ABD silah endüstrisi neden dünyanın en büyüğü?
15.01.2017 11:03 BİRGÜN PAZAR
‘Küreselleşme’ şirketlerin ürün ve servislerini artık pazarlarının yakınlarında üretmedikleri anlamına geliyordu. Tüm gezegen onların fabrikasıydı. İşletmeler, çaresiz devletlerden kârlı anlaşmalar kopardıkları yerlerde imalathane kurmaya karar verdikçe, işçilerin gücü azaldı

VIJAY PRASHAD

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, 2016’da Irak’ta 6 bin 878 sivil öldürüldü. Resmi olmayan rakamlar çok daha yüksek. ABD’nin 2003’teki yasa dışı Irak savaşından bu yana yüz binlerce kişi öldürüldü. Bu çağdaş tarihin en büyük suç fiillerinden biri ve henüz kimse bu suçun sorumluluğunu almadı. Irak’taki trajedinin derinliği (Batı Asya ve Kuzey Afrika’daki şiddetli istikrarsızlaşma) tamamiyle unutuldu. Fakat henüz buradaki itici gücün Doğu kültürü ya da insan doğası değil; Washington tarafından yürütülen tamamen yalanlara dayalı savaş olduğu unutulmadı.

ABD Başkanı George W. Bush’un Irak’taki macerası Teröre Karşı Savaş’tan sapma değil, Başkan Obama’nın dediği gibi, savaşın en şiddetli noktası; tanımlayıcı hamlesiydi. Savaşın nedeni ortadan kalktı, onun yerini endişelerle karışık ırkçı akımlar doldurdu. Irak geçen 10 yıldaki tüm haritadan silme çabalarına rağmen varlığını sürdürüyor.

Misrata kentindeki kuvvetlerle, General Halife Hafter tarafından yönetilen Libya Ulusal Ordusu arasındaki savaşın Sebha kentinde şiddetlendiği Güney Libya’dan çok az haber geçiliyor.

Kent sakinlerinin savaş karşıtı protestoları görmezden gelindi. Eskimiş askeri üsler ve kârlı kontrol noktaları bu savaşın hedefi. Sebha, Sahra Çölü’ne yakın stratejik bir noktada duruyor. İnsan kaçakçılığı trafiğinin bağlantı noktası.


Afrika’nın orta bölgesi sadece terörizmle değil aynı zamanda IMF’nin teşvik ettiği ekonomik yıkım, Batı’nın desteklediği kliptokrasi ve kaynak çatışmalarının tetiklediği savaşlarla yıkılmış durumda. NATO’nun Libya’da rejim değişikliği savaşı, Libya’daki Fransız askeri müdahalesi ve 54 Afrika devletinden 33’ünde ABD Özel Kuvvetleri’nin bulunması, huzursuz durumu bastırmak için çok az işe yaradı. Libya’daki savaş da Kongo’nun doğusundaki savaş da Afrika’nın geleceği için felaket getirir, ikisi de Batı’nın yürüttüğü ekonomik politikalarla ve Batı’nın silah satışlarıyla coşan silah endüstrisi tarafından ateşleniyor.

Emperyalizm
Neden tüm Afrika’da ve aslında tüm dünyada ABD’nin büyük ayak izlerine rastlarız? Halihazırda Kolombiya’da beş, Paraguay’da bir hatırı sayılır askeri üssü olan ABD, neden Peru’da bir büyük üs daha inşa etmeyi planlıyor? NATO’yu Almanya’nın doğu sınırından Rusya’nın batı sınırına itme çabasının nedeni ne? ABD silah endüstrisi neden dünyanın en büyüğü? Neden ABD hükümeti kendi Dışişleri Bakanlığı’nın insan hakkı ihlalleri nedeniyle azarladığı ülkelere silah satışı için hevesle lobi yapıyor?

Hiçbir büyük güç, kendisinin ya da kurumlarını yönlendiren şirketlerin çıkarları için otorite kurma talebinde bulunmaz. Sivilleri diğerlerinden korumak için ya da doğal felaketlere karşı insani yükümlülüklerden bahsederler. Bunların kaynakların çalınması ya da pazarın kontrol edilmesi gibi mali çıkarlardan daha önemli olduğunu söylemek için koruma paravanını kullanırlar. Dünyanın en güçlü devleti ABD de bundan farklı davranmıyor. O da insanlığı korumak için savaşa girdiğini, kitle imha silahlarını yok etmek için kitle imha silahlarını kullandığını söylüyor. Çağımızda, savaşları bireysel çıkarla açıklamak zor. Savaşları ve ekonomik politikaları da ‘gizemli’ yapan bu. Gerçek, silahla ya da kalemle, dünyadaki işçilerin kolektif çıkarlarına karşı, küçük bir grubun çıkarı için güç kullanıldığıdır. Bize ise bunun, ‘gezegenin yararına kullanılan acı ilaç’ olduğu söylenir. Muktedirlerinin gerçek motivasyonlarının üzerini örten kalın ideoloji paravanı, kafa karıştırır.

‘Küreselleşme’ şirketlerin ürün ve servislerini artık pazarlarının yakınlarında üretmedikleri anlamına geliyordu. Tüm gezegen onların fabrikasıydı. İşletmeler, çaresiz devletlerden kârlı anlaşmalar kopardıkları yerlerde imalathane kurmaya karar verdikçe, işçilerin gücü azaldı. Bu işletmeler; iletişim ağları, taşıma sistemleri ve fikri mülkiyetlerinin güvenliğinden emin olmaları gerektiğini keşfetti. Küresel meta zincirinin, hacker’lardan ve korsanlardan korunması gerekiyordu. ABD ile müttefiklerine, meta zincirini savunmak ve büyük işletmelerin saldırıya açık olmadığından emin olmak için eski Soğuk Savaş üslerini dirilttiren ve yeni üsler inşa ettiren de bu. Bu sırada, düşük teknolojili üretim için küresel ölçekte mücadele eden ve yüksek teknolojili fabrikalarda yerlerinden edilen halklar, gelirlerinin düştüğünü gördü. Donald Trump’ın ekonomik milliyetçiliği bu gerçeklerden yoksun.

ABD gemilerinin Güney Çin Denizi’nde yüzmesinin nedeni, Tayvan ya da Güney Kore’yi korumak değil; küresel meta zincirini ve tedarik hatlarını korumak. Rusya ve Çin’in bölgesel güçler olarak ortaya çıkışıyla, ABD onları kuşatmaya çalıştı. ABD ve Rusya-Çin arasındaki gerilimin nedeni, ilkinin iyi ikincisinin kötü olması değil; küresel meta zinciri ve tedarik hatlarının kontrolünün yalnızca ABD ve müttefiklerinde olup olmayacağına, paranın nasıl dolaşıma girdiğine ve doların ana para birimi olup olmayacağına dair bir jeo-stratejik savaşın ortasında olmaları. Bu, kontrolden çıkabilecek tehlikeli bir savaş. Bu savaşın kurbanları bir kez daha, Küresel Güney’in, kanın halihazırda ‘gizemli şekilde’ aktığı vekâlet savaşı meydanlarında olacak.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif

Karikatür: Carlos Latuff