24 Haziran: Halk neyi oylayacak?-1
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Parti grup toplantılarında 17 Nisan günü birbirine karşıt konuşmalar yapan iki genel başkan, 24 saat sonra 24 Haziran’da buluştu. İki zıt kutup, mutabakat sağladı sağlamasına; ancak, toplumu tam anlamıyla ikiye bölerek, bir tür Türkiye zıtlaşmasına yol açtı. Ne pahasına?

Önce, söz konusu mutabakat nelere rağmen sağlandı?

»24 Haziran günü üniversiteye giriş sınavına rağmen,

»İlk kez yapılacak çifte seçimi, Yüksek Seçim Kurulu’nun iki ay gibi fazla kısa zaman dilimine sıkıştırma güçlüğüne rağmen,

»Seçimi öne alma kararı TBMM’ye ait olduğu halde, kesin karar tarihini açıkladıkları için TBMM’ye rağmen,

»Uyum yasaları çıkarma gereği yerine getirilmeden seçim beyanında bulundukları için, Anayasa’nın açık hükmüne rağmen.

Kısacası, üniversite sınavına girecek milyonu aşkın öğrenci, seçimlerin düzenlenmesi konusunda tam yetkili YSK, seçim kararı vermekle yetkili TBMM, bütün devlet kurumları ve herkes için bağlayıcı olan Anayasa yok sayılarak 24 Haziran tarihi iki kişi tarafından belirlendi.

Bunların, “halk neyi oylayacak?” sorusu ile ilgisi ne?

Şöyle; 18 Nisan 2018 kararı, 16 Nisan 2017 metninin sonucu…

Geleceğe yönelik olarak da; eğer ‘Cumhur İttifakı’ kazanırsa, 25 Haziran ve/ya 9 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin nasıl yönetileceğinin işareti…

Şu halde halk neyi oylayacak?

24 Haziran’a kadar bu köşede yanıtını arayacağım soru bu olacağı için, genel yaklaşımdan somut öğelere gitmek uygun düşer. Zaman süreci olarak üç ana halka: 16 Nisan metni, 18 Nisan kararı ve çifte seçimden sonra ortaya çıkacak tablo.

Neden 16 Nisan?

Çünkü, 24 Haziran seçimleri 16 Nisan ürünü. (16 Nisan ise, 15 Temmuz’un ürünü idi).

Aslında, 24 Haziran’da 16 Nisan metni yeniden oylanacak: eğer ‘Cumhur İttifakı’ kazanırsa, 16 Nisan metni teyit edilecek. Buna karşılık, eğer muhalefet partileri kazanırsa, yeni anayasal seçenek gündeme gelecek…

Şu halde, çifte seçim, daha çok bir anayasa seçimi olacak:

»‘Millet ittifakı’ ve HDP’ye oy veren seçmenler, aynı zamanda ‘anayasal demokrasi’ umudunu tercih etmiş olacak.

»Buna karşılık, hem CB hem TBMM için ‘Cumhur İttifakı’na oy verirse, 16 Nisan Anayasa değişikliğini sürekli kılma iradesi öne çıkmış olacak.

Ya 18 Nisan?

18 Nisan’da verilen ‘baskın seçim”’ kararı, seçmenler karşısında açık bir ikilem koymuş bulunuyor:

»Anayasal kurallar ve kurumların işletilmesi mi, yoksa kişi tercihleri mi?

»Halkın iradesini serbestçe ortaya koymasına elverişli ortam ve koşullar mı, yoksa muktedirlerin iktidarını ömür boyu sürdürme ihtirası mı?

24 Haziran ve 8 Temmuz sonrası

TBMM seçimleri sonuçlanacak; ama CB seçimi sonuçlanmayabilir. Sonuçlar üzerine altı ihtimal ortaya çıkabilir:

»‘Millet İttifakı’ ve muhalefet: Hem CB hem TBMM çoğunluğu.

»‘Cumhur İttifakı’: Hem CB hem de TBMM çoğunluğu.

»‘Millet İttifakı’ ve muhalefet: TBMM çoğunluğunu kazanması, ama CB’yi kaybetmesi (veya tersi).

»‘Cumhur İttifakı’: Cumhurbaşkanlığını kazanması ama TBMM’de azınlıkta kalması (veya tersi).

Bir de, Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2. tura kalma olasılığı, altı seçenekli tabloyu zaman açısından farklılaştırıyor.

Bu altı ihtimal bile, 16 Nisan düzenlemesinin ne denli sorunlu ve sürdürülemez olduğunun açık göstergesi.

Sürdürülemezlik: Üçüncü güçlü neden?

TBMM seçimleri için hazırlanan aday listeleri ve hazırlama biçimi, TBMM’yi sahiplenme iradesini teyit etti. Anayasa değişikliği ile, TBMM yetkileri Kanun-i Esasi’den bu yana ilk kez bu denli budanmış olmasına karşın, siyasal partiler TBMM’yi öne çıkardı.

Şu halde; hiçbir haklı nedeni yok iken baskın seçim kararı ve sıralanan ihtimaller, Anayasa değişikliğinin sürdürülemez özelliğini ortaya koyduğu gibi, adaylık süreci de, TBMM’yi dışlayan bir metnin sürdürülebilir olmadığının belirgin halkası.

Ana karşıtlıklar neler?

Genel bakışı sürdürür isek, şu karşıtlıklar aynı zamanda tercih eksenleri:

»Devamlılık ve kopuş: Türkiye toplumunun kazanımlarına sahip çıkan seçmenler, ‘Millet İttifakı’ ve muhalefete evet diyecek; ‘Cumhur İttifakı’nı tercih ile, kazanımlar yok sayılacak.

»Umut ve statüko: ‘Millet İttifakı’ ve muhalefet, anayasal demokrasi umudunu; ‘Cumhur İttifakı’ ise, 16 Nisan’da OHAL ortam ve koşullarında oylatılan metnin korunması (statüko) anlamına gelecek.

»İktidarın el değiştirmesi ve iktidar zehirlenmesi: Muhalefetin kazanması, siyasal iktidarın 16 yıl sonra el değiştirmesi anlamında demokrasi zaferi ile; statükonun sürmesi ise, iktidar zehirlenmesi ile sonuçlanacak. (Demokrasi ve monokrasi arasındaki tercih).

»Hukuk ve OHAL: Muhalefet tercihi, olağan hukuk düzenine geçiş; iktidar tercihi ise, OHAL’in sürmesi anlamına gelecek.

»Hukuk devleti ve kişi devleti: Muhalefete oy, hukuk devleti umudunu yeşertecek; iktidara oy ise, ‘kişi devleti’ anlamında fiili durumun sürekliliğini.

»Türkiye barışı ve ötekileştirilmiş toplumsal yapı: Muhalefete oy, toplumsal barış umudunu beraberinde getirecek; iktidara ise, bugünkü kutuplaşmayı çok daha derinleştirecek.