40 yıllık serüven
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

İlhan Cavcav’ın iktidar döneminden bahsediyorum.

Hiçbir kural ve prensiplerin oluşturulmadığı bir futbol yapısı içinde, kendine ait kurallarıyla 40 yıl başkanlık yaptı.

Önce birtakım keşifler yaptı, sonra bu keşifleri deneme-yanılma yolu ile geçerli olanları kendi bünyesinde toplayarak, prensip diyebileceğimiz kendine has kurallar geliştirdi.

Ankara’da olması ve işinden dolayı bürokrasi içindeki işleyişin ne olduğunu ve neyin, nasıl yapılması gerektiğini de ilişkilerle öğrenip, geliştirerek o ayağı da sağlama aldı.

Burası Türkiye, her zaman sonucu ilişkiler belirler.

Sonuçlar kişilere, alanlara ve beklentilere göre değişiyor tabii ki. Mühim olan o çarkın içinde hangi alan için ve ne amaç ile ilgili yer aldığını iyi belirlemek lazım.

Futbolun kurgusu Türkiye’de rantın üzerine yapılmıştır. Bu sürecin neresinde, nasıl yer alınacağı belli olursa ve uygulamalar iyi sonuç verirse süreç o zaman kalıcı olur.

İlhan Cavcav’ın rant üzerine kurgulanmış bir yapısı ve gündemi yoktu.

Bu anlamda İlhan Cavcav çok başarılı bir kulüp başkanıydı. Gençlerbirliği için ve İlhan Cavcav için başarı şampiyonluktan ziyade, iyi futbolcuları düşük bonservis bedelleriyle bulup, yetiştirip ve büyük kulüplere satarak gelir elde etmek üzerine bir yönetim stratejisi benimsemişti.

Türkiye koşulları içinde başarıyla uyguladı.

Ki ben uygulanan tüm koşulların yanlış olduğuna inanıyorum!

Hele hele üç büyükler gibi bir pazar buldu ki onun için nimetti.

Üç büyükler her zaman hazıra konmak gibi rahatlığa sahip. Bu kulüpler birer rant cumhuriyetine döndüğü için ve hiçbir emek sarf etmeden oluşan reflekslerinin sayesinde (!), paranın hiçbir zaman sorun olmaması (!) rahmetli Cavcav için velinimetti.
Üç büyükler sayesinde (!) borcu olmayan ender kulüplerden biri Gençlerbirliği’dir.

Tabii ki yönetim şekli ve bu süreçteki uygulamaları nedeniyle sevilmeyebilinir ya da doğru olarak kabul edilmeyebilinir. Ama netice de kuralsızlık ve rant üzerine kurgulanmış bir yapı içinde, çok uzun süre kalıcı oldu ki bir Anadolu takımı için bu çok önemlidir.

Kendine göre davranış şekilleri vardı. Neticede tüccar zihniyetiyle spor camiası içinde yöneticilik yapmak, her zaman birtakım yanlış hamleleri içinde barındırır.

Antrenörlerle olan ilişkileri, onları işe başlatma süreci ve işlerinden el çektirmedeki çelişkiler hep kendine ait tüccar beklentilerinin davranış şekilleridir.

Ataerkil yapı üzerinde, babadan oğula geçen iş geleneği ve bunun içinde sakladığı feodal kültürü koruma ve uygulama zorlaması, bu süreç içinde yetişen herkesi, lokalize bir dünya içinde yaşamayı zorunlu kılar.

Bir spor kulübünü yönetmenin küresel kültür yapısı, hiçbir zaman bizim için kabul görmedi. Bizler her zaman yöresel reflekslerimizin oluşturduğu, tutarsız birtakım alt başlıklar ile bir kültür oluşturarak yolumuza devam ediyoruz.

O yüzden her kulüp farklı yönetiliyor ve her kulüp başka bir şey futbol oynuyor.

Çünkü rantı yönetmek başka bir şey, futbolu kendi amaçları doğrultusunda yönetip, doğru oynatmak başka bir şey.

İlhan Cavcav oyunu kuralına göre oynadı ve başardı. Hem kulüp Türkiye şartlarında başarılı oldu hem de kendisi sürdürülebilir bir yönetim mekanizmasında başarılı oldu.

O, ona sunulan iş alanı içinde kendine göre en iyisini yapmaya çalıştı. Haliyle sonucu da ortada.

Ama Gençlerbirliği’nin geleceği nasıl olur o tartışma konusu.

Çünkü İlhan Cavcav’ın kurumsallaşmayla ilgili bir kaygısı yoktu, sadece kendi kurallarının kabul edilip edilmemesiyle ilgili beklentisi vardı.

Ve bu süreç itinayla takip edilmelidir ki sonuç bir analizi mecbur kılacaktır.

Kendi kurallarından dolayı çok rahat antrenör ve futbolcuların anlaşmalarını feshediyordu. İlhan Cavcav için kendi kurallarına göre davranış şekilleri vardı ve onları başarı için geçerli olarak kabul ediyordu.

Ortaya çıkardığı futbolcular ve kulübün bunlardan elde ettiği kazanç hiç de küçümsenmeyecek oranda.

Türkiye’den Real Madrid’e oyuncu satma gerçekten çok önemli bir başarıdır. Sadece para konusunda değil, bir Anadolu kulübünün bulup, ortaya çıkardığı bir yabancı futbolcuyu dünya markası olmuş kulübe satabilmek gerçekten ayrıcalıklı bir stratejidir.

Gençlerbirliği adına en üzüldüğüm süreç, Beşiktaş ile şampiyonluk için çekişirken, Ersun Yanal’ın son yedi maç kala

Fenerbahçe’den transfer teklifi alması gerekçesiyle (!) şampiyonluğu kaçırdığı durumdur.

Gerçi İlhan Cavcav’ın çok üzüldüğünü sanmıyorum. Onun için vitrin ve satacağı bonservisler önemliydi.

O amacına ulaşmıştı.

Mekânı cennet olsun.