600 milyonluk süper kazık
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL

İhalesi 600 milyon dolara satılan Süper Lig, fiyat açısından Avrupa’nın 5 büyük liginin ensesine dayandı. Peki fiyat/kalite oranı açısından?

Türkiye, UEFA Katsayı listesinde 11. sırada. Belçika, Ukrayna ve Portekiz bizim önümüzde bulunuyorlar. FIFA sıralamasında 25. sıradayız. 2002’deki Dünya Kupası’nda üçüncülük kazandığımızdan beri 2 uluslararası turnuvaya katılabildik ve bunlardan sonuncusunda turnuvanın en kötü takımlarından biri olduğumuzu düşünenlerin sayısı hiç de az değildi. Ulusal takımımızın yarısı futbol eğitimini yurt dışında almış ve futbola yurt dışında başlamış, bilinen tabiriyle “gurbetçi” sınıfındaki oyunculardan oluşuyor. Yani bu oyuncuları biz yetiştirmiyoruz ve her hafta sonu kendi ligimizde değil, ağırlıklı olarak Bundesliga’da izliyoruz. Süper Lig’de ilk 10 hafta sonunda sadece 3 haftada 10 bin seyirci ortalaması geçildi ve yakalanan en yüksek seyirci ortalaması 13 bindi. Genel ortalamada 10 binin altında kalıyoruz. Kombine biletlerimiz Avrupa’nın en pahalı kombineleri durumunda, hatta Fenerbahçe’den daha pahalı kombine satan tek bir kulüp var. Katar sermayesinin ve Parislilerin takımı PSG. Süper Lig’de her takıma ortalama 16 faul yapılıyor. Bu, 1 maçta ortalama 32 faul yapılması demek. Bu sezon topun oyunda en fazla kaldığı maç 51 dakika ile Beşiktaş-Galatasaray maçıydı. 51 dakikada 32 faul çok fazla mı geliyor? Başakşehir’in Kasımpaşa ile oynadığı maçta top 47 dakika oyunda kaldı ve maçta 47 faul yapıldı. Beşiktaş ve Fenerbahçe gibi zirveye oynayan takımlar aynı zamanda en çok faul yapılan ekipler, yani bu verilerden başarılı takımları engellemek için faulün artık bir taktik olarak kullanıldığını görebiliyoruz. Böyle bir yapıdan büyük yetenekler çıkmasını da beklemek oldukça iyimserlik oluyor tabii. Son 10 yılda çıkarabildiğimiz tek büyük yıldız da ulusal takım hocasıyla kavgalı ve son birkaç ayı ikilinin karşılıklı söz düellolarını izlemekle geçirdik. İşte bu ülkenin en yüksek iki futbol liginin yayın ihalesi 600 milyon dolara kazanıldı. Yani bu ligin yayın hakkı değeri 600 milyon. Avrupa’nın en pahalı 6. Yayın hakkı bedeli anlamına geliyor bu, ilk 5 lig Avrupa’nın en büyük 5 liginden başkası değil elbet. İngiltere, İspanya, Fransa, Almanya ve İtalya. Hem UEFA Katsayı, hem de FIFA sıralamasında önümüzde yer alan ve dünya futboluna önemli bir oyuncu pazarı sağlayan Belçika Ligi’nin ihalesi ise yıllık 55 milyona İtalyan MP&Silva Grubu’na satılmıştı.

Kabul etmek gerekir ki yukarıda sıraladığımız birçok sebepten ötürü ülke insanının futbol maçlarını izleyesi gelmiyor. Bütün bu seyir zevkini öldüren hususların yanında bir de maç saatleri var elbet. Maçların geç saatte bitmesi sadece stadyuma gidilmesini değil televizyon ekranının önüne oturulmasını da engelliyor bir bakıma. Türkiye gibi çalışma şartlarının ağır olduğu ülkelerde, insanların oldukça önem verdiği hafta sonu akşamlarını futbol izleyerek geçirmek istemeleri zaten giderek daha zor hale gelirken, Süper Lig’in alternatif aktivitelere göre oldukça zevksiz, sıkıcı, heyecan vermeyen bir aktivite haline gelmesi de izlenme oranında büyük düşüşlere yol açtı son yıllarda. Sevgiliniz ve arkadaşlarınızla gülüp eğleneceğiniz bir yemek ya da size bir şeyler katacak bir film yerine neden sürekli yarıda kesilen, hiçbir çekiciliği olmayan, kalitesi düşük ve size daha önce görmediğiniz hiçbir şey vermeyen bir spora 90 dakika katlanasınız ki? İyi bir aktörlük performansını görmek yerine neden üst üste 5 başarılı pasın yapılamadığı bir spor müsabakasını izleyesiniz? Süper Lig’in bu şartlarda, bu kalitesiyle oynatılması gereken saat öğle saatleridir, böylece insanların hafta sonu akşamlarına hazırlanırken futbol maçlarını zaman geçirici bir aktivite olarak görmeleri sağlanabilir. Uzun süredir bu köşede bunun ilk planda seyirci sayısını artıracağını da söylüyoruz ve ligdeki 9 maçın 7’sini cumartesi günü yerel saatle 15:30’da oynatan Almanya’yı örnek veriyoruz. Üstelik genel inanışın aksine öğle saatlerindeki TV yayını stadyuma giden seyirci sayısını azaltmıyor, zira uzun süreli bir uygulamanın sonucunda oturtulmuş bir “maç günü kültürü” de var orada. Hatırlatalım, Süper Lig’den sadece 70 milyon avro daha pahalı bir ligden bahsediyoruz.

Tabii bir de işin ihaleden elimize kalan tarafı ile ilgili kısmı var. Yayıncı kuruluşun yakın zamanda el değiştirmesi yayın politikalarında pek bir değişiklik yapmadı. Hala Lig TV spikerleri pozisyonlar hakkında yorum yapmaktan çekiniyorlar, hala yayıncı kuruluşun resmi sitesindeki maç özetlerinin yarısı maç içindeki hakem kararlarının ileri-geri defalarca tekrarından oluşuyor ve hala kanalın öncü futbol programındaki analizler sıradan ve yaratıcılıktan uzak. Maç sonu oyuncu ve teknik adam röportajları “maç hakkında neler söyleyeceksiniz?” sığlığından ibaret. Gazetecilik ve muhabirlik değil, röportaj yapılıyor. İhaleden elimizde kalan diğer kısım da bu büyük paranın dağıtıldığı takımlarda nasıl kullanılacağı. Ülke takımları önümüzdeki 5 yılda yayın gelirlerinin kaçını oyuncu ve teknik adam tazminatlarına veya CAS davalardaki mahkûmiyete harcayacak merak ediyorum.