20 minute
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL

Aslında “diplomatik” bir iki yüzlülük olduğunu biliyorlar ama Macaristan Başbakanı Victor Orban’ın Recep Tayyip Erdoğan’ı öven sözlerinin seçmenlerinin hoşuna gittiğinin de farkındalar. Erdoğan’a herhangi bir batılı devlet adamının övgüsü “Dünya lideri” sıfatını güçlendiren bir güzellik tabii.

Ağzından bal damlamış Orban’ın doğrusu. “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a her zaman saygı duyuyoruz. Avrupa’nın ve Macaristan’ın güvenliği büyük ölçüde Türkiye’ye bağlı. Çünkü Türkiye bugün istikrarlı bir ülke ve yasa dışı göçü engelleyebiliyor” lafları koltuk kabartıyor gerçekten. Diplomaside bu tür övgülerin pratik değeri yoktur pek. Faydacı tonlar barındırır çünkü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya lideri Vladimir Putin’e övgüsü buna iyi bir örnek sayılabilir. ABD, Rusya’nın başkanlık seçimlerine siber saldırı düzenlediği iddiaları nedeniyle Washington ile San Francisco’da görevli 35 Rus diplomatın 72 saat içinde ülkeyi terk etmesini istediğinde Putin bu duruma hiç tepki göstermemiş, Rusya’da görev yapan Amerikan diplomatlarının sınır dışı edilmeyeceğini açıklamıştı. Trump’ın Putin’e övgüler yağdırmasının nedeni buydu. Orban’ın Erdoğan’ı pek beğenmesinin nedeni de ülkesine gelecek göçmenlerin Türkiye eliyle engellenmesi. Türkiye göçmenleri engellediği için “istikrarlı” Orban’a göre.

Orban gibi figürlerin övgüleri itibar getiren türden midir peki? Ülkesinin sınırlarına göçmenleri engellemek için elektrikli tel örgü çeken biri Orban. Sonradan askıya alsa da Schengen sınır kontrollerini insanlık onurunu zedeleyecek derecede sıkı uyguladığını da biliyoruz. AB içinde olmasına rağmen AB’yi oluşturan değerlere de pek saygısı yok. Her sağcı, muhafazakar gibi Orban da batıya ilişkin eleştirilerini “ahlak” üzerinden yapıyor. “Batı dünyasının seks, yolsuzluk ve şiddet kültürüyle” dolu olduğunu dile getiriyor sık sık. Bu nedenle AB içinde sevildiğini söylemek zor. Toplumunu içinde yer aldığı batı dünyasına da kapama türünden bir politikası var. Bunun Erdoğan’ın Batı’ya yaklaşımıyla ortak bir tarafı olduğu gerçek. Övgüleri de eleştirileri de “ciddiye” alınmıyor AB içinde. “Kültürlü bir backround’um yok. Her zaman şizofrenik bir eğilimim olmuştur. Kendimi sürekli dışarıda tutulmuş görmeye uygun bir yapım var. Ve daima merhametsizim ve hep kendim oldum” diyen birinin ciddiye alınması kolay değil.

Yani böyle bir adamın Erdoğan övgüsü mahcup eder doğrusu. Roma İmparatorluğu’nun en gözde meslekleri avukatlık, hatiplik, diplomatlıktı. Üçünün de ortak özelliği “övgü”ye sık sık başvurulan meslekler olmasıdır. Bir hatip eğer bir sel ya da deprem felaketi üzerine konuşma yapacaksa önce uzun uzun imparatoru övmek, hasletlerinden söz etmek zorundaydı. Orban’ın ki de bunu andırır bir övgü. Göçmen sorunları üzerine konuşmadan önce Erdoğan’ı överek bir geleneği sürdürüyor aslında.

Bu Erdoğan’ı çaresiz bırakan bir durumdur bana sorarsanız. Bazı iltifatlar karşısında insan gerçekten çaresiz kalabilir. İltifatı, övgüyü yapanla ilgilidir bu biraz da. Macaristan Başbakanı Orban, sadece göçmen karşıtı değil, ciddi bir İslam karşıtı aynı zamanda. AB’nin değerler sistemi içerisinde İslam’ın hiçbir biçimde yer almaması gerektiğini dile getiriyor. Her ne kadar batıyı eleştirse de, İslam kaynaklı “kültürel” bir sızmanın da karşısında. Dolayısıyla, İslam karşıtı birinin övgüsüne mazhar olmak Recep Bey için zor olmalı.

Hepsi bir yana Orban çok kurnaz, bu kesin. Henüz Recep Tayyip Erdoğan’ın göçmenler konusunda övgüyü hak edecek bir icraatı yok. Çünkü göçmenler Erdoğan için bir pazarlık meselesi hala. Yarın, daha önce yapacağını söylediği kapıları açma politikasını uygulayabilir, yine kendi deyimiyle “binlerce mülteciyi” Avrupa’ya yollayabilir. Orban zor durumda kalır haliyle. Dolayısıyla Orban’ın yaptığı övgü “Preemptive strike”ı (karşı tarafın olası saldırısına karşı önceden yapılan saldırıyı) çağrıştırır bir övgü aslında. Aklınca Erdoğan’ı bu övgüyle göçmenleri ülkesinde tutmaya teşvik edecek.

Keşke Erdoğan da ABD’ye gitmeden önce Trump’ı “kendisini iyi ağırlayacağı için” önceden (preemptive) övseydi biraz.

Belki Trump mahcup olup, 20 dakikalık görüşmeyi uzatırdı, kim bilir.