Adın ne önemi var!..
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER
Ankara’da yaşayanlar bilir. Söğütözü-Eskişehir Kavşağı’ndan Atatürk Orman Çiftliği’ne doğru yöneldiğinizde, Noterler Birliği’ni geçince köşede...

Ankara’da yaşayanlar bilir. Söğütözü-Eskişehir Kavşağı’ndan Atatürk Orman Çiftliği’ne doğru yöneldiğinizde, Noterler Birliği’ni geçince köşede, cephesi Davut yıldızlarıyla bezenmiş, devasa bir bina görürsünüz. Binanın yola bakan cephesinde, Davut yıldızlarının hemen altındaki kapının üzerinde, özenle parlatılmış, altın renginde (belki de altın kaplama) bir yazı; “AK PARTİ"...


O kapının önünden defalarca geçmişimdir. Ve her geçişimde de kendine “AK" ibaresini yakıştıran bu Parti eşrafına hep gülmüşümdür. İşte, Pazar sabahı, yine o kapının önünden geçerken bir de ne göreyim; bir karga def-i hacet ederek, hem de gülerek kapının üzerinden bana bakmıyor mu? “Yaa, arkadaş gördüğün gibi mevcut duruma sadece sen gülmüyorsun, ben dahil, bizim cümbür cemaat, her daim güleriz buradaki 'AK' sözcüğüne. Bu sözcüğün bir apolet gibi diktacı  yapının omuzlarında taşınmasına..”
Dileyen, "Karga işte, ne dediğini bilmiyor" diyebilir. Özellikle, üç otuz para çıkarı için, ruhunu Mefisto’ya satmış güruh. Özellikle, yalaka ‘kalem efendileri'... Bir bölümü her ne kadar son günlerde, nedamet getirip; “Yahuu, biz ne yaptık!" gibisinden şaklabanlıklar yapıyor olsalar da...
Gelelim sadede...


Zaten “AK" olmadığı ayan beyan ortada olan bu Zımbırtı’yı neden bir kez daha gündeme taşıdık?
Taşıdık, zira bu Zımbırtı’nın içinde son günlerde giderek ayyuka çıkan bir tarikatlar kavgası mevcut. Tarikatlar kavgası dedikse, sanılmasın ki dini idealler, görüşler vs üzerinden bir kavga kopmakta. Hani, sol cenahta kavgaların çoğunun görüş ayrılıklarından meydana geldiğini bilenler sağda da öyle olduğunu sanmasın. Sağ cenahta, tam tersi, her kavganın ardında mutlak bir rant mevzuu bulunmaktadır. Siyasi ve iktisadi manada...
Bu rant kavgalarının yaşandığı alanlardan biri de enerji sektörüdür. Bu sektörün bir ayağı da elektrik dağıtım alanıdır. Elektrik dağıtım sektöründe özelleştirmelerden sonra yaşanan talan ve yağma bir yana -ona da ileriki yazılarda değineceğim-, henüz özelleştirme işlemi tamamlanmamış, bir kısmının devir işlemlerini beklediği TEDAŞ yapılanmasında gün geçmiyor ki bir yolsuzluk haberi patlamasın. İstanbul’un her iki yakasında da, yakası açılmadık yolsuzluk söylemleri, soruşturmalar, görevden almalar, yeniden göreve iadeler, intiharlar vs, vs...
Benzeri olayların yaşandığı bir başka kurum; Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş./DEDAŞ...


Çok geriye gitmeden, 2000’li yıllardan bu yana Kurumun çeşitli bölümlerinde, usulsüzlükler, yolsuzluklar söz konusu. İşin ilginç tarafı bu yolsuzluklara, usulsüzlüklere bulaşanlar, dönüp dolaşıp tekrar aynı mevkilere çöreklenmekte. Neden? Çünkü, bu konuda siyasilerle bir hayli hasbıhaller ve kaşarlanmış, işin artık ustası olmuşlardır da ondan.
Bunlardan biri var ki; yolsuzluk yapar, hakkında soruşturma açılır. Kendisini kim sahiplenir?
Bir milletvekili. Alır onu danışmanı yapar. Sonra allem kullem aynı şahıs yine Kurum’a çeşitli görevlere. Gün gelir, hakkında bir kez daha soruşturma açılır. Zımbırtı’nın içindeki rant kavgası ön plana çıkar, vatandaş tayin edilir. Bu kez hem siyasilerin bir kısmı hem de birtakım “keklikler” vatandaşa sahip çıkar. Vatandaş, dönüp dolaşıp tekrar göreve gelir.


Kentin tüm gazeteleri, kentteki elektrik kesintilerinden, dalgalanmalardan şikâyetçi olan halkın derdini bilmekte ve yansıtmaktadır. Kent gazetelerinde köşe yazarları, (bir kısmı mevcut tarikat kavgasının içindedir), yolsuzlukları, rant kavgasını açık açık dillendirmektedirler. Bunlardan biri (ki o da “AK” sözcüğünü pek sevip Başbakan’a methiyeler düzmektedir), köşesinde; “Bu kurumun bünyesinde var olan rantiyeci bir anlayış bu yöre insanına özellikle Diyarbakır insanımıza karşı çok kötü işleri uygulamaktadır” diyerek, açık açık bu durumu dile getirirken, adı geçen Kurum hiç üzerine alınmamış, bir tekzip dahi göndermemiştir. Konu Meclis’e taşınmış, BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan;
"DEDAŞ İl Müdürlüğü’nde aboneler üzerinden yapılan yolsuzlukların ve kurum zararının ortaya çıkarılması ve Meclis araştırması açılması için” önerge vermiştir.


AKP içinden ve dışından, hemen herkesin mutabık kaldığı bu “rant" meselesinin muhatapları büyük bir pişkinlik içindedirler. Pişkinlik içerisinde ama aynı zamanda da hırs ve kin içerisindedirler. Nitekim bu hırs ve kinlerini, Zımbırtı içersinde kavga ettikleri tarikat ehline yöneltemediklerinden, Bölgenin ve İlin sorunlarına dikkat çeken, Demokratik Kitle Örgütleri yönecilerinden çıkarma yoluna yönelmişlerdir. Kurum içinde görev yapmakta olan, EMO Diyarbakır Şubesi Başkan ve yöneticilerini, ESM Diyarbakır Şube Başkanı’nı, TES-İş Şube Sekretteri’ni değişik illere tayin etmişlerdir.
Shakespeare’in, Romeo ve Jülyet adlı oyununda geçen şu betimleme hep hoşuma gitmiştir,
“Adın ne önemi var! Gül dediğimiz şey, başka bir adla da aynı güzellikte kokmaz mıydı?"
Gerçekten de adın ne önemi var! “Kubur" dediğin şey, başka bir adla da olsa aynı kokmaz mı? Sen “AK” da desen “PAK” da...