23’üncü Dünya Enerji Kongresi’nin ardından...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER
AKP, Türk Akımı ile aklınca Rusya’ya yaklaşarak ABD’ye blöf yapmaya niyetleniyor. Elbette her zaman olduğu gibi bu blöfler bize yeni vergiler olarak dönecek

23. Dünya Enerji Kongresi, 9-13 Ekim 2016 tarihleri arasında İstanbul’da yapıldı. Dünya Enerji Konseyi’nin 93 milli komitesinden biri olan Türk Milli Komitesince (DEK-TKM) İstanbul’da organize edilen 23. Kongre, 1924 yılından bu yana yapılmakta. Kongre, sonuç bildirgesinde de anıldığı gibi, “global enerji sektörünün oyuncularını İstanbul’da bir araya getiren” bir kongre oldu. Global enerji sektörünün oyuncuları, elbette uluslararası sermayenin yöneticileri ile bir kısım devlet yöneticileriydi. Kapitalist sistem, bu dört gün boyunca sorunlarını masaya yatırıp gelecek senaryoları üzerine kafa patlattı.

Akreditasyon engeli
Kongrenin Türkiye’ye verildiği günden itibaren AKP, emperyalist-kapitalist sisteme muhalif bir ses çıkmasını önlemek için kendince önlemler aldı. Öncelikle DEK-TMK yönetimine korsan bir genel kurul ile el koyarak yönetimdeki TMMOB üyelerini tasfiye etti. Pek çok yerli ve yabancı medya mensubunun izlediği kongreye, benzerlerinde olduğu gibi muhalif görülen medya sokulmadı. Şahsıma gelen akreditasyon formunu BirGün gazetesi yazarı olarak doldurdum ve gönderdim. Peşine düşmeme rağmen hiçbir yanıt gelmedi. Zaten aksini de bekliyor değildim.

Kongrenin her gün için bir teması mevcuttu. Bu temalar birinci gün, gelecek senaryoları; ikinci gün, kaynak yönetimi ve fırsatlar; üçüncü gün, enerjiye erişim sorunları/arz güvenliği ve dördüncü gün ise Afrika başlıkları şeklindeydi. Bu kongrede de görülen o ki, enerji kaynaklarına sahip olma kavgası ve enerji arz güvenliği daha uzun bir süre gündemden düşmeyecek. Yine son günün konusunun Afrika olmasından anlaşılıyor ki, bu kıtada yaklaşık bir milyar kişinin enerjiye ulaşamıyor olması büyük bir pazara ve yeraltı kaynaklarının giderek daha fazla sömürülmesine işaret olsa gerek.

Türk Akımı
Kongreye aslında damgasını vuran ikili anlaşmalar ve resmi olarak sonuca bağlanmayan bazı toplantılardı. Devletler arası ikili anlaşmalar ile şirketler arası ikili/çoklu anlaşmalar yapıldı. Rusya ile Türkiye’nin Türk Akımı doğalgaz boru hattı anlaşması, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs’ın elektrik hattı anlaşması bunlar arasında önemli olanlardandı. Ayrıca, Suudi Aramco’nun çoğu inşaat sektöründe olan 18 Türk şirketi ile mutabakat zaptı imzalaması ilginç bir başka gelişmeydi.

Rusya ile imzalanan Türk Akımı için birkaç şey söylemek gerekirse, herhalde ilk söylenecek şey, ‘AKP bu işten ne bekliyor’a ilişkin olacaktır. Türk Akımı aslında Rusya’nın Güney Akımı’nın bir başka versiyonu. ABD’nin, Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte ortaya koyduğu plan gereği; “Rusya’yı eski Sovyet hinterlandından koparıp yalnızlaştırmak“ hedefinin bir sonucu olarak önce Kafkaslardaki girişimi ve ardından batıdaki girişimi, Rusya’nın karşı hamleleri ile yanıt buldu. Kafkaslarda istediğini elde edemeyen ABD, batıya dönerek Ukrayna’ya oynamaya başladı.

Ukrayna: ‘Sıkılmış limon’
Turuncu devrimlerle atılan adımlar, Ukrayna’nın doğalgaz boru hatlarını silah olarak kullanmasına kadar vardı. 2005 yılı ve sonrasında Rus gazının Avrupa’ya en önemli geçiş yolu olan Ukrayna’nın bu hamlesi, Rusya’yı Ukrayna’yı by-pass etmesi girişimine götürdü. Nitekim önce Baltık Denizi altından Almanya’ya ulaşan ‘Kuzey Akım 1’ hattı inşa edildi ve devreye alındı. Ardından ‘Kuzey Akım 2’ planlandı ve büyük bir ihtimal 2019’da o da devreye alınacak. Toplam 110 milyar metreküp gaz taşıyacak bu iki hattan sonra ikinci alternatif olarak ‘Güney Akımı’ programlandı. Ancak ABD’nin baskısı ve bu by-pass durumundan zarar görecek ülkelerin bastırmasıyla önce Bulgaristan projeden çekildi, ardından da Rusya projeyi geri çekti. Çekti de ne oldu? Kısa erimde Türkiye ile arayı ‘düzelten’ Rusya, ikinci hamle ile Ukrayna’dan Türkiye’ye gelen ‘Batı Hattı’nın yerini alacak olan Türk Akımı’nı devreye soktu. Böylece Ukrayna’nın kuzeyden ve güneyden geçen hatları toprağa gömülmüş oldu. Ukrayna yıllık üç milyar dolar geçiş bedeli ve önemli bir stratejik unsurdan mahrum kaldı. Yetmedi bir de Kırım’ı kaybetti. Artık Ukrayna ABD için sıkılmış limon konumundadır.

ABD bu blöfü yutmaz
Bu işten kazananın Rusya olacağı kesin de, AKP ne kazanmak için bu hamleyi yaptı? Türkiye Batı Hattı’ndan yıllık 14 milyar metre küp gaz alıyordu. Türk Akımı ile ilk aşamada 15,7 milyar metreküp gaz alacak. Yani gelen gaz miktarında bir değişim olmayacak. Öyleyse neden böyle bir projeye yatırım yapılıyor? Denebilir ki, aradan geçiş ülkelerini kaldırıp direkt gaz alacağız. Bu da bize geçiş ücretleri düşeceğinden daha ucuz gaz getirecek. Bir kere Rusya hâlâ fiyat düşürmeyi netleştirmedi. Geçiş ücretlerinin ortadan kalkması sonucu oluşacak üç beş kuruşluk olası indirimi ise döviz artışları zaten bu günden elimizden alıp götürdü. Yani halkın cebine yansıyacak olumlu bir gelişme gözükmüyor.

Konu geniş yer dar. Dolayısıyla hemen sonuca geçelim...
Sonuç; AKP, ABD’ye Gülen’in iadesi, Suriye politikaları vb.den dolayı aklınca Rusya’ya yaklaşarak blöf yapmaya niyetleniyor. Elbette her zaman olduğu gibi bu blöfler bize yeni vergiler olarak dönecek. Ayrıca hem enerji alanında hem de silah ticaretinde ortaya konmaya çalışılan bu blöfler yutulur mu? Geçmişte Çin ile yapılmaya çalışılan füze ihalesi gibi blöfler nasıl yutulmadıysa şüphesiz bu da yutulmayacaktır. Bir diğer sonuç ise, enerji üssü olma meselesinin türbinlere oynanan bir şovdan ibaret olduğu gerçeğidir.