Adalet çığlığı
GÖZDE BEDELOĞLU GÖZDE BEDELOĞLU

İlk işlerinin yolsuzlukları önlemek ve dokunulmazlıkları kaldırmak olacağını söyledikleri seçimden galibiyetle çıkan AKP, sonrasında dokunulmazlıkların kaldırılmamasına gerekçe olarak yargının siyasallaşmasını ve milletvekillerinin yargıya güvenmemesini göstermişti. Oysa ki dokunulmazlığın kaldırılmasının asıl gerekçesi, bakan ve vekillerin adının karıştığı yolsuzluk dosyalarıydı.

Mesele, vekillerin düşüncelerini özgürce ifade etmeleri ve yasama çalışmalarına engellenmeden katılabilmeleri için gerekli olan düzenlemenin; siyasetçiye, yolsuzluk gibi bir suçlamayla karşılaştığında dahil, kamu yararına hizmet etmeyen bir kalkan sunmasıyla ilgili olsa da, AKP yargıya güvenmediği için dokunulmazlıkları kaldırmadı.

2010 referandumunda Fethullah Gülen’in, “imkan olsa mezardakileri bile kaldırarak evet oyu kullandırmak lazım” diyerek destek verdiği referandumla HSYK’nin yapısı değiştirildi. ‘Hayır’ bloğunun tüm itirazlarına rağmen üst yargı kurumları FETÖ’cü hakim ve savcılara teslim edildi. FETÖ medyası 2010 referandum sonucunu ‘demokrasi zaferi’ ilan etmiş, havuz medyası da ‘milletin darbesi’ olarak duyurmuştu. 15 Temmuz sonrası binlerce hakim ve savcı meslekten ihraç edildi, tutuklandı.

2017 referandumundan sonra yapılan değişiklikle de AKP-MHP koalisyonunca seçilen 7 üye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından seçilen, Adalet Bakanı ve müsteşarı dahil, 6 üye ile 22 üyelik HSYK’nin yerini 13 üyelik yeni HSYK aldı. Gelinen noktada rüşvet ve yolsuzluk dosyaları buradan Amerika’ya yol olmuş vekil ve bakanlarının dokunulmazlıklarını ‘yargı siyasallaştı’ diyerek kaldırmayan AKP iktidarı, gelişmeler ışığında yargıya güvenini tazelediğinden olacak, 6 milyon seçmenin oyunu alan HDP Eş Genel Başkanları Demirtaş, Yüksekdağ ve 10 milletvekili 309 gündür tutuklu.

HDP’lilerin tutukluluğuna gerekçe gösterilen iddianamelerin altında FETÖ’den ihraç edilen ya da tutuklanan savcıların imzası var. Fezlekelerin tamamı basın açıklaması, miting, meclis ve parti grup toplantılarında yapılan konuşmalardan oluşuyor. Bir yıla yakın zamandır tutuklu olan Demirtaş henüz duruşmaya dahi çıkmadı. CHP’li vekil Enis Berberoğlu, iki haber, bir telefon görüşmesinden ibaret delillerle 30 yılla yargılandı, 25 yıl hapis cezası aldı, 3 aydır hapiste.

Tutulu gazeteci sayısında dünyada lideriz. Cumhuriyet yazar ve yöneticileri hakkında gözaltı kararı veren soruşturma savcısı Murat İnam FETÖ’den yargılanıyor. Gazeteciler tatil rezervasyonu yaptığı için; oto lastikçi, pideci, parkecilerden satın aldıkları hizmetler yüzünden; haber yaptığı, makale yazdığı için aylarca hapis yattı, yatmakta. Ahmet Şık 252; Akın Atalay, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu 313 ve Emre İper 155 gündür tutuklu. Duruşma 11 Eylül Pazartesi günü Silivri’de...

Anayasa Mahkemesi, OHAL KHK’lerinin işlevi dışında kullanılıp kullanılmadığını denetlemeyi gereksiz gördü. Bir gecede ve açıklama yapılmaksızın işlerinden ihraç edilen insanların haklarını arayacakları yollar kapalı. Her gün çığ gibi artan on binlerce başvuru OHAL komisyonunun 7 üyesinin önünde! İşini geri isteyen iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, açlık grevinde 184. gündeler ve aylardır tutuklular. Duruşma 14 Eylül’de Ankara’da... Vaziyet o ki, hak savunucuları, gazeteciler, işini isteyen eğitimciler... Hepsi hapiste.

Yıllar önce yargıyı siyasallaştığı için güvenilir bulmayan AKP bugün Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın, “Türkiye’de yargı AB ve ABD’dekilerden daha fazla hukuka bağlı ve daha adil” sözlerinden de anlaşılabileceği gibi kendisine fazlasıyla güveniyor. Cübbesinde ilik arayan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör ne kadar tarafsız ve bağımsız olduğunu, arkasına milyonları alan ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşüne ‘sözde’ diyerek pekiştirmiş.

Milletvekillerinin tutuklu yargılanmaması gerektiğine dair kendi kararını görmezden gelen Anayasa Mahkemesi ise 10 aydan fazladır tutuklu HDP’li vekillerin bireysel başvurularını gündeme almıyor. HDP’liler ülkenin en yüksek mahkemesinin önünde adalet nöbetinde... Halkın dörtte üçünün yargıya güvenmediği bir yer Türkiye. Dünyanın en adil ülkesi olduğu iddiasına da, adaletin herekse titizlikle dağıtıldığı sözüne de, acıyla bile gülünemeyecek kadar çok mağduriyet yaşanıyor. “Yargıya, yargısız infaz yapmayalım” demiş Danıştay Başkanı Zerrin Hanım. Halk yargıya olan güveni iliklenen cüppelerle, eğilen başlarla, delilsiz tutuklamalarla kaybetti. Adalet arayanların çığlığıyla değil...