‘Adalet’ ve ‘gaflet’ ikilemindeki yürüyüş ve parti
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Başbakan Yıldırım, ‘Adalet’ Yürüyüşü için ‘Gaflet yürüyüşü’ diyor. “Terör örgütlerine yakın duran kesimlerle doğrudan ilişki içinde” diyor, KHK dosyalarından sorumlu yardımcısı Canikli.

“Birkaç hafta”dan “Bugün yarın”a

“Kurunun yanında yaş da yanıyor olabilir... Böyle yürümeyeceğini gördük. OHAL denetleme kurulu kurduk. Birkaç haftaya uygulamaya konulacak” (Başbakan, 22 Şubat).

“Yapılan yanlışlar da bir taraftan düzeltiliyor. Bir taraftan da ihraçlar sürüyor ve sürmeye devam edecek. Kim varsa iltisaklı bunlar mutlaka temizlenecek” diyen Başbakan Yrd. N. Kurtulmuş’a göre, “OHAL Komisyonu bugün yarın başvuru alacak” (S. Çevikcan, ‘OHAL Komisyonu bugün yarın başvuru alacak’, 5.7.17, Milliyet).

‘İltisak’: Cemaat ve cemiyet

Yakılan ‘yaşlar’ın, terör örgütü (cemaat yapısı) ile iltisakî (bitişken) durumunu saptayan kim? Gerçekten MGK mi, yoksa yine cemaatçiler mi? (Marmara Üniv.de olduğu gibi).

Bu sorgulama şu bakımdan önemli: Başbakanın “yaş” dediği kişiler, tıpkı bu satırların yazarı gibi (cemaatçi değil) cemiyetçi: yani etkinlik alanları sivil toplum örgütleri ve saydam. Cemaatçilerin ise, kapalı; AK Parti kurmaylarının deyişiyle “kriptolu”.

Hükümet, kendini cemaatlerden arındıramadığı ve kriterlerini hukuk zeminine oturtamadığı sürece, daha çok yakacak ‘kurunun yanında yaşı’ da ve Komisyon, onlar için bir tür ‘gaz odası’ işlevi görecek.

Yürüyüş: Adalet arayışı mı, yoksa ‘gaflet’ mi?

İşte, şimdilik 10 başlıkta toplayabileceğim nedenler:

1) 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimin bastırılmasının ardından; 21 Temmuz’da, ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal (OHAL), Anayasa ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine aykırı ve keyfi bir biçimde uygulandı: ‘Her zaman/her yerde ve herkes’ için geçerli olduğu için dokunulmaz olarak tanımlanan insan haklarının sert çekirdeği ve adil yargılanma hakkı ihlal edildi.

2) Anayasa’ya aykırı bir biçimde çıkarılan OHAL KHK, OHAL ile hiçbir ilgisi olmayan konular için keyfi bir şekilde kullanılarak, bir yandan ‘demokratik muhalefet’i kamu kurumlarından tasfiye için; öte yandan, ‘toplum mühendisliği’ için fırsata çevrildi.

3) Kanun Hükmünde Kararnamelerde, “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı” denilerek, MGK, Anayasa-dışı ve üstelik yargı yerine kullanılarak, resmi ve diğer bütün kuruluş, yapı ve kazanımlarla hesaplaşma yoluna gidildi.

4) Amaçtan saptırılan ve keyfi biçimde uygulanan OHAL, Anayasa değişikliği için de kullanıldı. Serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik ‘devlet ve toplumun olanakları seferber edilerek’ gerçekleştirilen değişiklik, usule ilişkin sakıncalarının yanı sıra, Türkiye’nin anayasal kazanımlarını da geri alma ereğinde. Toplum ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir metin yürürlüğe konuldu.

5) Anayasa madde 138’in, açık veya örtülü biçimde sürekli ihlali alışkanlık haline getirildi ve adil yargılanma hakkı sürekli zedelendi. Üstelik, OHAL İnceleme Komisyonu kurulacağı bahanesiyle bütün başvuru yolları kilitlendi. Yüz binlerce başvuruyu makul sürede inceleyip sonuçlandırma imkânsızlığının ötesinde, 15 Temmuz Darbe Girişimi veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf AK Parti muhalifi görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan kamu görevlilerinin haysiyetleriyle oynandı.

6) OHAL KHK ile Yüksek Seçim Kurulu’nun yetki alanı daraltıldı ve halkoylaması kampanyasının ‘Evet’ lehine yürütülmesi kolaylaştırıldı. Mühürsüz pusula ve zarflar ile ‘Evet’ kaşesi eşliğindeki halkoylamasını geçerli sayan YSK, seçim adaleti ilkelerini ihlal etti ve Anayasa değişikliğinin meşruluğunu zedeledi.

7) OHAL altında ülkenin doğal, tarihsel ve kültürel değerlerinin yağmalanmasına ivme kazandırıldı; yargı kararlarının gerekleri yerine getirilmediğinden veya mahkemelerin adil karar vermesi engellendiğinden çevresel adaletsizlik yaygınlaştı.

8) Herhangi bir gerekçe gösterilmeden OHAL KHK ek listelerinde adları yer alan kamu görevlilerinin, sadece hukuk güvenliği ve adil yargılanma hakkı değil, sosyal güvenlik hakları da ellerinden alındığı gibi, hukuka aykırı işlem sahibi kişilerce hedef gösterilerek yaşamları tehlikeye atıldı.

9) Darbe girişimi sırasında bombalanan ve bozulan anayasal düzenin onarımı için sürekli toplantı halinde bulunması gereken TBMM, sadece Anayasa değişikliğinde kullanıldı; bu da, Anayasa’ya aykırı bir biçimde 18 günlük zaman dilimine sıkıştırıldı.

10) Erkler ayrılığı ilkesi ortadan kaldırılarak devlet erkleri bir kişinin uhdesinde toplanırken; ‘muhalif addolunan’ seçilmişler, gazeteciler, akademisyenler ve sendika, dernek ve vakıf gibi yasal kuruluş üyesi binlerce yurttaşın yaşam/kişi güvenliği ve özgürlüğü/seyahat özgürlüğü/düşünce ve örgütlenme özgürlüğü/ çalışma ve sosyal güvenlik hakları başta gelmek üzere, anayasal hak ve özgürlükler toptan ihlaliyle anayasasızlaşma sürecine ivme kazandırıldı.

Eğer bunlar gerçek değilse, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Adalet Yürüyüşü’nde ‘gaflet’ içinde; aksi halde, Adalet ve KP eski Genel Başkanı ve Başbakan Yıldırım, ‘gaflet’ içinde.