Adımlar, neden şimdi?
AYÇA SÖYLEMEZ AYÇA SÖYLEMEZ

Adımlar dergisinin Kağıthane’deki merkez ofisine bomba konuldu, bir kişi hayatını kaybetti. Eylemi, hiçbir örgütle bağlantısı olmadığını söyleyen Halk Savunma Birliği üstlendi. Dergiyle ilgili son bilgimiz, ofislerinde altı ay önce olası bir iç savaşa karşı hazırlığı içeren ve IŞİD’e destek mesajlarının verildiği “bayramlaşma” toplantısından. Adımlar’ın internet sitesinde 17 Ekim 2014 tarihli dört bölümlük, “Bayramlaşma ve Gündeme Dair Sohbet” başlıklı bir toplantının kamera kaydı yayınlandı. Toplantıya katılanlar, yüzleri ve kimlikleri açık şekilde, “açık açık” konuşuyor, bir savaş hazırlığından bahsediyorlar. Toplantı kaydı yaklaşık 40’ar dakikalık dört bölümden oluşuyor, halen YouTube’dan izlenebilir.*

Adımlar’ın Genel Yayın Yönetmeni Ali Osman Zor önderliğindeki toplantıda, konuşmaların ve tespitlerin çoğu da ona ait: “Türkiye’de ve dünyada şartlar her geçen gün biraz daha savaş durumunu andırmakta. Dolayısıyla gönüldaşlarımız, zorluklarla baş edebilmemiz için daha çok bir araya gelmemiz gerekiyor. 16 seneden beri kumandanımız (Salih Mirzabeyoğlu) içerdeydi, bu bayram dışarıda. Kurtuluşumuzun daha yakın olduğu hissiyatındayım. Bayramla birlikte bölgemizdeki savaş, sınırlarımız içine girmiş durumda. Biz burada konuşurken ülkemiz bir savaşın içine girmiş olabilir. Dolayısıyla gönüldaşlarımızın bu hususa yoğunlaşmasında fayda var. Bosna’da veya Suriye’de Müslümanların ne kadar hazırlıksız yakalandıklarına, başlarına ne geldiğine hepimiz şahit olduk. Günlük hayatımızı, işimizi bu şartlara göre dizayn etmemizi şartlar bize dayatıyor.

“Söylenmeyeceklerin haricindekileri söylemek gerekirse yine bir ‘99 şartlarında o günü yaşayanlar, o gün kumandanımız ne tür hazırlıklar içinde bulunmamızı söylediyse bugün de aynı hazırlıklar içinde olmak gerekiyor. Erzak ayarlamaktan tutun da küçük çocuğu olanların süt tozudur, mamadır vs… Bu tür durumlarda şartlar sabahtan akşama kadar değişebiliyor. Şartlara göre hazırlık yaparsak, tecrübelerimize göre, hazırlık içinde olanlar hayatta kalabildiği gibi etrafı da onlar toparlayabiliyor. Bu şartlarda güçlü, dayanıklı olan hareketler hem etrafını toparlayabilecek kabiliyette oluyorlar hem de iç ve dışta herhangi bir düşman saldırısına karşı direncin merkezi konumuna düşebiliyorlar. Bu söz Napolyon’a mı ait bilmiyorum, silahsız savaşmaktansa kırık silahla dövüşmeyi tercih ederim. Sıfır hazırlıkla yakalanmaktansa zor şartlarda kullanılmak üzere yapılan bir hazırlık bile ideal olanı yapamamaktan daha iyidir.”

Sakarya’dan bir temsilci de halkın bedel ödemesi gerektiğini söylüyor: “Hazırlıklı olmak lazım diye düşünüyorum çünkü sanki kendimizi birdenbire işin içinde bulacakmışız gibi bir hissiyat içindeyim. Suriye’de, komşularda olanların tamamının belki daha fazlasının burada cereyan edeceğini düşünüyorum. Bizim de olup bitenlerde dahlimiz var, suçluyuz. Bu ülkenin bir bedel ödemesi gerekiyor, idaresiyle de, ses çıkartmayan halkıyla da…”

Başka bir konuşmacı da söze IŞİD’den getirdiği selamı iletmekle başlıyor, IŞİD’e katılanlardan şöyle bahsediyor: “Türkiye’deki hareketsizlikten dolayı mecburen oraya gidip yapmaları gerekenleri yapıyorlar. Orada saha eğitimi almış olanlar yarın Türkiye’ye geleceklerdir. On binlerle ifade edilen rakamlar var.” Hüda Par temsilcisi de “100’de 100 IŞİD’i desteklediğini” söylüyor.

Bir örgütün, başka örgütlerle de birlikte, iç savaşa hazırlık yaptığı sırada bürosunun patlaması herhalde tesadüf değil. Ancak bu örgütler de herhalde bir patlama sonrasında savaş hazırlıklarını rafa kaldırmayacak. Acaba devletin ne gibi hazırlıkları var, hazırlıkları ne derece ortaklaşıyor, bunu da önümüzdeki günlerde göreceğiz.