ABD IŞİD'e karşı (mı?)
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI
ABD’nin IŞİD’e yönelik hava saldırısı Ortadoğu'da yaşananları eksik ve/veya yanlış yorumlamanın en bariz örneklerinden birisini daha karşımıza çıkardı.

ABD’nin IŞİD’e yönelik hava saldırısı Ortadoğu'da yaşananları eksik ve/veya yanlış yorumlamanın en bariz örneklerinden birisini daha karşımıza çıkardı. ABD ve IŞİD'i mutlak karşıt iki güçmüş gibi yorumlayıp dünya jandarmalığına soyunan Washington'un bombardımanından kahramanlık hikayesi çıkarmaya çalışanlar bir anda türeyiverdi. Yüzyıllık kabullerin derinden sarsıldığı Ortadoğu bataklığında siyasi zemin her zamankinden de fazla kayganlaşırken ABD’nin bütüncül politikalarını görmeden parçalar üzerinden yapılan aceleci yorumlarla kafalar iyice karıştırıldı. Oysa bir kez daha başrolünü ABD’nin oynadığı vasat bir klasik kahramanlık hikayesiyle karşı karşıyayız.

El Kaide uzantılı radikal İslamcı örgütlerin bölgede kök salmasının baş müessiblerinden ABD'nin IŞİD'e karşı hava operasyonuna başlamasının ardından ABD'ye "kahramanlık" payeleri biçilmesi tam da yaratılmak istenen bir algı operasyondu. Kısmen de başarılı olundu. “Kurtarıcı” ABD’den beklentiler arttı, Pentagon’un bölgeye bir kez daha müdahale etmesini isteyen taraftarlar çoğalıverdi. Vakti zamanında cihatçı militanların Suriye'ye özgürlük götüreceğini ileri süren çevrelerce Obama'nın bu hamlesi "kurtarıcı Mesih" muamelesi gördü. Washington'un Irak'a istikrar getireceği yanılsaması pompalanmaya başlandı. Ama nafile bu hikayeden bir kahraman çıkmaz, çıksa da bu kahraman ABD olmaz/olamaz.

***

ABD'nin son on yıllık işgal pratiği ve dört yıldır süregelen Arap coğrafyasına yönelik restorasyon hamlesi neden Washington'un bu tarz hamlelerine kuşkuyla bakılması gerektiğinin örnekleriyle dolu. Kendi küresel çıkarları doğrultusunda mezhepçilikten etnik ve dinsel çatışmalara kadar her alandan kaos üretmeyi bölgesel politikalarının sürdürülebilirliği açısından elzem gören ABD için bu örgütler birer “kullanışlı” araç. Bu doğrultuda Ortadoğu'yu Ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyen IŞİD, El Nusra gibi cihatçı örgütleri kullanmaktan imtina etmedi. Onlara yeri geldiğinde her türlü lojistik ve silah desteğini sağladı. Son hava operasyonu esasında uluslararası kamuoyundan yükselen tepkinin dindirilmesine yönelik göstermelik bir manevranın ötesinde anlama sahip değil. Cihatçıların yeni katliamlara imza atarak ilerlemeleri ABD açısından tercih edilebilir bir durum. Kan ve kaostan beslenen "karanlıklar imparatorluğu" için başka türlüsü düşünülemez.

IŞİD'in gelişmesine, serpilip büyümesine göz yuman ABD'nin Nevada'daki üsten kontrol ettiği insansız hava araçları aracılığıyla cihatçıları vurmaya başlaması radikal İslamcı militanların küresel oyunda üstlendikleri piyonluğunun somut göstergesi. Tıpkı Tuareng militanlarını bahane ederek Mali'ye, Seleka milislerini gerekçe göstererek Orta Afrika'ya giren Fransa misali El Kaide ve uzantıları da ABD'nin ihtiyaç duyduğu anda ortaya çıkan birer figüran. Ya da kaldıraç. Önce yakan, yıkan, kafa kesen cihatçıları halkların üzerine sal, ardından da “özgürlük” havarisi kesilerek o ülkelere askeri çıkarma yap. Son yıllarda Afrika'dan Ortadoğu ve Güney Asya'ya uzanan coğrafyada sahnelenen oyunun kısa özeti bundan ibaret.

***

ABD ve IŞİD bugün için karşıt iki aktör gibi algılansa da her ikisi aslında dolaylı müttefik. Birbirlerini besleyen birbirlerinin varlıklarından güç alan bu aktörler farklı coğrafyalarda karşı karşıya gelseler de aslında aynı küresel emperyal amaca hizmet ediyorlar. İddialı bir yorum olsa da radikal İslamcı militanlar ABD'nin "öncü kuvvet"i işlevini bürünmüş vaziyette. ABD liderliğindeki Batılı güçler Boko Haram bahanesiyle Nijerya'ya asker konuşlandırırken de El Kaide-Taliban nedeniyle Afganistan ve Pakistan'a bomba yağdırırken de istenilen gerekçeyi birbirleriyle cihat kardeşliğiyle bağlı bu örgütler sağlamışlardı. Ama isteyerek ama farkında olmayarak.

Evet, ABD şimdilik dünya kamuoyu ve bölgesel çıkarları öyle istediği için IŞİD’e saldırıyor. Ortadoğu gerçekliğini göz önünde bulundurarak ABD'nin her türlü adımını köklü bir sorgulamaya tabii tutmadan “denize düşen yılana sarılır” çaresizliğiyle bölge devletlerinin emperyalist güçlerle beraber oluşturmak istediği IŞİD karşıtı ittifaklardan medet umar hale gelmek büyük hata olur. Bu tarz ittifakların Libya, Somali ve Afganistan örneklerinde olduğu üzere ne tür yeni sorunlara yol açtığı ve emperyal politikaların hayata geçirilmesi açısından üstlendiği misyonun ortada. IŞİD'in hiç bir hamlesini ABD'nin bölgeye yönelik planlamalarından bağımsız ele alamayız. Bugün için IŞİD'i vuran ABD örtülü bir şekilde IŞİD ile ittifak halinde. Ürdün'deki kamplarda "ılımlı Suriyeli muhalifler" adı altında İslamcı militanları, Selefi cihatçıları eğiten ABD bizzat IŞİD'in tedarikçisi konumunda. CIA'in özel eğitiminden geçen o "ılımlı" militanların bir kısmı Suriye üzerinden Irak'a geçerek IŞİD saflarında savaşıyor. Küresel cihat için. Pentagon da CIA de bunun farkında.