Akit, ama onlar bile manşetten görememiş. Sağ üst köşede bir kutuda “Kirli Komplo Yargıda Çöktü” başlıklı bir haberle “takipsizlik” kararının yanında durmuş.

‘HER ŞEY YALAN SEN GERÇEKSİN’ YAZILARI YAZILIRDI

17 Aralık Soruşturması’nın sessizce sumen altı edilmesinin bir başka kanıtı da, takipsizlik kararıyla ilgili çarşaf çarşaf savunma yazılarının yazılmamış olması. Kaç gün geçti hâlâ cevval yazarlardan “her şey yalan” yazıları gelmedi. Takipsizlik kararı karşısında derin bir sessizlik hâkim. Elbette onu da kör gözüm parmağına savunan çıkacaktır. Ancak şu anda seçilen yöntem; sessizlik ve görmezden gelme. Takipsizlik kararını, cengaverce savunan bir Yıldıray Oğur, “Solcular Reza gibi ülkemize katkısı olmuş değerleri hemen harcıyor ühüühü” diyen bir Melih Altınok görmedikçe, “reza oluşturma süreci” başlamış sayılmaz.

YENİ İTTİFAK MANŞETLERİ

Tesadüf o ki, hükümet medyasının amiral gemisi Sabah gazetesinin, takipsizlik kararının gazetelere düştüğü günkü manşeti “Paralelcilerin tümü Silivri’ye” şeklinde. Daha önce Balyoz ve Ergenekon sanıklarının kaldığı Silivri Cezaevi’ne konan polisler üzerinden, bir kısım muhalefete “Bakın intikamınızı biz aldık” deniliyor ve zeytin dalı uzatılıyordu. Gazete bu haberi manşete taşırken, hemen altına küçücük bir kutudan “17 Aralık soruşturmasına takipsizlik kararı” başlığını iliştirivermişti. Bu eşsiz kolaj “Karıştırmayın şimdi 17 Aralık’ı” alt metni olarak da okunabilir.

SOUTHPARK SESSİZLİĞİ

Southpark isimli çizgi diziden sosyal medya literatürüne geçmiş “Southpark Sessizliği” kavramı bu duruma çok uygun. Dizide karakterlerden biri çok kötü espri yaptıktan sonra ortamda oluşan derin sessizliğe deniyor. Onun bir benzeri yaşanıyor işte şu sıra. Ne gerek vardı böyle bir espriye dercesine, “Hazır 17 Aralık unutulmaya yüz tutmuşken “ne gerek vardı takipsizlik kararına” diye soran bir atmosfer hâkim. İstiyorlar ki, meşhur hafızasızlığımızın girdabında erisin gitsin. 17 ve 25 Aralık operasyonlarının “yolsuzlukları ortaya çıkarma” amacıyla yapılmadığı yani iyi niyetli olmadığı açık. Bu durum operasyonla ortaya saçılan delillerin sahte olduğunu ortaya çıkarmıyor ne yazık ki. Bu tarz operasyonların, herkesin zaafları doğrultusunda yapıldığını geçmişten biliyoruz. Kullanışlı olmayan Ecevit hükümetini devirmek için kullanılan zaaf onun hastalığı ve yaşlılığıydı. (iddiaya göre hastalığı dış etkenlerle ilerletildi). O hükümet erken seçim kararıyla devrildikten sonra yerine AKP hükümeti geldi. Bu hükümeti devirmenin yolu olarak da “yolsuzluk zaafı” seçildi ama başarılı olmadı. Bu başarısızlık “Yolsuzlukların olmadığından değil” (çünkü yargılanmadı bile), seçimlerin imdada yetişmesinden ve sandığın bir yargı makamıymış gibi kullanılmasından. İşte bu sessizlik de “Zaten sandıkta aklanmıştık, bu nereden çıktı?” sorusunu soruyor. Geriye kalan Southpark Sessizliği. Bu sefer güldürmedi.