‘24 yılın ardından bugün umutluyum’
03.07.2017 09:08 SİYASET
24 yıl sonra ilk kez Sivas’taki anmaya, Adalet Yürüyüşü’nde olduğu için katılamayan Zeynep Altıok Akatlı: Bu, insanların birbiri için adalet istediği bir yürüyüş. Bu yüzden 24 yıl sonra her zamankinden çok umutluyum

UĞUR ŞAHİN [email protected] @uugurs

Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Şair Metin Altıok’un kızı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok Akatlı: “Son dönemlerde 2 Temmuz’a yandaş basın artık yer vermiyor. Sadece o gün anılan bir geçmiş acı olmaktan öteye geçemiyor. Oysaki acıların ortaklığı, adaletin olmazsa olmazlarından bir tanesi. Adalet talebinde de insanlar ne kadar yan yana olursa, başkalarının acılarına ve adaletsizliklerine de insanlar kulak verirse adaleti tesis etmek o kadar kolay ve kavrayıcı olacak. Bu Adalet Yürüyüşü de insanların yan yana yürüdüğü, ortak ve birbiri için adalet istediği bir yürüyüş. Bu yüzden 24 yıl sonra bugün 2 Temmuz günü her zamankinden daha çok umutluyum.


Göstermelik cezalar
Biliyorsunuz ki 2 Temmuz günü devletin desteği ve iktidarın gücüyle bir kalkışma, 15 bin kişilik bir güruha dönüştürüldü. Kalkışmayı başlatan kişilerin de günler öncesinden bir siyasal İslam ideolojisi tarafından provoke ederek yerleştirdiği bir algı üzerinden böyle bir katliama yol açıldı. 15 bin kişiden bir avuç diyeceğimiz sadece 190 kişi yargıya taşındı. Ana davadan ironik rakamsal ortaklıklarla 33 aydınımızın, iki de otel görevlisi emekçinin yitirildiği yerden 33 idam cezası çıktı. Türkiye’de idam olmadığı için ceza müebbet hapse çevrildi. Beşer onar yıllık göstermelik cezalar verildi. Bu dava 24 yıldır bitmeyen bir dava olarak karşımızda. Torba yasayla Bahçelievler sanıklarının geçmişte serbest bırakılması, Cevat Yurdakul, Kemal Türkler cinayetinin zaman aşımına uğraması, geçen hafta Musa Anter cinayeti sanığının da tahliye edilmesi sürecini takip eden bir zamanda bizim sorumuz haklı bir sorudur. Üstelik mazlum ve mağdur gösterilen bu sanıkların serbest kalması için sanki iktidarın ortaklaşmış bir dili ve yaklaşımı var. Bunun yanında iktidarın yandaşı olan medyanın sürekli bu insanlar üzerinden yürüttükleri bir algı var.

Başkaları da serbest bırakılmış olabilir
Böyle bir düzende nasıl ki kırmızı bültenle Interpol’ün aradığı Cafer Ayçakmak evinde yaşayarak yaşamını bitirdiyse ve ölümü bizden saklandıysa aynı şekilde birileri de serbest bırakılmış olabilir endişesi taşıyoruz. Bu nedenle bir soru önergemiz var. Bunu bir yıldır cevapsız bıraktılar. Tekrar sordum, İsmail Kahraman tarafından verilen cevap elimize ulaştı. Soru önergeleri uzun ve kişisel olmayan, şahsi içerik içermeyen sorulardan oluşmalıdır diyerek iade etmişler. Sivas Katliamı’na destek veren 30’a yakın kişi önemli makamlara geldi. AKP’nin öncüsü Refah Partisi döneminde Adalet Bakanı yaptılar. Refah Partisi Milletvekili olan Şevket Kazan, milletvekili olduktan sonra dava göremediği halde sanık avukatı olarak duruşmaya girmişti ve bizim avukatlarımızın itirazı ve hâkim kararıyla men edilmişti. Bu süreç bizi yanıltmadı. Dönemin belediye başkanı milletvekili oldu. 2 Temmuz’u destekleyenler arasında AKP İl Başkanı, Baro Başkanı olan, devlet kademelerinde olanlar var. Bir de takip edemediklerimiz var.

Adalet için mücadele ediyorum
Bugün Cumhurbaşkanına hakaret gibi komik bir suçtan sayısız öğrenci ve gazeteci tutuklu halde. Bugün milletvekillerinin tutukluluk haline bakın, onlar tutuksuz yargılanmıyorlar. Sivas bu topraklarda yaşanan katliamlardan bir tanesi ve hâlâ adil yargılama yapılmış, suçlular hak ettikleri cezayı almış değil. Burada bulunan insanlar gibi ben de Sivas ve diğer yaşadığımız olaylarda adalet yerini bulsun diye mücadele ediyorum. Buradaki tabloya bakınca da umutlu olmak için birçok sebebimizin olduğunu görebiliyorum.”

***

24 yıldır adalet arıyoruz

Sanatçı Sabahat Akkiraz:
“Ne yazık ki artık adaletsizlik bardağı değil denizi taşırıyor. Bu bugünün de sorunu değil, son 60 yıldır ülkemizi yöneten sağ iktidarlar isimlerine adalet koyuyorlar ama uygulamada adaletsizlik aldı başını yürüdü. Tek kurşun atmamış üç genç idam edildi, çocuklar yaşları büyütülüp idam edildi, evlerine çarpı koyulup katledilen insanların kanı Fırat oldu. Otele insan doldurup yakanlar Sivas’ta ellerini kollarını sallayarak gezdiler. Sonra da zamanaşımı ile halkımızdaki adalet duygusuna ağır zarar verdiler. 24 yıldır adalet arıyoruz. Eğer deniz taşıyorsa hepimizi birden yutabilir. Bu yüzden kime oy verirseniz verin, hangi partiden ya da inançtan olursanız olun bu sesi duyun. Duyun ki ülkemizde gerçekten adalet tekrar var olsun.”

***

Ağlayan anneler için geldim

24-yilin-ardindan-bugun-umutluyum-313754-1.
10 Ekim’de oğlu Güney Doğan’ı kaybeden anne Derman Doğan:
“Ben de adalet için, oğlum için geldim. Herkes için, ağlayan anneler için adalet istemek üzere geldim. Suçsuz yere oğlumu ve 101 kişiyi katledenlere karşı Adalet Yürüyüşü’ne geldim. Oğlum 10 Ekim’e barış için, demokrasi için, adalet için gitti; ölmek için gitmedi. Oğlum için, bu sıcakta onun için buradayım. Tüm insanlar için, ağlayan anneler için, bir daha hiçbir annenin gözyaşı dökülmesin diye buradayım. Bizleri bu hallere düşüren, bizleri buralara döken, bizleri buralara kadar getiren insanlara karşı buradayım. Oğlumu istiyorum, oğlum için buradayım. Onsuz yaşanmıyor, onsuz yürünmüyor. Ben oğlumu istiyorum onun hiçbir suçu günahı yoktu, sadece barış için, insanlar için, kimse ölmesin, anneler ağlamasın diye gitti. Onlar için yürüyeceğim, onlar için adım atacağım. Güney’im için, herkes için buradayım. Adalet olmayan bir Türkiye’deyiz. Adalet istiyorum.”

***

Bu yürüyüş çok önemli bir fırsat
Sanatçı Muammer Ketencoğlu:

“Böyle bir ülkede yaşamak zorunda kalacağımızı hayal bile edemezdim. İnanılmaz bir ivmeyle hukuksuzluk, hoşgörüsüzlük, ayrımcılık gibi kavramlar yükselişe geçti. İnsanlar hapse atıldı. Her vesileyle ben kendi duruşumu kendi çevreme yaptığım radyo programıyla küçük küçük iğnemelerle hep ima etmişimdir. Bu yürüyüş çok önemli bir fırsat. Bu yürüyüşe çeşitli toplumsal kesimlerden gelen insanlar var. Bu ayrılıkları bugün önemsememek gerekiyor. Bu yürüyüşü desteklemesi gereken herkes destekledi. Tek üstünde durduğum nokta, yürüyüşün Maltepe’de bitmemesi gerektiği. Bu kitle, bu coşku, bu heyecan İstanbul’u da sarmalı ve bizim de yüzde 49 olduğumuzu devlet açıkça kabul etmeli. Tabii bu sonuç, kağıt üzerinde yüzde 49. Dolayısıyla buna küçük bir katkı sağlamak için buradayım. Ülkenin bir an önce bu durumdan kurtulması, bizim de düşünen insan yerine konulmamızı ve fikirlerimizin kaale alındığı bir ülkeye doğru ilerlememizi diliyorum. Bu eylemi ve kitleselliği bir daha hiçbir eylemle yakalayamayabiliriz. Bundan dolayı bu kitleyi Maltepe’de dağıtırsak büyük bir şansı yitirmiş oluruz.”

***

Yürüyüş, adalete açlığımızı gösteriyor

24-yilin-ardindan-bugun-umutluyum-313756-1.

Sanatçı Şevket Çoruh:
“Geç kalınmış bir yürüyüş bence, daha önceden de planlanabilirdi. Ama her şeye rağmen olması ve insanların katılımı adalete, herkesin ihtiyacı olan adalete bizim açlığımızı gösteren bir yürüyüş olduğunu gösteriyor. Bunun için ben çok olumlu buluyorum, desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Cumhuriyet tarihinde yani dünden bugüne kadar adalet konusunda çok eksiğimiz var, beceremediğimiz şeylerden bir tanesi adalet. Toplum olarak hep beraber adaletin, hukuk sisteminin düzelmesi için elimizden geleni yapmalıyız.”

***

Adalet herbirimiz için gerekli

24-yilin-ardindan-bugun-umutluyum-313755-1.

Sanatçı Melek Baykal:
“Hep aynı şeyi söylüyorum; adalet bir gün hepimize lazım olabilir. Adalet hepimiz için gerekli, herbirimiz için ve herkes için lazım. O nedenle; bunu müthiş bir sivil eylem gibi görüyorum ve çok büyük bir topluluk var. Onun için de bu oluşum içinde olmaktan mutluyum, Türkiye’de hak, hukuk, adalet inşallah yerine oturacaktır.”