4 yıl önce 4 yıl sonra: Mesele, Öcalan posteri mi?
Bülent Mumay Bülent Mumay

ABD’nin Suriye’de Türkiye yerine PYD-YPG’yi müttefik olarak seçmiş olmasının, Ankara’da yarattığı hayal kırıklığı ve öfke her geçen gün büyüyor. Kimine göre ABD, tezkere krizinden bu yana Türkiye’yi Ortadoğu politikalarında güvenilir bir müttefik olarak görmüyor. Kimilerine göre ise ABD’nin PYD-YPG ile ittifakının amacı, Kürt devletine zemin yaratmak. Taraflardan hangisinin gerekçesi geçerli olursa olsun kesin olan tek bir şey var: PKK’yı terör örgütü olarak niteleyen Washington’ın bölgedeki Kürt örgütleri ile ittifakı, Türkiye’yi her geçen gün ABD’den daha da uzaklaştırıyor.

Son olarak IŞİD’den kurtarılan Rakka’daki Öcalan’lı kutlama, Ankara’yı çileden çıkardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile hâlâ var olduğunu düşündüğü “stratejik ortaklığı” masaya yatıracaklarını söylüyor. Ankara’nın, PKK ile ilişkisi nedeniyle PYD-YPG’ye yönelik tepki göstermesi, ABD’nin bu örgütü müttefik seçmesine olan öfke duyması da gayet anlaşılır. Ama sıkıntı gerçekten, Rakka’da Öcalan posteri açılması mı?

4-yil-once-4-yil-sonra-mesele-ocalan-posteri-mi-370525-1.

Hayır öyle olsa, bundan 4 yıl önce, Diyarbakır’da devletin himayesinde yapılan Nevruz’u nasıl açıklayacağız? Sadece Öcalan posterleriyle bezeli değildi. İmraIı’dan gönderilen mektubun okunduğu mitingi televizyonlar canlı yayımlamıştı. Üstelik, Öcalan’ın mektubu için devlet büyüklerimiz aynı gün “Olumlu gelişme” dememiş miydi? “Apo başkan, PKK şampiyon” diye tweet atan her devrin adamı yandaşları saymıyorum bile..

Hani tamam, Rakka’daki Öcalan’lı fotoğraf, Hürriyet’in önceki günkü manşetindeki gibi “ABD’nin marifeti”ydi. Peki ya Diyarbakır? 4 yıl önce Diyarbakır’da çekilen kareleri hatırlayınca Rakka’ya verilen tepki, pek Öcalan posteri kaynaklı gibi görünmüyor. Asıl mesele, Ortadoğu politikaları sonucunda ortaya çıkan hayalkırıklığı olmasın sakın?

***

O manşetleri atanlar biraz olsun utanır mı?

4-yil-once-4-yil-sonra-mesele-ocalan-posteri-mi-370529-1.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski CHP Lideri Baykal’ın rahatsızlığından sonra devlet imkânlarını harekete geçirmesini alkışlamak gerek... Yalnız gazetelerde yer alan bir detay dikkatimi çekti. Baykal’ın tedavisi için harekete geçen Saray, dünyaca ünlü Beyin Cerrahı Prof. Uğur Töre’ye ulaşamamış. Bunun üzerine Erdoğan’ın ekibi, Türe’nin çalıştığı hastanenin sahibi Bedrettin Dalan’ı aramış. Dalan da, gece yarısı arabasına binip Türe’yi evinden almış. Erdoğan’ın uçağı da hemen İstanbul’a getirmiş.

Bu iyi niyetli trafiğe dair haberi okuyunca, aklıma bundan sadece birkaç yıl öncesi geldi. Dalan, F tipi yargı ve emniyetin operasyonuyla Ergenekon çuvalına atılmış, Silivri’yi boylamamak için dünyayı gezmek zorunda kalmıştı. Malum F tipi çete, Poyrazköy’de “elleriyle koymuş gibi” buldukları silahları da Dalan’ın boynuna yüklüyordu. Bugünlerin hükümet medyası da, çakma hahamların “itiraf”larıyla aşağıdaki manşetleri atıyordu:

Sabah Gazetesi: “Dalan’ın müthiş cephaneliği.

Star Gazetesi: “Saygın şahsın, saygın vakfında saygın silahlar.

Yeni Şafak Gazetesi: “İstek’e bağlı cephanelik.”

Takvim Gazetesi: “Dalan’ın cephaneliği bulundu.”

Devran döndü, kumpaslar çöktü. Devlet, FETÖ kumpasıyla yurdundan kaçmak zorunda kalan birini, bir başka FETÖ mağdurunun tedavisi için aradı.

Kıssadan hisse: Hiçbir davanın savcısı, avukatı olmayacaksın. Savunacağın tek şey hakikatin kendisi olacak. Çünkü er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu var kendisinin.

***

Bu haber mehter medyasında yok: Barzani’nin en büyük ortağı kim oldu?

4-yil-once-4-yil-sonra-mesele-ocalan-posteri-mi-370526-1.

Erdoğan ile Putin dostluğunu yere göre sığdıramayan, Barzani’yi bağımsızlık referandumu sürecinde yerden yere vuran, İran destekli Irak Ordusu’nun Kerkük’ü teslim almasına çok sevinen medyayı satır satır okudum. Ama aşağıdaki haberden tek satır bulamadım.

Özetleyeyim: Putin’in Rusya’sı, Barzani’nin IKBY’si ile ortak oldu. En büyük boru hattını devralan Ruslar, Barzani’nin denetimindeki topraklarda en büyük yabancı yatırımcı oldu.

Bıkmadan, usanmadan, bir kez daha: Ver mehteri!

***

Yeni Şafak, ABD’ye kayyım mı atayacak?

4-yil-once-4-yil-sonra-mesele-ocalan-posteri-mi-370530-1.

“Kerkük’e 5 bin ülkücü göndereceğiz” diyen Bahçeli kadar ultra-proaktif bir gazetemiz var. Davutoğlu politikalarının ara gazcı gazetesi Yeni Şafak’tan söz ediyorum. Politikalar değişiyor, Emevi Camii’nde namaz kılma hülyalarından uyanılıyor. Ama Yeni Şafak’ın, hükümeti “motive etme” amaçlı yayın politikası değişmiyor. Hatta, el yükseltilip “Şu kapıyı kapatın, şununla ilişkiyi kesin” gibi, habercilikle ilgisi olmayan talimat tadında manşetler çıkıyor.

Hani Ankara’ya yönelik, -en iyi niyetle- telkinler bir ölçüde anlaşılabilir. Ama dünkü sürmanşetlerinde, bilgisayar oyunu tabiriyle söyleyelim “level” atlamışlar. ABD’nin IŞİD’le Mücadele Özel Temsilcisi McGurk’u hedef tahtasına oturtan Yeni Şafak, “Coğrafyanın katliamı bu adam” başlığı atmış. Gazete, ABD’li temsilcinin bölgede 3 milyon kişinin ölümünden sorumlu olduğunu söylemiş. Buraya kadar, gazete haberi ya da yorumu demek mümkün. Ama başlığın hemen altındaki “patlak” çığır açacak cinsten: “Suriye ve Irak’tan derhal kovulmalı.”

Temel soru şu elbette? McGurk’u bölgeden kim kovacak? Hayır, işvereni olan ABD kendisinden memnun olmasa, 14 yıl bölgede görevlendirmezdi herhalde… Yeni Şafak’ın bu çağrısından sonra kovacak hali de yok sanki… Geriye tek seçenek kalıyor… ABD’li diplomatı Ankara mı görevden alacak? Hani başına çuval mı geçirilecek, yoksa KHK ile mi görevden alınacak? Yoksa, ABD’ye kayyım mı atayacağız? Milkport medyası, keşke izlenecek yöntemi de yazsaydı.

***

3 yıl önce yazanı kovdular, gerçek bugün ortaya çıktı

4-yil-once-4-yil-sonra-mesele-ocalan-posteri-mi-370531-1.

Habertürk’ün ekonomi sayfalarında çok ilginç bir haber vardı dün. Sefer Yüksel imzalı habere göre ABD, 6 Türk bankasına yüksek tutarda ceza kesmeye hazırlanıyordu. Gerekçe, İran’a yönelik yaptırımların ihlal edilmesi. Milyarlarca dolarlık cezanın ödenmemesi halinde, şimdilik ismi açıklanmayan bankaların uluslararası finans piyasalarına erişimlerinin kesilmesi söz konusu.

Peki, İran ile yaptırımların ihlali ifadesi, size bir şey çağrıştırdı mı? Rıza Sarraf? ABD’de tutuklu Halkbank Genel Müdür Yardımcısı? Hayır hayır… Bu isimlerin ellerini kollarını sallayarak gittikleri ABD’de tutuklanmalarından epey önce, 2014’te bazı gazetelerin ürkekçe yayınlamak zorunda kaldıkları, ama yine de dayak yemelerine yol açan bir haber vardı.

ABD’de bir Türk kamu bankası hakkında açılan bir soruşturma, New York’taki şubede FED incelemesi… İran ambargosunu delmek ve kara para aklama suçlamaları… Hatırladınız mı? Hatırladıysanız, o haberi yaptığı için raconcu tetikçiler tarafından vatan haini ilan edilen, baskı yapılan patronları tarafından işten atılan gazetecileri de unutmayın, olur mu…

***

Hem parselci hem kıyakçı

4-yil-once-4-yil-sonra-mesele-ocalan-posteri-mi-370528-1.

Parselci başkan, istifa etmemekte direnince “Yolsuzluk dosyalarını devreye sokma” tehdidi geldi. Ama bu tehditlerden etkilenmiş görünmüyor. Hâlâ koltuğuna yapışmış halde. Hayır, bu özgüvenin arkasında ne var acaba? Ankara’da her meslek erbabına, bugünleri düşünerek yaptığı “kooperatif” kıyaklarına güveniyor olmasın? Meraklısı, Ankara’nın yeni semtlerindeki “sınırlı sorumlu” site adlarına baksın, ne demek istediğimizi anlar…