2007 yılı KEPİ: Yeni bir stand-by gibi (ı)
Aziz Konukman Aziz Konukman
Bilindiği üzere, Katılım Öncesi Mali İzleme süreci kapsamında Avrupa Birliği'ne aday ülkeler, her yıl düzenli olarak Katılım Öncesi Ekonomik Programları'nı...

Bilindiği üzere, Katılım Öncesi Mali İzleme süreci kapsamında Avrupa Birliği'ne aday ülkeler, her yıl düzenli olarak Katılım Öncesi Ekonomik Programları'nı (KEP) Avrupa Komisyonu'na iletmektedir. 2008-2010 dönemini kapsayan 2007 Yılı KEP'i, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının koordinasyonunda ilgili bakanlık ve kurumların katkılarıyla hazırlanan yedinci programdır. Bu haftaki yazımızda 2007 yılı KEP'inin neleri içerdiğini aktaracağız. Gelecek haftaki yazımızda ise, bunlarla ilgili bir değerlendirme yapacağız.

2007 yılı KEP'i dört bölümden oluşuyor. İlk bölümde genel politika çerçevesi ve amaçlar özetleniyor. İkinci bölümde, dünya ekonomisine ilişkin gelişmeler dikkate alınarak Türkiye ekonomisindeki son ekonomik gelişmeler değerlendiriliyor ve ardından 2008-2010 dönemine ilişkin makroeko-nomik tahminler sunuluyor.

Üçüncü bölümde, mevcut durum değerlendirilmekte ve 2007 yılı KEP dönemine ilişkin maliye politikaları ile birlikte bütçe ve borç yönetimiyle ilgili öngörülere ve analizlere yer veriliyor. Bu bölümde ayrıca kamu maliyesinin kalitesi ve kurumsal özelliklerine ilişkin değerlendirmeler yapılıyor. Son bölümde ise, yapısal reform alanlarındaki gelişmeler ve bütçe etkilerine ilişkin değerlendirmeler ile reform takvimi yer alıyor.

Köşemizde, tüm bu noktalara ayrıntılı bir biçimde değinmek mümkün gözükmüyor. Dolayısıyla, burada KEP'i karakterize eden temel özelliklere değinilecektir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
• Yıllık büyümenin ortalama GSYİH büyümesinin potansiyeli civarında gerçekleşmesi ve yıllı-kortalama yüzde 5,6 olması bekleniyor.
• Enflasyonun göstergesi olarak TÜFE yıl sonu hedefinin 2008 ve 2009'da yüzde 4 olması öngörülüyor. 2010 yılı hedefinin ise, henüz belirlenmediği ifade ediliyor.
• Ekonomide devletin payının azaltılarak özel sektörün rolünün daha da artırılması çerçevesinde özelleştirme sürecine devam edilmesi öngörülüyor.
• İstihdamın yaklaşık 1.4 milyon kişi artması bekleniyor. İşsizlik oranının dönem boyunca aynı düzeyde kalması öngörülüyor (yüzde 9.7).
• Sabit sermaye yatırımların milli gelirdeki payı 2008 yılı için yüzde 17.7'si özel yatırımlar, yüzde 4.5'i de kamu yatırımları olmak üzere yüzde 21.5 olarak hedeflenirken; 2010 yılı için de bu oran 21.8 olarak öngörülmekte. Kamu yatırımlarının milli gelirdeki payı da dönem boyunca neredeyse aynı düzeyde kalmaktadır. Bu pay sırasıyla yüzde 3.8, 3.9 ve 3.7 olarak öngörülmektedir.
• Tüketimi sınırlayıcı faktörler nedeniyle özel kesim tüketim harcamaları artışlarının yıllık ortalama büyümenin altında seyredeceği tahmin ediliyor. Sıkı para ve maliye politikalarının kararlılıkla uygulanmasına devam edilmesi öngörülüyor. Bu bağlamda, yüksek faiz dışı fazla yaratma politikası devam ettirilecektir (IMF tanımlı faiz dışı fazlanın milli gelirdeki payının sırasıyla yüzde 5.1, 4.7 ve 4.5 düzeyinde olması öngörülüyor).
• Dokuzuncu Kalkınma Planı, Hükümet Programı ve AB'ye uyum sürecinin öngördüğü reel sektöre, mali sektöre, işgücü piyasasına, tarım sektörüne, idari reformlara, bölgesel gelişmeye, sağlık ve sosyal güvenlik sistemine, Ar-Ge ve yenilikçiliğe, bilgi ve iletişim teknolojilerine, ulaştırma ve enerji sektörüne ilişkin temel yapısal reformların sürdürüleceği taahhüdünde bulunuluyor.
Geliniz bunların ne anlama geldiğinin değerlendirmesini gelecek yazımıza bırakalım