2008 yılı KEP'i: Yeni stand-by'ın habercisi gibi (I)
Aziz Konukman Aziz Konukman
Bilindiği üzere, Katılım Öncesi Mali İzleme süreci kapsamında Avrupa Birliği'ne aday ülkeler, her yıl düzenli olarak..

Bilindiği üzere, Katılım Öncesi Mali İzleme süreci kapsamında Avrupa Birliği'ne aday ülkeler, her yıl düzenli olarak kendi Katılım Öncesi Ekonomik Programları’nı (KEP) Avrupa Komisyonu'na iletmektedir. 2009-2011 dönemini kapsayan Türkiye’ye ait 2008 Yılı KEP'i, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’nın koordinasyonunda ilgili bakanlık ve kurumların katkılarıyla hazırlanan sekizinci programdır. Bu haftaki yazımızda 2008 Yılı KEP'inin neleri içerdiğini aktaracağız. Gelecek haftaki yazımızda ise, bunlarla ilgili bir değerlendirme yapacağız.
2008 Yılı KEP'i dört bölümden oluşuyor. İlk bölümde genel politika çerçevesi ve amaçlar özetleniyor. İkinci bölümde, dünya ekonomisine ilişkin gelişmeler dikkate alınarak Türkiye ekonomisindeki son ekonomik gelişmeler değerlendiriliyor ve ardından 2009-2011 dönemine ilişkin makroekonomik tahminler veriliyor.
Üçüncü bölümde, mevcut durum değerlendiriliyor ve ardından 2008 Yılı KEP dönemine ilişkin maliye politikaları ile birlikte bütçe ve borç yönetimiyle ilgili öngörüler ve analizler sunuluyor. Bu bölümde ayrıca kamu maliyesinin kalitesi ve kurumsal özelliklerine ilişkin değerlendirmeler yapılıyor. Son bölümde ise, yapısal reform alanlarındaki gelişmeler ve bütçe etkilerine ilişkin değerlendirmeler ile reform takvimi yer alıyor.
Köşemizde, tüm bu noktalara ayrıntılı bir biçimde değinmek mümkün gözükmüyor. Dolayısıyla, burada KEP'in belirleyici temel özelliklerine değinilecektir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
»Milli gelirin (gayrisafi yurtiçi hasıla) 2009 yılında yıllık ortalama yüzde 3,6 oranında küçülmesi beklenirken, 2010 ve 2001 yıllarında, sırasıyla, yüzde 3,3 ve 4,5 oranında büyümesi öngörülüyor. 
»Enflasyonun göstergesi olarak TÜFE yıl sonu hedefinin 2009, 2010 ve 2011’de, sırasıyla, yüzde 7,5, 6,5 ve 5,5 olması öngörülüyor. 
»Ekonomide devletin payının azaltılarak özel sektörün rolünün daha da artırılması çerçevesinde özelleştirme sürecine devam edilmesi öngörülüyor.
»İstihdamın 2009 yılında yaklaşık 400 bin kişi azalacağı tahmin ediliyor. İşsizlik oranının ise 2009, 2010 ve 2011 yıllarında, sırasıyla, yüzde 13,5, 13,9 ve 13,9 olacağı öngörülüyor.
»Sabit sermaye yatırımların milli gelir içindeki payı 2009 yılı için yüzde 14,4’ü özel yatırımlar, yüzde 3,7’si de kamu yatırımları olmak üzere yüzde 18,1 olarak hedeflenirken; 2010 yılı için de bu oran 18,6 olarak öngörülmekte. Kamu yatırımlarının milli gelirdeki payının da dönem boyunca aynı düzeyde kalacağı öngörülmektedir (yüzde 3,7).
»Özel kesim tüketim harcamalarının 2009 yılında yüzde 3,1 oranında azalacağı beklenirken, 2010 ve 2011 yıllarında yıllık ortalama büyüme civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Krizin olumsuz etkilerini en aza indirmek için esnek bir maliye politikası yürütüleceği ve makul düzeyde bir faiz dışı fazla hedefi (FDF) öngörülüyor. Bu bağlamda, IMF tanımlı FDF’nin milli gelire oranının 2009 yılında merkezi bütçe için yüzde -0,5, genel devlet için ise -0,6 olması bekleniyor.
»2007 Yılı KEP’inde olduğu gibi, Dokuzuncu Kalkınma Planı, Hükümet Programı ve AB'ye uyum sürecinin öngördüğü reel sektöre, mali sektöre, işgücü piyasasına, tarım sektörüne, idari reformlara, bölgesel gelişmeye, sağlık ve sosyal güvenlik sistemine, Ar-Ge ve yenilikçiliğe, bilgi ve iletişim teknolojilerine, ulaştırma ve enerji sektörüne ilişkin temel yapısal reformların sürdürüleceği taahhüdünde bulunuluyor.
Geliniz bunların ne anlama geldiğinin değerlendirmesini gelecek yazımıza bırakalım.