2007 yılı KEP'i: Yeni bir stand-by gibi (2)
Aziz Konukman Aziz Konukman
Geçen yazımızda 2007 Yılı Katılım Öncesi Ekonomik Program'ın (KEP) neler getirdiğini incelemiş; ardından bunların değerlendirilmesini gelecek yazımıza....

Geçen yazımızda 2007 Yılı Katılım Öncesi Ekonomik Program'ın (KEP) neler getirdiğini incelemiş; ardından bunların değerlendirilmesini gelecek yazımıza bırakacağımızı ifade etmiştik. Bu haftaki yazımızda bunu yapmaya çalışacağız.

Öncelikle belirtelim ki KEP mevcut stand-by'ın bir üç yıl daha süresi uzatılmış halinin AB'ye sunulmuş kopyası niteliğinde diğer bir değişle KEP bu haliyle adeta Mayıs 2008'de sona erecek stand-by'ın olası bir uzatımı demek olan yeni bir stand-by'ın habercisi gibi. Aslında bunda şaşılacak bir durum yok; çünkü İlerleme Raporları'nda öngörülen düzenlemeler incelendiğinde AB ve IMF talepleri arasında hiçbir fark olmadığı rahatlıkla tespit edilebilir. Zaten o nedenledir ki daha önceki yıllara ait KEP'ler 1999 yılının sonundan itibaren yenilenerek sürdürülen stand-by'larla bire bir çakışıyor ve örtüşüyordu.

Bu eğilim, 2007 yılı KEP'inde de devam ediyor. Geçen yazımızda ayrıntılarını verdiğimiz KEP'i karakterize eden temel özellikler incelendiğinde, mevcut stand-by'da öngörülen ancak gerçekleştirilemeyen düzenlemelere özel bir vurgu yapıldığı çok açık bir şekilde görülüyor. Yarım kalmış temel yapısal reformların tamamlanacağı taahhüdünün verilmesi bunun somut bir göstergesidir. Hatırlatmaya gerek yok, bunlar aynı zamanda AB'nin takipçisi olduğu düzenlemelerdir.

Mevcut stand-by'la bir diğer benzerlik, yüksek oranda faiz dışı fazla verme politikasının sürdürülecek olmasıdır. Ayrıca sıcak paraya endeksli yüksek cari açığa dayalı büyüme modelinde de bir değişiklik öngörülmüyor.

Öte yandan, büyüme, yatırım ve istihdam öngörülerinden anlaşılıyor ki, büyüme ve yatırımların yetmezliği ile istihdamsız büyüme (buna iktisat yazınında yoksullaştıran büyüme de deniliyor) sorunları varlığını bir üç yıl daha sürdürecektir.

Mevcut sorunları çözemeyen ve her seferinde yenilerinin eklenmesine yol açan ve bugüne kadar taşınmış olan mevcut stand-by'ın bir üç yıl daha sürdürülmek istenmesi düşündürücüdür. Kaldı ki, mevcut modelin sürdürülebilmesi (bilindiği üzere bu modelin sürdürülmesinde dünya ekonomisindeki olumlu konjonktürün olumlu bir katkısı vardır. Bu konjonktür sayesinde, büyüme, enflasyon ve bütçe açığı gibi temel makro ekonomik göstergelerde model kendi açısından başarılı sonuçlar elde etmiştir) tutsat (ipotekli) konut kredileri kaynaklı mevcut dünya ekonomisi krizi koşullarında (anlaşılıyor ki, önümüzdeki dönemde kriz koşulları daha da ağırlaşacak ve dünya ekonomisi düzeyinde bir durgunluk söz konusu olabilecektir) eskisi gibi mümkün de değildir.

Umarız, dünya ekonomisi düzeyinde olası bir durgunluğa yer vermeyen ve gelişmekte olan ülkelere fon akışında bir kesinti öngörmeyen, iyimser senaryo üzerine kurulmuş olan Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Plan, 2008 Yılı Programı, Aralık 2007'de hazırlanan 2008-2010 dönemini kapsayan 2007 Yılı Katılım Öncesi Ekonomik Program ve son açıklanan Acil Eylem Planı sil baştan yeniden gözden geçirilir ve olumsuz senaryo dikkate alınarak, öngörüler yeniden oluşturulur.