Adalardan kaç yâr gelir Şampiyonlar Lig’ine!
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Bilir misiniz, Avrupa Kupaları ilk kez 1955-1956 sezonunda perdelerini açmış ama ilk sezonunda hiçbir İngiliz takımı kupada yer almamış. Yazılanlara göre Chelsea niyetlenmiş ilk kez Avrupa mabetlerinde boy göstermeye ama federasyondan izin çıkmamış. Avrupa Kupalarında yer alan ilk Ada temsilcisi Manchester United, aynı zamanda kupa kazanan ilk İngiliz takımı Kırmızı Şeytanlar. Kaderin cilvesi, 1957-1958 sezonunda Münih’te sekiz futbolcularını kaybettikleri uçak kazasından 10 sene sonra kaldırmışlar ilk kupalarını. Eh, futbolun içinde yas tutmak da var, en büyük sevinçleri yaşamak da!


Onların başarısını Tottenham Hotspur 1963’te tekrar etmiş, o dönemki adıyla Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı kazanmış Kuzey Londra’nın köklü takımı. Yaşı yetenler hatırlayacaktır, ilerleyen zamanlarda Ada takımları Avrupa arenalarının müdavimleri olmuş, Heysel faciası nedeniyle yasaklandıkları 1985-1991 seneleri haricinde hemen her sezon esip kükremişlerdi kupalarda.

Henüz güz yağmurları düşmeye başlarken Avrupa’ya veda eden Türk’ün Türk’e masalı ‘üç büyükler’ (!) gibi değil onların hikâyesi; Liverpool 11, Manchester United 6, Chelsea 5 sezon kazandı Avrupa Kupalarını. 1977-1982 arasındaki 6 sezonda İngiliz takımları ambargo koymuştu Şampiyonlar Ligi’ne. Liverpool, Nottingham Forest ve Aston Villa o yılların unutulmazları…

2017-2018 sezonunda son 16’da beş takımla temsil edilecek İngiltere, muhtemel marka değerini en güzel anlatan fotoğraf. Gruplarda oynadıkları son maçlar vesilesiyle Chelsea ve Tottenham Hotspurs’un Avrupa macerasına naçizane bir bakış…

•••

Aralık ayının ilk günlerinde kazandığı takdirde grubu lider bitirecek olan Chelsea gruptan çıkma şansı mucizelere kalmış Atletico Madrid karşısında. Kırmızı beyazlılar La Liga’da 3. sırada ama Avrupa’da hüsranı yaşadılar bu sezon. Chelsea’yi yenmeleri, Roma’nın da puan kaybetmesi durumunda 2. olarak gruptan çıkacaklar. Futbolun içinde mucizeyi kovalamak da var! Yeri gelmişken, kırmızı beyaz formalarının hikâyesini de anlatalım. Rivayete göre kuruldukları ilk zamanlarda kulübün eski futbolcusu Juanito Elorduy, İngiltere’ye Blackburn Rovers’ın mavi beyaz formalarını almak için gitmiş ama yeterli sayıda forma bulamayınca eli boş dönmemek için Southampton FC’nin kırmızı beyaz formalarında karar kılmış. Formalarını Southampton, şortlarını Blackburn Rovers’ın renklerinden alan kulübün lakabı ‘Los Rojiblancos’ o zamanlardan miras. Bir başka rivayete göre, o yıllarda yatak minderleri ve çarşaf üretiminde kullanılan kırmızı beyaz çizgili bezleri, maliyeti azaltmak için takımın forması olarak kullanmışlar. Rakip taraftarların alaycı gözünde ‘Los Colchoneros’ (şilteciler) olarak bilinmeleri işte bu yüzden…

Küçük de olsa bir ihtimal daha var diyerek 4-4-2 düzeninde hücumda Torres ve Griezmann ikilisiyle başlıyor maça Atletico Madrid. 26 yaşındaki Fransız hücum oyuncusu 2009’da Real Sociedad’da başlayan kariyerinde çok yol kat etti, 2014’te 30 milyon avro’ya transfer olduğu Atletico’nun yıldızı şimdilerde. Maça dönersek, takımın ocak ayına kadar transfer yasağı olması nedeniyle Costa yer almıyor kadroda. Grubu lider bitirme adına aslarıyla başlıyor maça Conte; Hazard, Fabregas, Morata ilk 11’de. 3-5-2 dizilişindeki Chelsea ilk yarıda üç kez rakip kaleyi bulurken, topa daha çok sahip olan (yüzde 53) Atletico alan yaratmakta zorlanıyor. Griezmann takımının en iyisi bu yarıda…

İkinci yarının başında Torres’in kafa pasını yakın mesafeden kafayla ağlara gönderen Niguez umutlandırıyor kale arkasını dolduran İspanyol taraftarları. Ama Torres’i oyundan alınca 3. bölgede top tutmakta zorlanıyor misafir takım, Chelsea’nin beklenen golü sahanın en iyisi Hazard’ın Savic’e çarpıp köşeyi bulan şutuyla geliyor. Beraberlikle biten maçın sonunda Chelsea lider Roma’nın arkasından grubu 2. sırada tamamlarken son 16’da olası rakipler arasında Beşiktaş da var…

•••

O maçın ertesinde grubunda liderliği garantilemiş Tottenham, sadece iki beraberlik alabilmiş Apoel Nicosia karşısında. Her ne kadar Avrupa Kupalarında başarısı olmasa da kökleri derin, günümüzden 91 sene önce, Kasım 1925’te 40 arkadaş tarafından sağlık için spor amacıyla kurulmuş sarı lacivertliler, 270 bin nüfuslu Lefkoşe şehrinin takımı. En önemli başarıları 2011-2012 sezonunda, 16 takım arasına kalıp Olympic Lyon’u eleyerek çeyrek finale kalmış olmaları. Tarihlerinde Şampiyonlar Liginde evlerinden ırakta maç kazanmışlıkları yok, üstelik hiçbir Kıbrıs takımı Ada takımları karşısında galibiyet elde edememiş.

Takımın toplam değeri 19,4 milyon avro, en değerli oyuncuları 30 yaşındaki stoper Jesus Rueda. Maça 4-2-3-1 düzeninde başlıyor misafir takım, Tottenham aslarını dinlendirmiş bu maçta. İlk 15 dakikada sahasından çıkmakta zorlanıyor Apoel.

Galeano’nun tanımı gibi, Tottenham kalecisi Vorm oyunu hep uzaktan izlerken üç direğin arasında yapayalnız. 20’de Aurier’in sağdan ortaladığı topu dönerek kaleye gönderen Llorente öne geçiriyor Tottenham’ı. 37’de farkı ikiye çıkarıyor Son, antrenman havasında geçen maçın ilk yarısını ev sahibi iki farkla önde kapatıyor.

İkinci yarıda bir gol için yükleniyor Apoel, 50’de Vouros’un vuruşu kale arkası tribününden yükselen ahlar arasında dışarı çıkıyor. Ama bırakmıyorlar maçı, her topu kovalayıp, canla başla direniyorlar. Sol kanatta oynayan Aloneftis en göze batan topçuları. 80’de genç oyuncusu N’Koudou’nun savunmaya çarpıp ağlara giden golüyle üçü buluyor Tottenham. Kıbrıs takımı rakip kaleyi bulamadığı 90 dakikanın sonunda 40 bin taraftarın önünde Avrupa’ya havlu atıyor…

Velhasıl bu sezon son 16’da beş İngiliz takımı izleyecek futbolsever. Apoel’e gelince, 14 takımlı Kıbrıs liginde gelecek maçta AEL’le oynayacaklar. Wembley’de boy gösterdikten sonra güneşli mahalleye, kendi aralarındaki yalnız oyuna dönüş anlayacağınız. Başlarını dik tutsunlar, niceleri var ki Wembley’de bir maç için bile olsa sahaya çıkmak için neler vermezler!