2. Abdülhamit ve Tahta Kurusu !
İRFAN DEĞİRMENCİ İRFAN DEĞİRMENCİ

Habertürk’ten Sevilay Yılman, İstanbul Atatürk Havalimanı’nın yeni yerinde bundan böyle Abdülhamit Han Airport diye anılacağını twitter üzerinden duyurup nabız yoklayalı 10 gün kadar oluyor. Yılman, gelen tepkiler üzerine ‘off günümde arkadaş ortamında konuşulurken duyup hemen tweet attım. Sonra başlayan Atatürk-Abdülhamit tartışması üzerine pişman olup bu tweetimi sildim.Sorry’ diye yazdı köşesinde.

Bir hafta sonra Atatürk Havalimanı yeni yerleşkesinde insanlık dışı koşullarda çalıştırılan işçilerin, kölelik koşullarına karşı başlattıkları insani isyan karşısında ‘sorry’ bile diyen olmadı. Güzide medyamız ve sosyal medya görevlileri, işçilerin ihanet içinde olduğundan, havalimanının açılışını geciktirmek isteyen bin türlü dış gücün oyuncağı olduklarından, işçileri dolduruşa getiren provokatörlerin hatta teröristlerin varlığından söz etmekteydi ! işçilerin bir A4 kağıdına yazıp uzattığı istekleri karşılamamış olmak suçun kendisiydi oysa.

► Servis sorunu çözülsün

► Geçmişe dönük ödenmeyen maaşlar ödensin

► İş cinayetleri çözülsün

► Revirde işçilerle ilgilenilsin

► Maaşların tamamı hesaba yatsın, elden ödeme yapılmasın!

► İşçilere aşağılayıcı tarzda, ukalaca davranılmasın

► İşçiler ve formenler(ustabaşları) aynı yemekhanede yemek yiyebilsin

► İşçilere iş kıyafetleri verilsin

Listeyi buraya kadar aktarırken bile devletten bugüne kadar milyar dolarlık başka ihaleler de almış olan anlı şanlı patronlar adına ben utandım. Dahası da var bu listenin.

► Bu maddelerin basının önünde okunmasına izin verilsin

► Tahtakurusu sorunu çözülsün !

İhanet diye adlandırılan, bu isteklerin açıklanmasıydı işte.. ‘Durup durup açılışa bir ay kala mı akıllarına gelmiş? Bal gibi provokasyon işte’ deyip işçilere düşman oldu bazı başka işçiler.

Sıkıntılar hep vardı ve ne zaman ki 29 Ekim’deki görkemli açılışa işler yetişsin diye işçilerin üzerindeki baskı arttı işte o zaman en doğal insani karşı duruş devreye girdi. Yaşamak istiyordu özetle işçiler. Ekmek parası için çalışırken ölmemek. İnsan gibi çalışmaktı istedikleri. Mısır piramitlerini yaparken can veren köleler gibi çalışmak istemiyorlardı. Geceleri üzerlerine hücum eden tahtakurularına karşı ilaçlama talep ediyorlardı mesela. O tahtakuruları, kendi vücut ağırlıklarının onlarca katı kanı gece boyunca emiyor, kan emdikleri yer kızarıyor, kaşınıyor, yara yapıyor, yaralar iltihaplanabiliyordu. Dünyanın hiç de kıskanmayacağı bir manzaraydı bu. O halde hemen işçileri tahtakurularından kurtarmak gerekiyordu değil mi? Eşsiz benzersiz devasa havaalanı için para vardı da ilaçlamaya mı para bulunamayacaktı? Bulunmadı. Sesini çıkaran yüzlerce işçi gözaltına alındı. Neyse ki henüz tahtakurusu demek yasaklanmadı.

Yılman’ın iddiasında dile getirdiği isim, 2.Abdülhamit, tahtakurusu demeyi de yasaklamıştı zamanında. Evet evet, Hüseyin Cahit Yalçın’ın aktardığına göre istibdat dönemi padişahı Abdülhamit, İstanbul’u kaşıntıdan öldüren tahtakurusu istilası sırasında, jurnalcilerinin getirdiği haberlerden memnun kalmamış, ahalinin tahtakurusu deyip durmasını yasaklamıştı. Aynı zamanda millet, vatan, adalet, cumhuriyet, demokrat, istibdat, zulüm gibi kelimeleri ve iri burnu yüzünden burun kelimesini dahi yasaklamış olan padişah, İstanbullu tahtakurusu dedikçe bu sözcüğün ‘tahtın kurusun’ olarak yankılanacağından korkmuştu. Tüm tarihin en çok toprak kaybetmiş, tebasına en çok eziyet etmiş padişahını ecdadı olarak gören ve yeni resmi tarih söyleminin etkisiyle kendini evlad-ı Osmanlı olarak adlandıran milyonlar, ‘işçinin alnının teri kurumadan hakkının verilmesi gerektiği’ öğretisine kulaklarını tıkayıp işletim ve ulaşım sorunlarıyla dolu yeni havaalanına diledikleri ismi versinler şimdi.

O havalimanı ülkenin aklını ve vicdanını yitirmemiş insanlarının belleğinde çoktan Tahtakurusu Havalimanı olarak adlandırıldı bile. Dünya dirilişimizi kıskanadursun işçilerine iş kıyafeti, çocuklarına yazı yazacak A4 kağıdı temin edemeyen memleketimde yılmadan doğruları haykıran bir avuç insanın varlığı bile karanlığın sonsuza dek sürmeyeceğine dair umudun adıdır. Siz ne olur yılmayın hiç, ne olursa olsun insandan yana, emekten yana sesinizi yükseltmeyi sürdürün a dostlar.