Adaletin terazisi
26.07.2015 12:54 BİRGÜN FİKİR
Mahkeme günü yaklaşırken, katille yüzleşecek olmanın gerginliğine eksik adalet duygusunun yarattığı güvensizlik ekleniyor

SİBEL KÖKLÜ - @sibelkoklu1

Nicedir varlığından şüphe eder olduğumuz adalet kavramı üzerine kafa yorarken ulaşabileceğimiz en net sonuç adillik ve hak gözetme, yani mağdur olanın gözetilmesi ile eksik kalan bir hakkın yerine getirilmesi. Peki ya yaşam hakkı elinden alınanlar? Katile ne ceza verilirse verilsin giden geri gelmeyeceğine göre, adalet nasıl sağlanacak? Mahkeme günü yaklaşırken katille yüzleşecek olmanın gerginliğine eksik adalet duygusunun yarattığı güvensizlik ekleniyor.

Adaletin sadece bir kelimeden ibaret olduğundan endişe ederek kendi kendine soruyor insan, bu ülkede gerçekten adalet var mı? Acaba haklı ile haksızın ayırt edilmesini sağlayan adalet işleyecek mi? Adaleti, dünyanın en büyük adliye saraylarında delirmemeye çalışarak ararken, hukukun öngördüğü en yüksek cezayı istemekten başka çaremiz yok. Bırakalım adaletin terazisi tartsın, bakalım kim haklı kim haksız…
Adalet kavramı sadece bugün değil, bütün tarih boyunca tartışılan bir konu olmuş. Adalet, hukuk, suç ve ceza gündemden hiç düşmemiş. Adaletin nasıl sağlanacağı, hukuk kurallarının nasıl işleyeceği, hangi suça hangi cezanın verileceği binlerce yıldır tartışılagelmiş. İnsanlığın bu yazgısı, bu genel geçerlik içinde zamanın dışına çıkıp olaya uzaktan bakmak, bir nevi yaraya tuz basmak en iyisi. Aksi halde nedensiz olayların yarattığı çözümsüzlükten delirebilir insan…

Eski Yunan düşünür Platon’a göre adalet en yüce erdem, insanın ve devletin temel davranış kuralıydı. Yine Antik Yunan filozoflarından Aristoteles’e göre sadece adalet değil eşitlik de önemliydi. Çünkü hukuk düzeninin güçsüzleri koruması gerekiyordu. Yunan mitolojisinde adalet ve düzeni temsil eden tanrıça Themis’in elinde bir terazi ve bir kılıç vardı. Kılıç cezaların caydırıcılığını, terazi ise adaleti simgeliyordu. Günümüzde hala adaleti simgeleyen Themis heykelinin gözünün açık mı yoksa kapalı mı olduğu Türkiye’de kısa bir süre öncesine kadar tartışma konusuydu. Kimileri orijinal heykelin gözlerinin kapalı olduğunu, böylece görmese de elindeki hassas teraziyle doğru ve tarafsız kararı verebilmeyi simgelediğini söylüyordu. Kimilerine göre ise gözleri bağlanmış Themis, adeta tecavüze uğramış bir kadın gibiydi. Adalet yara almıştı.

GÜNAHLARI NE ÖLÇER

Eski insanlar adaleti ölçmenin basit bir yolunu bulmuştu; terazi… Kaynaklara göre yaklaşık 7 bin yıl önce bulunan terazi, sadece mal ve ürünleri değil adaleti de tartıyordu. Bu dünya üzerinde bulunamayan adaletin öldükten sonra bile olsa mutlaka yerine geleceğini söyleyen eski kaynaklarda, terazinin iki kefesi ilahi adaleti simgeliyordu.

Dünyanın en eski ölçü aletlerinden biri olan terazinin milattan önce 5 binli yıllarda Mısırlılar ya da Babilliler tarafından bulunduğu tahmin ediliyor. 7 bin yıllık tarihinde çeşitli bakımlardan geliştirilen terazinin temeli, ağırlığı bilinmeyen bir cismi ağırlığı bilinen bir cisimle karşılaştırmaya dayanıyordu. Araştırmalar, eski Mısırlıların teraziyi insanın bilinmeyen günahlarını ölçmek için de kullandığını gösteriyor. Milattan önce 1300’lerde yazılan Mısır Ölüler Kitabı’nda, terazinin bir kefesinde ölünün kalbi, diğer kefesinde de bir tüyün yer aldığı bir tartılma ve yargılanma sahnesi bulunuyor. Kitabın en çok tanınan bölümlerinden biri olan ve Tılsım 125 adı verilen bu sahnede, ölen kişinin ölüler aleminin hükümranı Osiris ve yargıçları tarafından hayatında yaptıkları ile ilgili yargılanması anlatılıyor. Tanrıça İsis tarafından taşınan tüy, doğruluğu ve adaleti simgeliyor. Yargılama sonunda terazinin kefesindeki tüy ağır gelirse, bu kişinin kötülüklerinin daha ağır geldiğine delalettir ve o kişi Ammut adı verilen canlı tarafından yenilir. Eğer tüy hafif gelir ise bu da kişinin iyiliklerinin daha ağır geldiğine delalettir ve kişi İsis ile birlikte cennete gider. Bazı bilim adamlarınca Tılsım 125'te bahsedilen 42 günah ve bu günahlara ait – cinayet işlemedim- gibi suçsuzluk açıklamalarının Musevilikteki On Emir için temel oluşturduğu öne sürülüyor.

İstisnasız tüm kutsal kitaplarda kıyamet günü için adalet terazileri kurulacağından, insanın günah ve sevaplarının birbiriyle kıyaslanacağından bahsediliyor. Bu dünyada işledikleri suçların hesabını vermeden ölenler için yaşasın ilahi adalet diyelim. Ama cinayet işleyerek masumların kanına girenlerin hak ettiği cezayı aldığını da yaşarken bu dünyada görelim. En temel hak olan yaşama hakkına kast edenlerin, bunun bedelini bu dünyada en ağır şekilde ödediğini bilirsek belki içimiz rahatlar. Adaletin terazisini elinde tutan hakimlerin her şeyden önce vicdanlarıyla hareket etmelerini diliyoruz.