Adalet, özgürlük, eşitlik için yürüyelim
25.06.2017 10:48 BİRGÜN PAZAR
Yürüyüş muhalefet mevzisini daha ileri bir noktaya taşıyacak bir öneme sahip. CHP merkezinin ötesine geçerek toplumsal bir eylem olarak genişliyor

ÖNDER İŞLEYEN

Türkiye toplumu AKP eliyle gerçekleştirilen ve gericilikle beslenen toplumsal yapıya itiraz ediyor. Referandumda yükselen HAYIR sesi bu arayışının en güçlü ifadesiydi. Gezi’nin nehir yatağında akarak gelişen ve öncelikli olarak bu gericiliği durdurma ekseninde şekillenen mücadele kendi toplumsal tahayüllünü de ortaya koymaya başlıyor. Bu hareket AKP ve Erdoğan’ın istediği şeyleri yapmakta hiç de rahat davranamayacağının işaretleri olarak karşımıza çıkıyor.

•••

AKP, iktidarının büyük bölümünde sahte bir değişim umuduyla yelkenlerini şişirdi. Siyasal İslamı demokratik ve özgürlükçü bir gelişmenin merkezine koyan propaganda ile –muhalefet alanı dahil- toplum büyük bir kuşatmaya alındı. Ancak bu uzun –karanlık- dalganın sonuna geliniyor. Siyasal İslam hegemonyasına karşı toplumsal alandaki tedrici olarak biriken değişim talebi zaman zaman taşarak ilerliyerek kendi yolunu açıyor, arıyor. Gezi isyanı… Hayır dalgası… Kadınların dinci şiddete karşı öne çıkan mücadeleleri… Zeytinlik yasasının geri çektirilmesi… Liseli gencin ‘ramazanda dondurma yeme’ diyen yobaza karşı tepkisi ve bunun ardından yığılanan tepkiler… Her saldırı noktasında yeni bir mevzi kuruluyor. Bu mevziler toplumun değişim isteğinin/arayışının da ifadesi olarak gelişiyor.

adalet-ozgurluk-esitlik-icin-yuruyelim-309666-1.

•••

Erdoğan-AKP iktidarının bunu yanıt verebilecek bir siyasetinin olmadığı referandumda da görüldü. Yargı mekanizmaları, doğrudan Partileşmiş bir devlet aygıtına dayanarak sürdürülen iktidar buna rağmen her istediğini yapabilecek durumda değil. Referandum sonrasında Erdoğan’ın ‘metal yorgunluk’ ve ‘kültürel alanda kazanamıyoruz’ tespitleri tam da bunun ifadesi. Siyasal İslam hegemonyasından geriye, toplumun genelini ikna edebilme kabiliyetini tümüyle yitirmiş, meczuplaşmış-lümpenleşmiş bir faşist odak kaldı. Bahçeli MHP’sinin arkasındaki tabanla da bütünleşen rabia-kurt karışımı bu odağın varlığını her alanda görebilmek mümkün. (Bunun aynı zamanda siyasal İslamcı-muhafazakar kesim içinde ayrı bir çelişki zemini de ortaya çıkıyor.) Erdoğan, bu yüzden daha fazla güç kullanarak muhalefeti pasifize etme ve toplumu sindirme seferberliği ile 2019 yolunu açmaya çalışıyor. Bir yandan da Parti içindeki dağınıklığı giderme ve ‘metal yorgunluğu’ aşaca yol arıyor. Ancak bu ‘metal yorgunluk’ olarak ifade edilen durum, geçici bir iktidar yıpranmasının ötesinde, iç ve dış siyasetteki siyasal İslamın iflasının ardından Partinin bir suç ve rant şebekesi haline gelmesinden kaynaklanan kalıcı bir çürüme. Dolayısıyla Erdoğan-AKP iktidarının bu ilerici değişim dalgasını bertaraf edebilecek yeni bir hegemonik proje geliştirme kapasitesi tükendi zor gücüyle bastırmaya çalışıyor.

•••

Referandum sonrasında Erdoğan’ın AKP Genel Başkanı olması ile içeriye yönelik toparlanma adımının ardından, muhalefeti paralize etmeye yönelik yeni hamlelere başladı. E.Berberoğlu’nun tutuklanması bu anlamda –sonrasında da K.Kılıçdaroğlu’nu işaret eden- bir kuşatmanın ilk adımıydı. Adalet Yürüyüşü kararı AKP’nin planını büyük oranda boşa düşürdü ve karşı hamle imkanı ortaya çıkardı. İnisiyatif iktidardan muhalefete geçti. Yürüyüş ilk andan itibaren CHP merkezini aşarak HAYIR hareketinin mücadele zemini olarak gelişti. 16 Nisan sonrasında –muhalefet güçlerinin önemli yanlışlarının sonucu olarak- moral kaybına uğrayan HAYIR, Adalet Yürüyüşü zemininde yeniden toparlandı. Adalet Yürüyüşü etrafında oluşan eksenlere bakıldığında, referandumda oluşan bloklaşmaların aynen karşımıza çıktığını görmek mümkün. AKP’nin referandum ve sonrasında dağıtmayı temel strateji olarak benimsediği HAYIR dizilişi Adalet Yürüyüşünde dolaylı olarak yeniden kuruldu. (Buna Yürüyüşün –tıpkı referandumdaki gibi- AKP içinde ince bir farklılaşma ortaya çıkardığını ve BBP Başkanı Destici’nin referandumda olduğu gibi yine kafasının karıştığını ekleyebiliriz.)

•••

Bu eylemin önemli sonuçlarından birisi de AKP’nin muhalefete çizdiği sınırın aşılmaya başlamasıdır. İktidar, muhalefeti yetkileri alınmış Parlamento ile sınırlama ve sokağı gayri meşru ilan etme noktasındaki zorlayıcı bir çaba içerisinde. CHP’nin yürüyüş kararı bir yanıyla sıkıştırılan bu alanda artık nefes alma imkanının kalmadığının görülmesiydi. Aynı zamanda burada kalmaya devam edilerek HAYIR hareketiyle bağını sürdürme –ve tabanında da gelişen tepkilere- yanıt verme imkanı giderek zorlaşacaktı. Uzun zamandır ifade ettiğimiz gibi Parlamento sınırları içinde kalarak etkili bir muhalefet üretmek mümkün değil. Bu sınırın aşıldığı her noktada ise inisiyatifin muhalefete geçtiği bir kez daha görüldü. AKP’lilerin Bahçeli ile birlikte her gün sıraya gidip çözüm yeri olarak Parlamentoyu işaret edip durmaları ve tehdit dozunu giderek arttırmaları bu yüzden.

•••

Yürüyüş muhalefet mevzisini daha ileri bir noktaya taşıyacak bir öneme sahip. CHP merkezinin ötesine geçerek toplumsal bir eylem olarak genişliyor. Ancak bu Yürüyüşe ilişkin beklentilerin, gerçeklikten kopulmadan ortaya konulmasına ihtiyaç var. Zaman zaman karşılaştığımız ‘son çıkış’ yaklaşımının bu Yürüyüş kapsamında da gündeme geldiğini görüyüruz. Bu her şeyden önce bu mücadeleyi bir süreç olarak göremeyen, etap etap geliştirilmesine yönelik bir strateji yoksunluğunun da bir sonucu olarak görülebilir. Adalet Yürüyüşü, Gezi’den itibaren farklı uğraklardan geçerek gelişen mücadelenin yeni birisi olarak görülerek, sonucunda mevziyi daha ileri bir noktaya taşıması hedeflenmelidir. Herşeyi bu yürüyüşle başlatıp bu yürüyüşle bitirecek bir yaklaşımın ve beklentinin Yürüyüşün geliştirilmesine de politik mücadeleye de katkısı olmayacaktır. Bu anlamda Yürüyüşün bugün yeterli bir yaygınlık kazanmadığı, ana Yürüyüş kolu dışında kitlelerin katılım kanallarının açılamadığı görülüyor. Yürüyüşün bundan sonraki safhasında yaygın bir kitle hareketine dönüştürülmesi Adalet talebinin yargıdaki siyasallaşma ile birlikte yağmacı karanlık düzene yönelen bir bütünlüklü eleştiriyle geliştirilmesi içi çaba gösterilmeli. Sonunda muhalefet ne kadar ileri bir mevziye taşınabilirse, mücadelenin sonrası da oradan devam edecektir.

•••

Bu noktada iktidarın bir çözülme içinde olmasının bir dağılma aşaması olarak görülmemesi gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Devletin baskıcı çekirdeği üzerinde kurulan tekelci hakimiyetin ne tür sonuçları olabileceği 16 Nisan akşamında da görüldü. Bunun karşısında ise muhalefetin ileriye yönelik hamlesine karşın henüz çözülmeye başlayan iktidar karşısında –onu dağıtacak- bir seçenek oluşturabilmiş değil. Mücadelenin odağında bu gücün yaratılması olmalıdır. Bu konuda kuşkusuz farklı arayışlar da söz konusu. Solda Adalet Yürüyüşü’nü bu tür sistem içindeki arayışların bir uzantisı olarak gören tereddütlü yaklaşımlar da gündeme geliyor.

adalet-ozgurluk-esitlik-icin-yuruyelim-309667-1.

Kuşkusuz ki, uzun zamandır AKP karşısında onun başka bir versiyonuyla alternatif oluşturmaya yönelik sağ-liberal bir yaklaşım fırsat bulduğu her noktada kendini gösteriyor. Düzen için yeni bir iktidar blokunun oluşturulması arayışı da bundan bağımsız değil. Ortadoğu’da Amerikan politikalarına eklemlenmiş, bununla ilişki olarak anti-emperyalizmden ve siyasal İslama karşı tutumdan arındırılmış bir solun da buraya eklemlenmesi eğilimlerinden de söz etmek mümkün. Öte yandan –Saray’dan muhalefet içine doğru uzanan bir fraksiyonu- emperyalizmin bölgede iç cephesinin çelişkileriden sözde emperyalizm karşıtlığı üreterek, AKP’nin kuyruğuna çekiştiriyor. Bu tür kafa karışıklıkları ve ihtimaller önümüzdeki dönemde de karşımıza çıkmaya devam edecek. Sol politika bu ihtimallere ve sağa doğru çekiştirmeler karşısında etkili olabildiği oranda toplumun değişim talebini doğru bir yöne sevk edebilir. Ve aslında devrimcilik de bunun içindir. Böyle bir sorumluluk anlayışıyla Haziranlaşmaya çağrı da bunun içindir.

•••

Şimdi yapılabilecek ve yapılması gereken çok şey var. Kapitalizmin genel krizi, kırılmalar ve farklı coğrafyalarda farklı zamanlarda ortaya çıkan sol seçenek arayışları görülüyor. Bölgemizde Amerikan müdahaleciliği sonucunda gelişen etnik-mezhepel bölünme ve dinsel gericilik dalgasının kuşatmasına rağmen halkın ilerici çıkış arayışları giderek güçleniyor. Bu tarihsel koşullarda güçlü olan siyasal İslamcı blok değil HAYIR’da somutlanan ilerici halk bloku. Toplumsal hareket kabiliyetini kaybetmiş siyasal İslamın bu ilerici halk blokunu yenmesi asla mümkün olmayacaktır. Mesele şimdi Gezi’nin yürüyüş mecrasındaki her ileri uğrağı halkın birleşik eylemine dönüştürerek muhalefeti bir adım ileri taşıyacak inisayitifi almak ve bu yürüyüşlerin içinde gerçek bir umudu/değişim seçeneğini yaratmak için mücadele etmektir. Direnen halk, bu ülkeden ve gelecekten umudunu kesenlere de büyük güçlerden medet umarak bir şey yapılabileceğini düşünenlere de en güzel yanıtı her noktada kaderini eline alma iradesiyle veriyor. Verecek ve bu düzen değişecek… Bunun için Yürüyelim…