500. kez
ZAFER DİPER ZAFER DİPER

Daha önce de yazdım Cumartesi Anneleri’ni, kaç kez hem, yıllar içerisinde... Çıkışını, nedenlerini özetlemeye çalıştım hep. Bunlara değinmeyeceğim yeniden; bu kez yalnızca dün 500. haftalarını dolduran annelerle ilgili kulağıma çalınan birkaç düşmanca mı dersin artık saldırgan mı dersin derinden, o faili meçhul sözlere takılacağım...

Galatasaray Meydanı’nın göbeğinde değilim. Biraz uzağındayım. İçimdeki acı bacaklarıma inmiş. Yakınlaşamamışım annelere daha, inmeli kalakalmışım orda... Evet, duyuyorum; biri, sesini yükseltmeden hırlarcasına diğerine: “Bunlar burayı mesken tutmuş yaa her hafta! Baksana şunlara, bu işi meslek edinmişler...” Geriye döndüğümde, arkamda duran bu ikilinin yitik çocukları, yakınları var mıydı bilemem ama sanki insan değillerdi de bilinmedik başka cins yaratıklar gibi yitip gitti gözümden karaltıları(silüetleri) bir anda ana cadde üzerinde... Yoktu kuşkusuz yitikleri. Yitikleri olanları da nedenleriyle nasıllarıyla değerlendirip anlayacak yoktu beyinleri, yürekleri. Bir de anlayamadıkları, annelerin başka mekânlarının olamayacağı gerçekliği! Ama sonuçta bir bildikleri de yok değildi; “meslek”leri... “Hadi canım yaa, ben o anlamda söylemedim, yani ne demek ‘bekleme mesleği’ ha?!” der demez de yapışmaz mıyım onun yakasına ve demez miyim: “Meslek, insanın yaşamını sürdürebilmek için yaptığı ve genellikle yoğun bir çalışmayı gerektiren sürecin sonunda kişilerin kazandığı unvanın adıdır... Daha da açarım sana bu mesleği de, sen ne diyorsun önce bu açıklamaya onu de...”, “Dur be, çek ellerini yakamdan, kimsin lan sen, sen biliyo musun kimim ben...” Ancak bunları da diyen yok, ellerimde avuçlarımda yok kimse. Tutmuş yakalamışım da elimden kaçırmışım gibi duyumsamışım bir an. Bir sanrı! Ne yakaladığım var, ne elimden kaçan varlığı meçhul. Ah, gerçekten olsalardı ellerimde, ah bir olsalardı... Ben de uçup gidiyorum o ikilinin ardından. Ne var ki yok olmuşlar ortadan... Olsun, bir yerlerde birilerini bir gün ele geçiririm umudu içimde... Kim bilir 500’de değil de belki, ne bileyim belki 600’de 700’de; hani bir gün mutlaka, Cumartesi Anneleri var oldukça...