Acil çağrım var!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

4 Mart Cuma günü CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok, milletvekilleri Fatma Kaplan Hürriyet, Sezgin Tanrıkulu, İlhan Cihaner ve Ali Şeker ile Cizre’ye gittik...

Müthiş bir yıkımla karşılaştık...

Daha önce bu tür çatışma alanlarına gitmiştim. Ama böylesini hiç görmemiştim... Manzara feci!...

Daha mahallelere girer girmez facianın boyutunu anlayabiliyorsunuz!.. Her gün dünya TV’lerinde izlediğimiz Suriye’deki savaş görüntülerinin de ötesinde...

4-5 katlı binaların yerle bir olduğu, yüzlerce evin yandığı, yıkıldığı, duvarların çöktüğüne şahit oldum. Evlerin içindeki eşyalar dağılmış, parçalamış ya da çöken duvarlar altında kalmıştı... Ortalık tarumardı... Çamur zaten yok olan sokakları, daha da yürünmez hale getirmişti...

Binalarda yangın izleri, duvarlarında kurşun delikleri, yerlerde parçalanmış aile resimleri ve sokaklarda yurttaşların dağılan giysileri vardı... Binaların içine barut kokusu sinmişti... Mermi çekirdekleri, boş kovanlar, dağılmış şarapnel parçaları, devrilmiş elektrik direkleri, kırılmış su boruları ve yıkılmış menfezler arasında yürüdüm...

Parçalanmış kapılardan, isli bodrumlara indim...

****

Bodrumlarda 176 kişinin öldüğü söylendi.

Günlerce Türkiye, bodrumda yaralı olanların sağlık görevlileri tarafından kurtarılmasını, ölenlerin alınmasını, orda kalan sivillerin çıkarılmasıyla ilgili tartışmayı izledi. AKP hükümetinin duyarsızlığını takip etti...

****

İstanbul Milletvekili Ali Şeker Doktordur!.. İndiği o bodrumda dehşet içindeydi. Elinde insan kemikleri vardı!.. Yanmış, küller arasından bulduğu kemik parçalarına dalmış söyleniyordu... Nasıl bir vahşetin yaşandığını tasavvur etmeye çalışıyordu.

Daha sonra başka bir bodrum katına daha gittik kan izlerini gördük… Herkes birden sustu. Aldığımız soluk değişti. Sanki bomba patlamaları, mermi sesleri, korku çığlıklarını duymuş gibiydik... Ürperdik, dona kaldık...

Gözümüzden yaşlar gelmiyordu ama belli ki tüm arkadaşlarımızın gönlü kan ağlıyordu!..

****

Heyet, çalışmalarına önce Cizre Belediye Başkanları ile Kaymakamı, Baro, STK, Ticaret Odası, muhtarlar ve sokaktaki Cizrelilerden bilgi alarak işe başladı...

78 gün süren ve Cizre’nin 4 mahallesinde yaşayan 60 bini aşkın yurttaşımızı doğrudan ilgilendiren bu vahim durumu öğrenmeye çalıştı.

Kaymakamlığa göre Cizre’de 24 şehit verilmiş,20 sivil ölmüş 143 yaralı tedavi edilmekteymiş...

****

Gördüğüm o ki;

Cizre’de ağır silahlarla yapılan çatışma, 4 mahallenin boşaltılmış olmasına rağmen insanları dehşete düşürmüştür. Yaşamlarında onarılmaz travma oluşturmuştur!.. İnsanlarda gelecek korkusu, kalıcı hale gelmek üzeredir!..

Demokrasi, hukuk ve adalet ile haklar, özgürlük ve eşitlik kavramlarının bu bölgede geçerli olmadığı anlayışı yerleşmiştir. Bu anlayış, aynı ülkenin yurttaşı olma talebini de körelmektedir.

Bilinçli olarak ırk, dil ve inanç farklılıklarının körüklenmesi, birlikte yaşama hevesini de yok etmektedir.

Özellikle 30 yaşın altındaki gençlerin kopuşu hızlanmıştır!.. Bölgede ekonomi çökmüştür. Esnaf sessiz ancak patlamak üzeredir. İş aleminin durağanlaşması, işsizliğin Türkiye ortalamasının çok üzerinde olması, kentin sürekli çatışma alanı haline gelmesine neden olmaktadır.

****

Bugün ülkenin her tarafında yaşanan olayların müsebbibi AKP’nin uyguladığı politikadır.

AKP Türkiye’nin, Türklerinin Kürtleriyle kalıcı barışa kavuşmalarını istememektedir.

Aslında “Kürt Sorunu Türkiye’nin demokrasi “ sorunudur. Irkçılık ve dincilik yaparak kimlikler üzerinden Kürt sorunu çözülemez!.

Sorunu çözecek olan siyasettir. Demokrasidir!..

****

Oysa tek adamlı bir rejim hedefleyen AKP, ve özellikle RTE, Kürt sorununun çözümünü istemez!.. Demokrasi içinde yaşamak isteyenlerin dikta rejimini engelleyeceği bilir. O nedenle uzunca süre “barış süreci” kandırmacasıyla ülkeyi oyalamıştır.

Süreç göstermiş ki, AKP kalıcı bir barışın oluşmasında samimi değildir.

Salt düşüncesinin “seçimlerde başarı elde etmek olduğu” bu nedenle çatışmasızlık üzerine stratejisini kurduğunu bellidir.

Meclis dışında gelişen dolayısıyla halkın bilmediği ancak, AKP ve PKK arasında yapılan pazarlıklarla yürüyen süreç, “Dolmabahçe mutabakatının” askıya alınması durmuştur.

Şimdi yapılan PKK’nın yığınak yaptığı, kentlerde hendek ve barikatlarla yeniden şiddet ve silaha baş vurarak, AKP’yi masaya çekmeye çalışmasıdır...

****

PKK bu hevesten vazgeçmelidir. Silah ve şiddet çözüm olamaz!.. Şiddet şiddeti arttırıyor, nefret düşmanlaştırıyor, düşmanlık ise çatışmayı, savaşmayı, yıkımı ve ölümü getiriyor...

Devlet orantısız gücünü kullanmak yerine demokratik hakları, hukuku, adaleti ve eşit yurttaşlığın gereğini yapmalıdır. Yurttaşının emrinde yaşatan, koruyan ve kollayan olmalıdır.

Bu sorun çözülür; çözülmez değildir. Yeter ki cesur olalım… Ve en önemlisi birbirimize tahammül edelim…

****

Şimdi Cizre’de yaraları sarma zamanıdır. Evlerine dönen ama yıkılmış, harabelerde yaşamak zorunda kalan yurttaşlarına hemen barınma yerleri hazırlamalıdır. Çadırlar, konteynerler götürülmelidir.

Yurdun her tarafından Cizre’nin yaralarını sarmak için kampanyalar başlatılmalıdır.

Yurttaş dayanışması ve barış, felaketler sonrasında yüreklerin birleşmesiyle kalıcı hale dönüşür!..