Afrin: Herkesin ‘ortak harekâtı’
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Türkiye eninde sonunda Suriye’nin toprak bütünlüğünü sözde değil pratikte de koruyan güçler arasında olacak. Erdoğan’ın Bursa konuşmasında “Afrin’i gerçek sahiplerine vereceğiz, burası yüzde 55 Arapların” demesi bu politikanın işareti

TSK’nın Afrin Operasyonu sadece Türkiye’nin verdiği kararla yapılmış bir operasyon değil. Suriye’den de Rusya’dan da eleştirel sesler gelmiş de olsa bu iki ülkenin onayı ile (ya da yol vermesiyle) gerçekleştirilen bir operasyondur bu.
Durum çok net; Suriye’nin kuzeyindeki PYD ilerlemesi aslında ABD’nin ilerlemesi demek. Bunu saklayan da yok zaten. Bu, ABD’yi Suriye topraklarında “işgalci” olarak gören Suriye’nin de Rusya’nın da arzu etmediği bir durum. Suriye PYD güçleri ile zaman zaman çatışsa da topyekûn bir harekat gerçekleştirecek pozisyona sahip değil, Rusya da Moskova’da temsilcilik açmasına izin verdiği, Suriye yönetimi ile yapılan görüşmelerde olması için davet ettiği PYD’yi vuramaz. Dolayısıyla PYD’nin Türkiye tarafından durdurulması Suriye için de Rusya için itiraza yol açmaz. PYD’nin “O da suç ortağıdır” diyerek operasyon nedeniyle Rusya’yı da suçlaması boşuna değil.

Peki ABD neden sessiz?
ABD için önemli olan Suriye’nin kuzeyinde bir güç bulundurmak. Bunu PYD ile yapacağını ilan etmiş olan ABD, Türkiye’nin PYD rahatsızlığını dikkate alarak, oluşturacağı gücü Esad karşıtı Araplar ile Türkmen unsurlardan oluşturabilir. ABD PYD yüzünden Türkiye ile ilişkilerin bozulmasını göze alamayacaktır. Suriye’deki ABD kuvvetleri komutanının “Afrin bizim operasyon alanımızın dışında demesi” bunu gösteriyor. Rusya ile Suriye’nin böyle bir durumdan da memnun kalmayacağı ortada ancak PYD etkisizleştirildikten sonra Türkiye ile pazarlıkları daha da kolaylaşabilir. Çünkü ABD güdümündeki Arap ya da Türkmenlerin de, ABD çıkarlarını savunmada PYD’den farkı olmayacak Türkiye açısından. Türkiye eninde sonunda Suriye’nin toprak bütünlüğünü sözde değil pratikte de koruyan güçler arasında olacak. Erdoğan’ın Bursa konuşmasında “Afrin’i gerçek sahiplerine vereceğiz, burası yüzde 55 Arapların” demesi bu politikanın işareti.

Kıyasıya pazarlıklar
Suriye ordusu Afrin harekatı başlar başlamaz İdlib’i kuşattı. Bu kez sonuç alacak gibi görünüyor. Daha önce ne zaman, stratejik önemi büyük olan İdlib’e yönelse hem ABD hem de başta PYD olmak üzere Türkiye destekli gruplarca yolu kesilen Suriye ordusu bu kez, PYD Afrin’de TSK ile çatışma halindeyken, daha avantajlı durumda. Suriye ordusunun İdlib’e girmesi rastlantı değil. Suriye ordusuna bağlı birlikler önceki gün sabah saatlerinde İdlib’in Ebulzuhur askeri havaalanına girmeyi başardı. Suriye, Türkiye’nin Afrin operasyonundan ciddi olarak rahatsızlık duymuş olsaydı İdlib için değil Afrin için girişimlerde bulunurdu.

Yani, Türkiye, İdlib’e Suriye ordusunun yapacağı operasyona bu kez etkili olduğu güçlerle engel çıkarmadı. Moskova’ya Türkiye Genelkurmay Başkanı ile MİT Müsteşarı’nın yaptığı ziyarette bunun da konuşulmuş olması mümkün. Özetle, Türkiye’nin PYD üzerine gitmek için Afrin’e girmesine Rusya ile Suriye onay verdiler. Kendilerinin de Fetih el Şam’a (eski adıyla El Nusra) operasyonuna Türkiye’nin engel olmaması karşılığında. Daha önce de oldu bu. Yine Türkiye’nin engel çıkarmaması üzerine Halep, Rusya/Suriye güçlerince ele geçirilebilmişti.

PYD Türkiye için ne anlam ifade ediyorsa, Rusya/Suriye için de Fetih el Şam o anlama geliyor. Fetih el Şam, batı ülkelerinin istihbarat örgütlerince desteklenen, kendisine yapılan Rusya/Suriye kaynaklı operasyonlardan önceden haberdar edilen bir örgüt. Dolayısıyla Rusya/Suriye’nin Fetih el Şam’ı vurmamaları asla düşünülemez. Burada tuhaf olan şu; Rusya/Suriye’nin Fetih el Şam’ı vurması PYD’nin de işine geliyordu aslında.

Rusya asker çekmedi
Rusya’nın Afrin’den asker çektiği de ne Rus kaynaklarınca ne de bölgedeki kaynaklarca doğrulanmış değil. Hatta Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov,”çekilmeyhi” yalanladı da. Olan sadece şu; Rus askerleri Afrin’in bazı bölgelerinden yine Afrin çevresine kaydırıldı. Bu “çekilme”den çok farklı bir durum.

İtirazlar anlaşılır
TSK’nın Afrin harekatından Rusya’nın endişeli olduğunu açıklaması, Suriye’nin karşı çıkması bir şey ifade etmez. Bunların yapılması gerekir. Suriye buna karşı çıkmazsa, daha sonra yapılacak hiçbir dış müdahaleye karşı çıkma hakkını göremez kendinde. Rusya ile Suriye’nin Türkiye ile karşılıklı tavizler vererek üzerinde anlaştıkları bir harekattır Afrin Harekatı.

Asıl sorun bundan sonra ne olacağı? Erdoğan’ın “asıl sahiplerine vereceğiz” dediği durum gerçekleşecek mi? Sorun sadece PYD değil, PYD’nin temsil ettiği Kürt topluluğunun durumu ne olacak? PYD’nin bıraktığı boşluğu ABD Arap ya da Türkmenlerle doldurabilecek mi? Bu durumda, PYD olmasın da kim olursa olsun diyen Türkiye memnun kalır ama Rusya ile Suriye’nin tutumu ne olur?

Yanıtları zor sorular bunlar.