267 gündür tutuklu olan Cumhuriyetçiler ilk kez mahkemede
24.07.2017 09:20 GÜNCEL
Cumhuriyet’in 11’i tutuklu 17 yazar, çizer, muhabir, avukat ve yöneticisi, sansürün kaldırılışı nedeniyle Basın Bayramı olarak kabul edilen günde ilk kez hâkim karşısına çıkıyor.

“FETÖ, DHKP-C ve PKK propagandası yaptığı” iddiasıyla tutuklanan Cumhuriyet gazetesi yazar, yönetici ve avukatları 267 günlük tutukluğun ardından bugün ilk kez hâkim karşısına çıkacak. 19 sanıklı dava, Çağlayan’da bulunan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek. Davanın ilk duruşması, tutuklamalardan 9 ay, iddianamenin hazırlanmasından ise tam 3 ay sonra görülecek. 4 gün sürecek davayı, çok sayıda yerli ve yabancı katılımcı takip edecek.

Dışarıdaki Gazeteciler İnisiyatifi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın çağırısıyla bir araya gelen çok sayıda gazeteci ve yurttaş, Cumhuriyet çalışanlarına destek için İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi.

Dava Twitter kullanıcılarının da gündeminde. Cumhuriyet davası Twitter'da #GazetecilereÖzgürlük etiketiyle gündem listesinin ilk sırasında yerini aldı.

-CANLI BLOG-

20.30

Musa Kart'ın savunması tamamlandı. Davanın bugünkü duruşması sona erdi.

Musa Kart: Karikatüristten itirafçı olur mu, denemek istiyorum! Musa Kart: Karikatüristten itirafçı olur mu, denemek istiyorum!

19.57 -

Akın Atalay'ın savunması bitti. Duruşmaya Musa Kart'ın savunmasıyla devam ediliyor.

Akın Atalay'ın savunması şu sözlerle sona erdi:

"İlhan Selçuk, 'Herkes kendi heykelini yontar' demişti.

Galiba gazetelerin heykelini de orada çalışanlar yontuyor. Cumhuriyet gazetesinin heykelini İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bayriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Onat Kutlar’lar hayatları pahasına yonttular.

Bizler burada yargılanan Cumhuriyet’çiler, bu nadide heykelin sıradaki nöbetçileriyiz.

Nöbetimiz sırasında bu heykele leke sürülmemesi için çabalıyoruz. Bizden öncekiler gibi biz de muktedirlere boyun eğmiyor, korkuya teslim olmuyor, gazeteciliğe ihanet etmiyoruz.

Bu zorlu dönemde bunun bir diyeti vardı.

Onurumuzla ve gururla ödüyoruz."

19.52 -

Üye Hakim: PKK ve DHKP-C hakkında azımsanmayacak iddia var. PKK hakkında “eylemci” gibi ifadeler var. Bundan rahatsızlık duydunuz mu?

Atalay: Ben bu sebeple yayın içeriğine girmiyorum.

19.51 -

Üye hakim: PKK ya da DHKP-C'yi terör örgütü olarak tanımlıyor musunuz?

Akın Atalay: Buna cevap vermeyi düşüklük sayarım. Siz benim Anayasa'nın 15. maddesindeki temel hakkımı ihlal ediyorsunuz.

Savcı: Sanıklara DHKP-C ve PKK terör örgütleriyle ilgili isnatlar bulunduğundan bu sorunun sorulabileceğini düşünüyoruz.

Mahkeme Başkan: Kişisel kanaatim kişiyi bu kadar bağlayan bir sorunun illiyet oluşturmadığı konusunda görüşüm var. Üye hakimler sorulabileceğini söylüyor. Oy çokluğu konusunda sorulabilecek yönünde görüş var. Cevap verebilirsiniz ya da vermeyebilirsiniz.

Avukat Bahri Belen: İfade özgürlüğü sadece ifadelerini açıklama değil, açıklamama özgürlüğünü de içeriri. Basın özgürlüğünü bu şekilde bir bütün olarak telakki etmek gerekir. Bu soruya cevap verilebilir ama bu sorunun bu özgürlüğün ihlali olduğu, sorulmaması ve böyle bir isteğin reddedilmesi kanaatindeyim.

Akın Atalay: Ben bu soruyu, yöneltenlerden bağımsız olarak söylüyorum, provokatif ve algı operasyonuna alet olabilecek olarak görüyorum. Hayatı boyunca şiddet ve teröre karşı çıkmış bir insanım. Şiddet ve terörü uygulayan her örgüte de karşıyım. Yarın siz de göreceksiniz, bu sorduğunuz sorunun sonuçları itibariyle "Akın Atalay PKK IŞİD FETÖ terör örgütleri midir sorusunu cevaplamaktan kaçındı" denecek.

19.45 -

Mahkeme Başkanı: Öyle anılıyorsunuz ki sanki Kurtlar Vadisi Pusu'daki Polat Alemdar. 'Her taşın altından Akın Atalay çıkıyor' diyorlar. Bu kadar etkili misiniz?

Mahkeme Başkanı: Can Dündar sizin isteğinizle mi geldi?

Akın Atalay: Can Dündar köşe yazarı olarak geldi, öncesinde kendisini şahsi olarak tanımazdım. Dündar geldiğinde gazete genel yayın yönetmeni İbrahim Yıldız'dı. Köşe yazarlarımızı genel yayın yönetmenleri önerir. Can Dündar oy birliği ile genel yayın yönetmenliğine seçildi, imzaların kim olduğu bellidir. Ama hukuki özel bir bağımız yok.

Mahkeme Başkanı: Cumhuriyet ile özdeşleşmiş bir takım insanların görüşleri. Bunların bir kısmını tanık olarak çağıracağız. Gülerce'yi değil tabi. Dışarıdan dedikodu mahiyetinde olanların hukuki değeri yok. Mesela Balbay'ın, Alev Coşkun'un gibi. Cumhuriyet'in vakfın senedine aykırı olduğuna görüşünüz var mı? Ya da bu nedenle hiç toplandınız mı?

Akın Atalay: Şahsım da dahil olmak üzere Cumhuriyet yönetimindeki herkes bu senede sıkı sıkıya bağlıdır. Ama tabi kimi insan çıkar, tarihin farklı dönemlerinde farklı görüşlere sahip olur.

İki tane yeni yazar alınca bir kısım üyeler yeniçeriler gibi ortalığı ayağa kaldırdı. Orada sosyal demokrat da Atatürkçü de solcu da sosyalist de yazar. Bu gazetenin yayın yelpazesi eskiden beri böyledir, İlhan Selçuk döneminde de böyledir.

O kendi Atatürkçülük anlayışıdır. Hicap duyarım. Gazetenin Atatürkçü çizgiden sapıp sapmadığının yeri burası değildir. Siz ya da başkası bize Atatürkçülük öğretemez. Herkesin Atatürkçülüğü kendine. Ben Atatürkçü değerlerle büyümüş birisiyim.

Bizim kastımız açık ve nettir. Asla ve asla iddianameden yöneltilen suçlamalara tek bir düşünsel ya da eylemsel bağımız yoktur.

18.55 -

Akın Atalay:

Burada FETÖ’ye yardım suçlamasına muhatap olanlar, Cumhuriyet gazetesinin yöneticileri ve yazarlarıdır. Ortalama zeka sahibi biri suçlamaya ve suçlananlara bakarak, ortada bir entrika olduğunu hemen anlar.

FETÖ konusunda kimileri gibi bağışlanmayı gerektiren, af dileyecek, kullanmışlar bizi denilebilecek bir irtibat, ilişki ya da kusurumuz olmadığından dolayı buradayız.

Şimdi FETÖ denilen bu yapıyla en başından beri kararlı ve ısrarlı bir şekilde mücadele ettiğimiz, bu yapının oluşturduğu tehdit ve tehlike konusunda sürekli olarak kamuoyunu ve yetkilileri uyardığımızdan dolayı buradayız.

FETÖ’ye dokunanın yandığı dönemlerde dokunma cesaretini gösterebilen ender kişiler ve gazeteler arasında olduğumuzdan dolayı buradayız. Öyle görünüyor ki, biz de, “aldatılmışız, kandırılmışız, gözümüz körmüş, bizi kullanmışlar”, diyenlerden olsaymışız, şimdi el üstünde tutulanlardan olurmuşuz. Bizi soruşturanlara, tanıklarına ve kanıtlarına bakınca bunu anlamak hiç zor değil.

Ama biz suçluyuz; suçluyuz çünkü FETÖ denilen bu yapıyla camia iken de, cemaat iken de, hizmet hareketi iken de, paralel yapı iken de, FETÖ iken de hiçbir zaman uyuşamadık, anlaşamadık, hoş görmedik.

Bu yapılanmayı, yöntemleri, amaçlarını hep tehdit ve tehlike olarak gördük. Devletin kurumlarına nasıl sızdıklarını, örgütlendiklerini, faaliyetlerini yazdık, eleştirdik ve devletin önlem alması gerektiğini söyledik.

17.40 -

Akın Atalay:

Odatv ve Ergenekon davalarındaki yargı sürecini, bu süreçte olanları anlatmam için 2012 yılı başında Avrupa Parlamentosu'ndan bir davet gelmişti. 31 Ocak 2012'de Brüksel’de parlamento binasında bu konuda bir sunum yaptım. Benimle birlikte Türkiye'nin daimi temsilcisi Büyükelçi de sunum yaptı. O, yapılan uygulamaları savundu. Ben ise özel yetkili mahkemelerin uygulamalarındaki hukuksuzlukları, haksız ve yaygın tutuklamaları, muhaliflere yapılan baskıyı, bu mahkemelerde adil yargılanma yapılmadığını, insanlara yargı eli ile zulmedildiğini anlattım.

Hiç kuşkum yok, o gün neler anlattıysam, bugünler için de aynı şeyleri söyleyeceğim. Değişen pek bir şey yok. Yapılanlar aynı, yalnızca yapanlar değişmiş.

Tanık ifadeleri hakkında söyleyeceklerim. Cem Küçük dinlenmeden önce soruşturma açıldığı Emniyet'e bile bildirilmemiş. Gözaltı operasyonu olduğu güne kadar da Küçük dışında kimse tanık olarak dinlenmemiş.

17.00 - Aranın ardından savunmasına devam eden Atalay; "Cihan Haber Ajansına yapılan ödemenin sebebi 2015' teki 2 genel seçim sonuçlarının satın alınmasıdır. Bu hizmeti tüm kanallar almıştır" dedi. Atalay, "Işık Üniversitesinden alınan 1.000TL'lik işlem MASAK raporunda İpek Üniversitesi diye verilmiş. 2014'te "Özgür basın susturulamaz, gazetecilere özgürlük" isimli ilanı basmak için alınan para da şüpheli işlem sayılmış. Gazeteye ilan verdiren aracı reklam şirketlerinden ikisinin ödediği küçük bedeller de şüpheli işlem olarak tanımlanmış. Bu saçma iddialara itibar eden kişi hala savcı diye devletten maaş alıyor. Gariplige bakın!" ifadelerini kullandı.

15.30 - Duruşmaya saat 16.30'a kadar ara verildi.

AKIN ATALAY: DAVANIN SAVCISI FETÖ'DEN MÜEBBETLE YARGILANIYOR

13.20 - Mahkeme Akın Atalay'ın savunması öncesi yapılacak teknik hazırlıklar için duruşmaya 15 dakika ara verdi. Aranın ardından savunmasına başlayan Atalay, "31 yıllık avukatım ilk kez bir duruşmaya kravatsız geldim, çünkü geçen hafta kravatları topladılar. Sabah gelirken savunmada kullanacağım iki kitabıma da el koydular. Soruşturmamızı yapan Savcı Murat İnam hakkında Fetö üyeliğinden iki müebbet hapisle açılan dava sürüyor; ama hala görevde. İki müebbetle yargılanan Savcı Murat Inam'ın iradesi ipotek altındadır. Bu baskı ile ıddianame hazırlamıştır," dedi.

Cumhuriyet Vakfı'nın işleyişine dair usülleri anlatan Atalay, "Dışar��dan gelip gazeteye el konulduğu söylenen Orhan Erinç 1963 yılından beri bu gazetededir. En genci benim 1992'de girdim. Vakıf seçimleri ile ilgili savcılığa elbette hesap vermeyeceğiz, kamuoyuna hesap vermek için anlatıyorum bunları. Gazetelerin içeriğini ve yayın politikasını denetlemek savcıların görevi de değildir,haddi de değildir." diye devam etti.

Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu'nda yaşanan değişikliklere ilişkin yöneltilen suçlamalara da cevap veren Atalay, "8 Şubat 2014 Vakıf Yönetim Kurulunun yeniden seçimi için toplantıya kim katıldı kim katılmadı, onu anlatıyor. Katılmayanlar aleyhte tanık oldu. Dışarıdan gelip gazeteye el konulduğu söylenen Orhan Erinç 1963 yılından beri bu gazetededir. Eski yönetimden 5 kişiden 2'si yeniden seçim yapılacak toplantı öncesinde istifa edip üçü de mazeretsiz katılmamıştır. Bu seçime istifa edip katılmayan iki kişi, sonra toplantı yeter sayısı yok diye başvuruda bulunmuştur. Bu iki kişi aleyhte tanık olmuşlardır" dedi.

Atalay, gazetenin zarara uğratılmasına ilişkin suçlamaya ise, "Yenigün A.Ş. borca batık değildir. Güveni kötüye kullanma suçu için ahlaken, mesleki olarak batık olmak gerekir. 25 yılık tüm bilançoları sunuyorum. 5 yıldır zarar eden Cumhuriyet 2016'da kar etti, ama biz kötü yöneterek zarar ettirdik diye tutuklandık. 9 aydır tüm yöneticileri tutuklu olan Cumhuriyet gazetesi batırılamamıştır, gazete okurlarıyla ayaktadır" diye konuştu.

KADRİ GÜRSEL BERAAT TALEP ETTİ

12.00 - Cumhuriyet yazarı Kadri Gürsel'in savunması başladı. Kadri Gürsel, "İletişim kurduğum iddia edilen 102 bylock kullanıcısından 85'i bana SMS atmış,17"si beni aramış. Iletişim kuran ben degilim." dedi. Gürsel ayrıca Can Dündar ile ilgili de beyanatta bulunarak "34 günlük yayın yönetmeninin Cumhuriyet Gazetesinin yayın politikasını esaslı şekilde değiştirmesi nasıl mümkün olur?" diye sordu.

Gürsel şöyle konuştu:

"İddiaların tamamı gerçek dışıdır. Bylock kullanıcısı 92 kişi ve haklarında FETÖ soruşturması 21 kişi ile iletişim kaydı bulunduğu iddiası gerçek dışıdır. 85 kişi bana bir defaya mahsus SMS (telefon mesajı) atmıştır, 17 kişi de beni aramıştır. Bana SMS atanlara cevap vermediğim için benim onlarla iletişim kurduğum iddiası kabul edilemez. Bu SMS'lerin tamamı 27 Temmuz ve 1 Ağustos tarihlerinde gönderilmiştir. Bu kişilerin benimle irtibat kurma çabaları vardır. Benimle iletişim kurma çabalarının bağımsız ve eleştirel bir gazeteci olmamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Ama bu çabaları sonuçsuz kalmıştır. İletişim kaydı bulunduğum iddia edilen 112 kişiden sadece 8 ile iletişim kaydım vardır. 5'i ile meslek nedeniyle görüştüğüm oldu. Bu kişilerin Bylock kullanıcısı olduklarını bilmem mümkün değildir. Hiç unutulmamalı ki gazeteciler meraklı kişilerdir ve herkesle görüşebilmelidirler. Bunun adı gazeteciliktir ve gazetecilik suç değildir. İki kişiyi ben aradım. Biri Mehmet Altan'dır, babasının ölümünden dolayı başsağlığı için aramıştım. Diğeri de Mümtazer Türköne'dir, onu da geçmiş olsun dilemek için aramıştım. Bu asılsız iddianame, iktidara yakın gazetelere servis edilmiştir. Yalan haberle itibarsızlaştırılmak istendiğim aşikardır. İddia makamı hakkımdaki HTS kayıtlarını inceleme gereği duymamıştır. Asılsızlığını bilerek iddianameye koyduysa görevini kötüye kullanmıştır iddia makamı. Bu suçlamalar her türlü mesnetten yoksundur.

Benim yayın danışmanlığım ile gazetenin sözde yayın politikası değişikliğiyle ilişki kurmak abesle iştigaldir. Görevine 27 Eylül 2016'da başlayıp sadece 34 gün görevde kalmış bir kişinin yayın politikasını değiştirmesi nasıl mümkün olur? 5 ay köşe yazarlığı yapıyor olmam da yayın politikasını değiştirmeye etki etmez. Yenigün Haber ajansı imza yetkilisi olmadığım halde polis fezlekesinde bu şekilde yazılması görevi kötüye kullanmaktır.

Hukuki değil, siyasi bir suçlamadır. Türkiye'deki rejimin otoriterleştiği iddiasını değişik dönemlerde yazılarımda belirttrim. Maalesef bu öngörüm gerçekleşti. Aksi halde mesnetsiz suçlamalarla 9 ay sonra mahkeme çıkarak savunma yapıyor olmazdım. Uzun tutukluluk yoluyla cezalandırma başlı başına insan hakkına aykırıdır. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum."

11.40 - İlk olarak savunma sırası Murat Sabuncu'ya verildi. Sabuncu savunmasını yarın yapacağını ifade etti. Ardından söz alan Cumhuriyet avukatlarından Abbas Yalçın; "Erişemediğiniz bir dosyadaki delilleri karartma şüphesiyle tutuklanıyorsunuz. Şanslıysanız 5 ay sonra iddianame yazılıyor. Davanın açılması için aylarca bekleyeceksiniz. Bu hikayede ne vicdan ne hukuk var" dedi.

11.00- Tutuklu Cumhuriyetçiler mahkeme salonuna alkışlar eşliğinde giriş yaptı.

267-gundur-tutuklu-olan-cumhuriyetciler-ilk-kez-mahkemede-324890-1.

10.50 - Cumhuriyetçiler salona alınmaya başladı. Salona önce Ahmet Şık girdi.

10.30 - Duruşma salonuna izleyici alınmaya başlandı. CHP Milletvekili Mahmut Tanal: “Duruşma salonu tıklımtıklım. Kendinize güveniyor iseniz bu yargılama büyük salonlar yapılmalı halk gerçekleri öğrenmeli.” dedi.Salona alınmayan gazeteciler sarı basın kartlarını gösterdi.

09: 45 CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat: "Gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz. Kurulan mahkeme muhaliflerin yargılandığı bir davaya dönüşmüştür. Cumhuriyet Gazetesi her zaman bedel ödemiştir. Tüm gazetecilerin özgürlüğe kavuşmasını diliyorum."

ÖDP İstanbul İl Başkanı Deniz Demirdöğen: "Bugün yapılacak yargılamanın bir hukuki yargılama olmayacağını biliyoruz. Ülkemiz çok karanlık bir dönemden geçiyor. Bu rejim gerçekleri yazan herkesi cezalandırmak istiyor. Cumhuriyet yazarları gerçekleri yazdıkları için bugün içerideler. Buradan bir kere daha söylüyoruz. Gerçekler yargılanamaz."

267-gundur-tutuklu-olan-cumhuriyetciler-ilk-kez-mahkemede-324827-1.
ÖDP İl Başkanı ve HAZİRAN Yürütmesi'nden Deniz Demiröğen

09:30 CHP Milletvekili Barış Yarkadaş, "Tam 9 aydır Cumhuriyet'i susturmaya yönelik operasyon sürüyor. Bu davanın tüm muhalifleri kapsadığını görüyoruz. Cumhuriyet çalışanları sorgusuz, sualsiz ve iddianamesiz uzun süre cezaevinde kaldılar" hatırlatmasında bulundu. "İktidar, FETÖ ile ilişkisini gizlemek için Cumhuriyet'i hedef aldı ve içi bomboş bir iddianame hazırladı. Bir iddaname hazırlandı ve bu iddianame bir balondur" dedi. Barış Yarkadaş sözlerinin ardından elindeki balonu patlattı.

267-gundur-tutuklu-olan-cumhuriyetciler-ilk-kez-mahkemede-324822-1.

09:16 Filiz Kerestecioğlu da basın açıklamasında konuştu. "Bu son dönemde hayatımız boyunca yaşamadığımız kadar, ne için orada olduğunu bile bilmeden yaşadığımız dönemlere girdik. Bu arkadaşlarımız ki, içinde benim meslektaşlarım, avukat arkadaşlarımız da var. Sadece Cumhuriyet'te çalıştıkları için hapse girdiler" diyen Kerestecioğlu, "Bildiğiniz gibi bu ülkede gazeteciler terörist, siyasetçiler terörist, kadınlar terörist, sadece iktidar yanlıları terörist değil. Böyle bir ülkede adaleti aramak gerçekten zor" ifadesini kullandı.

267-gundur-tutuklu-olan-cumhuriyetciler-ilk-kez-mahkemede-324818-1.

Kerestecioğlu sözlerinin devamında şunları kaydetti;
Faşizme karşı birlikte, omuz omuza olmak hepimizin görevidir.

Kerestecioğlu'ndan sonra söz alan Umut Oran, "İfade özgürlüğü haktır ve bütün uluslar bu özgürlüğe saygı duymak zorundadır. Demokrasinin iki ayağı vardır; biri düşünce özgürlüğü, diğeri haber alma özgürlüğüdür. Bu millet bu özgürlüklerin askıya alınmasını hak etmiyor" dedi.

Oran'ın açıklamasının ardından İstanbul Adliyesi önünde toplanan grup "Susma haykır, faşizme hayır" sloganı attı.

09:15 Gazeteci Can Dündar'ın eşi Dilek Dündar da duruşmayı takip etmek için Çağlayan Adliyesi'ndeydi.

267-gundur-tutuklu-olan-cumhuriyetciler-ilk-kez-mahkemede-324913-1.

09:14 Çağlayan'dan İstanbul Adliyesi'ne yürüyen TGS'liler basın açıklamasının yapılacağı alana geldi.

267-gundur-tutuklu-olan-cumhuriyetciler-ilk-kez-mahkemede-324817-1.

9.00 Tutuklu yazar ve yöneticileri bugün hakim karşısına çıkıyor. Milletvekilleri, gazeteciler, hak savunucuları, Cumhuriyet okurları ve çok sayıda yurttaş davanın görüleceği Çağlayan Adliyesi önünde sabahın erken saatlerden itibaren toplanmaya başladı. Gazetenin Şişli'deki binasının önünde toplanan bir grup da Çağlayan Adliyesi'ne doğru yürüyüşe geçti.