Abdullah Cömert davası devam ediyor, uzaktan kumanda ile...
SERAY ŞAHİNER SERAY ŞAHİNER

Abdullah Cömert Mahkemesinin 5. Duruşması, Balıkesir’de görülmeye başlandı.  Mahkeme için Hatay’dan gelen Cömert ailesini, Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz da yalnız bırakmadı. Geçen celsede açık olmasına avukatlar tarafından itiraz edilen kamera, salonda yine açık, aileye ve izleyicilere dönüktü.

Sanık Ahmet Kuş, duruşmaya yine Mersin’den SEGBİS ile katıldı. Polislik görevine hala devam eden Ahmet Kuş, Mersindeki adliyeye de yarım saat gecikmeli olarak varabildi.

SEGBİS’e bağlanırken Balıkesir’deki salondaki görevlinin Mersin’e talimatları, mahkeme sürecinin bir özeti gibiydi: “Kırmızı tuşun üstündeki tuşa bas, en altta ‘adalet 4’ var, ona alın.”

Hakimin avukatlara kişisel bilgisayarlarını kapatmalarını söylemesiyle dava gerginlikle başladı. Avukatlar, hakimin böyle bir yetkisi olmadığını, görüntü delillerinin, olay anı dakikalarının ve davaya ilişkin notların bilgisayarlarında olduğunu söylese de hakim, bilgisayarların kapanmasında ısrar etti: “sonra basında salonda çekilmiş fotoğraf görüyoruz. Artık bilgisayarlarla her işi yapıyor.”
Hakim, "bazıları bilgisayarı kendi işleri için kullanıyor” diyerek ısrarını sürdürdü.

Av. Hatice Can: “24 saatlik görüntü var, biz bilgisayarlarımızdan bakıp dakikalarını söylemezsek, tüm görüntüyü izlememiz gerekir.”

Av. Can Atalay: “Bizi sorguyu yapamaz hale getiriyorsunuz.”

Hakimin geri adım atmaması üzerine tüm avukatların ortak kararı ile bazı avukatlar salonu terk etti.

Verilen kısa aranın üzerine mahkemenin bazı avukatların simgesel olarak duruşmayı terk etmesi üzerine, bilgisayar kullanılamayacağına ilişkin ısrarından vazgeçmesiyle devam etti.


Sanık sorgusu esnasında olay gecesi görüntüleri izlendi. Olay esnasında, ana caddede elinde suç unsuru bulunmayan eylemciler olduğu, ara sokaklarda ise bir iki kişi dışında kimsenin olmadığı görüldü. Avukat G. Erhan Biner: “Eylemcilerin elinde suç unsuru sayılabilecek tek şey bayrak sopası.”

Av. Hatice Can: “Kalabalığı dağıtmak için arkasına gaz attığınızı söylemişsiniz. Sokak bomboş hangi arka?”

Ahmet Kuş:  Ara sokaklara dağılan gruplara emirle atış yaptık, 3 Haziran gününü tam olarak hatırlamam mümkün değil... O sıra sürekli toplumsal müdahalede bulunduğumuzdan detay hatırlamıyorum... İnsanın kafasına 1,2 el gaz fişeği çarptığında ne olacağını öldürüp öldürmeyeceğini bilemem.”

Görüntülerde sokakta kimse kalmamış, akrep ve toma hala “görev başında.”

Sanık avukatları: “Abdulllah Cömert’in vurulduğuna dair görüntü yok”

Müdafi avukatlar: “şimdi göreceksiniz”

Av. Hatice Can: “Dedikleri gibi 45 derece açıyla atılsa kimse ölmezdi. Hedef gözeterek atılıyorsa bu kasten adam öldürmektir.”

Görüntüler: Abdullah Cömert’in vurulduğu sokak önü. Kamera öbür yanı çekiyor. 2 el ateş sesi sonra bir çığlık: ABDULLAAAH!

2 görüntü var, aynı anda başka açılardan. Birinde 2 el ateşin görüntüsü, diğerinde 2 el ateş sesi ve bir çığlık...

Avukatlar, görüntülerin tanık ifadeleriyle birbirini tuttuğunu dile getirdi.

Cömert’in annesi görüntüleri izlerken ağlayarak salondan çıktı.

Verilen aranın ardından salona girdiğimizde görevli gelip, telefonu kapatmamızı söyledi. Kayıt yapmadığımı söylememe rağmen, başımda durup kapattırdı. Bu esnada kapı içerden üstümüze kitleniyordu...

Aile fertleri Ahmet Kuş’un en ağır şekilde cezalandırılması taleplerini yineledi.

Abi Adnan Cömert, ayrıca olay günü MOBESE’lerin yönünü değiştirenlerin de yargılanmasını istedi.

Abi Zafer Cömert, bu meselede emir veren konumundaki herkesin yargılanması gerektiğini söyleyerek sürdürdü: “Biz adalete ulaşmak için Hatay’dan balıkesir’e 13 saat yol geliyoruz. Annem tansiyon hastası. 21 tansiyon ne demek? Burda yaşadıkları da ortada. Annem bu mahkemelere ölümü göze alarak geliyor. Annem bu mahkemelere, intihar eder gibi geliyor.”

Beyaz akrebin şoförü, talimatla alınan ifadesinde: “Sokak içlerine gaz fişeği attık,  maktülün vurulduğu noktaya gaz fişeği atılmıştır” dedi.

Bütün bu görüntülerin ve tanık ifadelerinin üstüne sanık avukatı: “inandırıcı delil yok” dedi.

Verilen ikinci arada, salonda telefonu kapattırdılar, twit atamıyorum. Duruşma devam edecek diye bir twit attım. Tekrar salona girdik. 5 polis gözünü dikmiş bana bakıyor. Başımı çevirdim. Hakime gidip bir şeyler söylediler. Hakim bana siz dışarı çıkın dedi. Telefonunuz açıkmış. Kullanmıyorum dedim. Çıkmam yönünde ısrar etti. Ben de kalmak için ısrar ettiysem de, hakim yargılamayı aksattığmı söyleyince çıktım. Kapı önünde polislere telefonun sesinin kısık olduğunu söyledim.

-“Arada telefonu kapattırdılar, Twit atamıyorum” diye Twit atmışsın. Yazdıklarını okuduk. Bizi kandıramazsın!

Velhasıl, gayrı resmi bir yayın yasağı yaratıldı.

Davanın gidişatını ve sonucunu yazamıyorum. Salon dışarı çıkarıldığımdan ve salondan her türlü bilgi akışı durdurulduğundan öğrenemedim. Kumandayla adalet tuşuna bas diye kumanda edilen mahkemelerden adalet, kapı önlerinde adaletten bir haber bekliyoruz.