ABF ve Eğitim-Sen'den Kartal mitingine çağrı
13.09.2017 14:37 GÜNCEL
ABF ve Eğitim-Sen, "varlığımızı inkâr eden eğitim programını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz!" diyerek; 17 Eylül Pazar günü Kartal Meydanı'nda gerçekleştirecekleri 'Laik, bilimsel, kamusal, parasız ve anadilde eğitim istiyoruz' mitingine destek ve katılım çağrısında bulundu.

BARIŞ KOP

17 Eylül Pazar günü Kartal Meydanı'nda gerçekleştirecekleri miting öncesi Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Federasyonu (Eğitim-Sen), Taksim Hill Otel'de basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda ilk sözü alan ve basın açıklamasını okuyan ABF Başkanı Muhittin Yıldız; devletin eğitim başta olmak üzere her alanda tekçi politikalar izlediğini söyleyerek; "Biz Aleviler, demokrasi, eşitlik, adalet isteyen, insan hak ve özgürlüklerinden yana mücadele eden tüm kesimler AKP zihniyetinin yoğun baskısı ve inkar kıskacı ile karşı karşıyayız. Yaşamın her alanında tekçiliği "değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez!" hale getiren AKP zihniyeti, geleneksel bir devlet politikası olarak Alevileri ve Aleviliği inkar etmeye ve bizlere karşı sistematik asimilasyon politikası izlemeye devam ediyor" dedi.

Yıldız: "İhtiyacımız olan barış kültürünü amaçlayan bir eğitim programıdır"

Yıldız; devletin, eğitim programını tekçi, inkarcı, asimilasyoncu politikalarla şekillendirdiğini; içeriğinde ise açık ve gizli olarak şeriatçı, cihatçı, fetihçi, cinsiyetçi, ırkçı uygulamalar olduğunu savunarak şunları söyledi:

"Oysa ihtiyacımız, halkların kendi ana dilinde, inanç gruplarının kendi inançsal değerlerine göre kamusal eğitim aldığı; eğitimin, savaşsız, çatışmasız, toplumsal barış hakkını, barış kültürünü amaçladığı bir eğitim programıdır. Yeni denilen eğitim programı, bize göre ne yenidir ne de yenilik getirecektir."

"Gelin Canlar Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım"

"Demokrasi, eşitlik ve adalet için yapacağımız eylem ve etkinlikler, düşünsel, kültürel, siyasi çalışmalar bu mitingimizle sınırlı kalmayacak" diyen Yıldız son olarak; "Bizler Alevi örgütleri ve Eğitim-Sen olarak içine sürüklenmeye çalışıldığımız karanlığa karşı; çocuklarımız, ortak geleceğimiz, eşit ve özgür bir ülkede yaşam için yan yana geldik. Biliyoruz ki birlikteyken sesimiz sesimize, sözümüz sözümüze güç katıyor. Biliyoruz ki yan yana, omuz omuza yürümek yarınlarımızı, geleceğimizi aydınlatıyor. Bu nedenle, bizler tüm halkımızı 17 Eylül Pazar günü saat 13'te Kartal Meydanı'nda gerçekleştireceğimiz büyük buluşmaya çağırıyoruz. Gelin bir arada sesimizi ve sözümüzü yükseltelim. Gelin bizlere giydirilmek istenen bu deli gömleği yırtıp atalım" ifadelerini kullandı.

Bozdoğan: "Bugün esasen yaşadıklarımız 12 Eylül'den farklı bir dönemi işaret etmiyor"

Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı Özgür Bozdoğan, 12 Eylül askeri darbesinin 37'inci yıl dönümünü hatırlatarak; "12 Eylül tüm toplumun zihninde baskının, temel özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı, her türlü örgütlenme yasağının en üst seviyede uygulandığı, bireylerin ve grupların kendilerini ifade etmesinin önünün tamamen tıkandığı bir dönem olarak tarihe geçmişti. Bugünde esasen yaşadıklarımız bundan farklı bir dönemi işaret etmiyor. Farklı bir baskı dönemi, özgürlüklerin kısıtlandığı temel hakların kullanımının tamamen ortadan kaldırıldığı bir dönemle karşı karşıyayız" dedi.

17 Eylül günü gerçekleştirecekleri mitingin, eğitim ile ilgili ortaya koydukları tartışmalardan, eleştiri ve önerilerden çok daha kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Bozdoğan, eğitim ile ilgili tartışmanın kendisinin, geleceğimizin nasıl olacağı ile ilgili tartışmayla birebir bağlantılı olduğunu söyledi.

Bozdoğan, eğitim aracığıyla kurgulanmak istenen Türkiye'ye itiraz ettiklerini ifade ederek; "Soru sormayan, eleştirmeyen, sorgulamadan kabul eden, biat eden, bilimin temel referans olarak kabul edilmediği ama onun yerine dini referansların hakim olduğu bir algılayışla çocukların yetiştirildiği bir Türkiye, bizim itiraz ettiğimiz Türkiye'dir. Bu anlamda eğitim ile ilgili mücadele artık Türkiye'nin geleceği ile ilgili mücadeledir. Ve bu mücadele sadece öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin vermesi gereken bir mücadele değil ya da zorunlu din dersleri almaya zorlanan Alevi çocuklarının, ailelerinin sorunu değildir. Ya da ana dilde eğitim görmesi engellenen çocukların sorunu değildir. Tüm toplumun sorunudur" diye konuştu.

"Dersim'in bütün ilçelerinde sadece imam hatip liseleri olacak"

Eğitim alanında piyasacı ve gerici bir dönüşüm yaşandığını söyleyen Bozdoğan bu dönüşümün birbirini besleyerek, tamamlayarak veya gizleyerek devam ettiğini kaydetti.

Bozdoğan; "Eğer biz sesimizi yükseltip, örgütlü bir şekilde bu dönüşümü durdurmazsak önümüzdeki öğretim yılından itibaren nüfusu 10 bin ve 10 binin altında olan ilçelerde, meslek liseleri ve anadolu liseleri açılamayacak. Nüfusu 50 binin altında olan ilçelerde ise güzel sanatlar liseleri, fen liseleri açılamayacak. Peki nüfusu 10 binin altında olan liselerde ne açılacak? Kurum açma ve kapatma hak yönetmeliğine göre sadece imam hatip liseleri açılacak. Yani açık bir şekilde söylemek gerekirse eğer engellenmezse gelecek öğretim yılında Dersim'in bütün ilçelerinde sadece imam hatip liseleri olacak. Aynı şekilde Erzincan'ın bütün ilçelerinde de sadece imam hatip liseleri olacak" dedi.

Bozdoğan: "Öğretim programları bilimsel gerçekliklere aykırı"

Öğrencilerin, imam hatip okullarına zorlamayla yönlendirildiğini ifade eden Bozdoğan, öğretim programındaki yanlışlıklara da değindi. Bozdoğan, "Öğretim programları günün gerçekliğine, yaşadığımız Türkiye'nin gerçekliğine, bu coğrafyanın kültürel gerçekliğine ve bilimsel gerçekliklere aykırı bir şekilde dayatılmış durumdadır. Çocuğunun bu tedrisattan geçmesini istemeyen aileler özel okullara yönelmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin eğitim alanında en büyük özelleştirme sürecindeyiz. Tarikatlar ve cemaatlar, okullarda Milli Eğitim Bakanlığı'nın işlevini üstlenmişlerdir" diye konuştu.

Bozdoğan son olarak mitinge katılım ve destek çağrısı yaparken; taleplerini şöyle dile getirdi:

"17 Eylül'de laik eğitimi isteyeceğiz. Laikliğin yaşam biçimimiz olduğunu bir kere daha ifade edeceğiz. Bilimsel eğitim isteyeceğiz. Çocuklarımızın açık fikirli, dünyayla uyum sağlayan, soran sorgulayan, bilimsel bilgilerle kendilerini yetiştiren bireyler olmaları için. Demokratik eğitim isteyeceğiz. Eğitimin her karar alma sürecine veliler, öğretmenler, öğrenciler olarak katılmak için. Anadilinde eğitim isteyeceğiz. Çünkü bizler biliyoruz ki; bir bireyin kendini en iyi ifade ettiği ve geliştirdiği bir araçtır kendi anadili. Ve parasız eğitim isteyeceğiz. Çünkü kamusal bir hizmetin en önemli özelliği tüm yurttaşların eşit bir şekilde ulaşabilmesidir. Bu isteklerimizin tamamına mücadele ederek kazanacağımıza inanıyoruz ve 17 Eylül'de buluşmaya davet ediyoruz."