Abluka’nın başrol oyuncusu Berkay Ateş:Barışa katkı sunuyorsak ne mutlu...
27.09.2015 12:52 BİRGÜN PAZAR
Abluka’da başrollerde Mehmet Özgür ve Berkay Ateş’e, Tülin Özen, Müfit Kayacan ve Ozan Akbaba eşlik ediyor. Abluka, “Jüri Özel Ödülü”ne ek olarak, Venedik’te ödül öncesi açıklanan yan ödüllerden gençlik jürisi ödülü olan “Arca Cinema Giovani”yi ve festival kapsamında olan ancak resmî ödüller arasında yer almayan bağımsız eleştirmenler ödülü olan “Bisato D’Oro”yu da aldı. Filmin Türkiye’de 6 Kasım tarihinde vizyona girmesi bekleniyor.

> MELİSA SÜRÜCÜ [email protected]

Emin Alper’in “Tepenin Ardı” isimli filminden sonra merakla beklenen ikinci filmi “Abluka”, 72. Venedik Film Festivali’nde “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü. Ardından Adana Altın Koza’da yarışan film, “En İyi Film” seçildi. Altın Koza’da Abluka’daki rolü ile “Umut Veren Genç Erkek Oyuncu” olarak seçilen Berkay Ateş (28) ile Venedik dönüşünde konuştuk.
İstanbul’da yoğun bir politik ortamda ayakta kalmaya çalışan iki kardeşten belediye için köpeklerin itlaf edilmesi ile görevli olarak çalışan Ahmet karakterini canlandıran Berkay, aynı zamanda Galata Kuledibi’nde yer alan Tiyatro D22’nin kurucularından birisi.

» Venedik Film Festivali nasıl geçti?
Lido adasında güzel bir atmosferde gerçekleşti festival. Her şey çok güzeldi. Basın gösteriminden sonra çıkan yazılar gerçekten motive ediciydi. Ertesi gün basın toplantısında da hem övgüler aldık hem de çok doğru sorularla karşılaştık. Basın toplantısında filmden başka Türkiye’nin politik durumuyla da ilgili sorular yöneltildi. Ayrıca gala gerçekten çok anlamlıydı çünkü bütün oyuncular filmi ilk defa izledik ve tabii ödül töreninde yaşadığımız heyecan bizim için çok değerliydi.

» Basın gösterimi sonrasında twitter’da yer alan yorumlar filmin beklenen heyecanı yarattığını anlatıyor. Yapılan yorumlar arasında filmin Kafkaesk öğeler taşıdığı ve genel olarak filmin “delirtici” olduğunu belirtenler var. Filmi izlediğinde senin yorumun ne oldu? Özellikle filmin distopya öğeleri dikkate aldığında, oyunculuğun bakımından bunun seni daha özgür bıraktığını düşünüyor musun?
Abluka çok doğru bir öngörüyle hazırlanmış bir film. Emin Alper’in belirtiği gibi bir “distopya”. Evet, filmin zor bir atmosferi var. İzleyene gerçekten de abluka altında olduğunuzu hissettiren, ismiyle özdeşleşen bir atmosfer… Ülkenin, sokakların, insanların abluka altında olduğunu, paranoyanın gerçekten bazı sahnelerde doruk noktasına çıktığını söyleyebilirim. Bence yapılan bu yorumlar doğru tespitler. İnsanların belirsizlik içinde kalmaları veya bu atmosferi doğru tanımlamaları, yaratmak istediğimiz dünyayı doğru bir şekilde ortaya koyduğumuzu gösterdi ki bu, mutluluk verici.

» Filmin senaryosunu ilk okuduğunda seni en çok heyecanlandıran şey ne oldu?
Herhalde önce beş, on dakika durdum. Sonra senaryoyu tekrar okumaya başladım, hiç unutmuyorum o anı. Karakterler, her oyuncunun oynamak isteyeceği şekilde yazılmıştı. Emin Alper’in çok uzun zamandır üzerinde çalıştığı bir senaryo ve karakterler çok katmanlı öğeler barındırıyor. Şanslıyız ki böyle bir senaryoda ve Emin Alper ile çalışma imkânı bulduk. Ayrıca karakter yaratım sürecinde ve sette özgür olmamız çok değerliydi. Biz o karakterin kendi özgürlüğü içerisinde yer alıyorduk, bu da bence senaryonun çok kuvvetli olduğunu gösteriyor. Benim için çok önemli bir deneyim oldu Emin Alper, Mehmet Özgür, görüntü yönetmenimiz Adam Jandrup ve diğer bütün ekiple birlikte çalışmak. Filmimizin Venedik’te Jüri Özel Ödülü’ne layık görülmesi bir tür emeğimizin karşılığını almak oldu, çok mutluyuz.

» Film hakkında çıkan bir yazıda filmin atmosferinin gerçek ve hayal ürünü olanı birbirinden ayırma konusunda izleyiciye döndüğünü ve bu atmosferin Polanski’nin Tiksinti ve David Cronenberg’in Ölü İkizler filmlerinin atmosferlerine benzetildiği görüşüne yer verilmiş. Bu benzetme için ne düşünürsün?
Filmin gerçekten düş ve gerçekliğin arasında kaldığı anlarının olduğunu, yapılmak istenenin biraz da bu olduğunu söylemeliyim. Paranoya içinde olma hali, örnek olarak benim canlandırdığım Ahmet karakterinin asosyal hali, hayata tutunacak bir şeyler araması ve bunların paranoyak bir halde ortaya konulması, düş ve gerçeklik arasında gidip gelmesi, günümüzde de biraz böyle diye düşündürüyor insanı.

» Türkiye’de de benzer bir abluka var şu günlerde. Politik gelişmelerin, filmin ilk olarak gösterimi ile benzer bir döneme denk gelmesini nasıl yorumluyorsun?
Gerçekten ne şanssızlıktır ki ülke şu anda böyle bir durumda. Her sokağı korku dolu, sıkıntılı bir halde maalesef. Bu yönüyle, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumla bağdaşan bir senaryo. Bu ülkeye yıllardır siyasetin getiremediği bir barış söz konusu, getirmek istenen veya istenmeyen bilmiyorum, ancak belki bu film ‘bu insanlar neden ölüyor’ diye sordurabilir. Eğer filmimiz bu soruyu sordurarak bir barışa katkı sağlayabiliyorsa, en azından sorgulatabiliyorsa, bence çok önemli bir şeyi başarmışız demektir.

» Festivalde senin de bir erkek oyuncu adaylığın vardı Mehmet Özgür ile paylaştığın. Bunun hakkında neler söylemek istersin?
Venedik Film Festivali’nde aday olmak tabii ki benim için çok heyecanlı bir şeydi çünkü burada dünyaca ünlü oyuncular var ve bu sebepten dolayı hem film hem de benim için onlarla birlikte yarışmış olmak ve sonunda filmimizin ödüle layık görülmesi çok değerli. Bu şansı bana verdiği için Emin Alper’e çok teşekkür ediyorum.

» Sonrasında Altın Koza’dan “Umut Veren Genç Erkek Oyuncu” ödülüne layık görüldün, fakat bu yıl Altın Koza’da tören yapılmadı. Hem Altın Koza’nın bu seneki durumunun hem de bu ödülün senin için anlamı nedir?
Alınan karar doğrultusunda gidemedik Adana’ya. Tabii gönül isterdi ki ödüllerimizi Adana’da alabilelim, ancak böyle oldu. Yine de diğer etkinlikler iptal edilse de, ekiplerin davet edilerek en azından seyirci ile buluşması sağlanabilirdi diye düşünüyorum. Aldığım ödül benim için çok değerli, umut vermek güzel bir his. Ben bu ödülü, ülkemizde politik sebepler yüzünden öldürülen, umutları ellerinden alınan bütün çocuklar ve gençlere adamak istiyorum.

» Oyunculuğunun yanında yazdığını da biliyoruz. Tiyatro D22’de geçtiğimiz sezon Bent, 25 ve Karabatak’ı beğenerek izlemiştik. Bu oyunlar devam edecek mi? Yeni sezonda yine senin yazdığın yeni bir oyun yer alacak mı?
Evet bu yaz yeni bir oyun yazdım. İsmi “Kuş Öpücüğü”. Bu yıl Tiyatro D22’nin ilk projesi olacak ve devamında da başka yeni oyunlarla seyircimizin karşısına çıkacağız. Ayrıca Bent ve 25 oyunlarımız da devam edecek.