Afrodit’ten Leviathan’a 7 soruda Doğu Akdeniz’deki enerji savaşı
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Doğu Akdeniz gazı kimler arasında, nasıl paylaşılacak? Akdeniz’in doğusundaki zengin enerji kaynaklarının yol açtığı paylaşım ve hegemonya kavgası yeni krizlere gebe. Son olarak Amerikan 6. Filosu’nun da devreye girmesiyle paylaşım kavgasında denklem daha da karışmış oldu. Çok aktörlü enerji satrancının bölgesel ve küresel yansımalarını yedi soruda özetleyelim.

1) Gaz savaşı ne zaman başladı?
Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşım savaşı iki binli yılların başlarında zengin gaz rezervlerinin keşfiyle başladı. Güney Kıbrıs’ın Afrodit, İsrail’in Leviathan, Tamar ve Dalit olarak adlandırdığı alanlardaki gaz yataklarıyla, Mısır’ın Zohr bölgesindeki rezervler ülkelerin iştahını kabartırken, kıyı devletlerinin bu parsellerde hak iddiaları rekabeti tetikledi. Zengin enerji yatakları nedeniyle Kıbrıs ‘hidrokarbon adası’ olarak adlandırılmaya başlanırken, Avrupa’nın gaz gereksinimlerini karşılayabilecek potansiyelin bu bölgede olduğunun anlaşılması rekabete küresel bir hüviyet kazandırdı.

2) Kim ne istiyor?
Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin tamamı; İsrail, Lübnan, Mısır, Suriye, Güney Kıbrıs, Türkiye hak iddiasında. Buna egemenliğine el konulan Filistin de eklenmeli. Kıyı ülkeleri uluslararası anlaşmalara dayanarak, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) adı verilen, kendi deniz suları açıklarında gaz arama faaliyetinde bulunuyor. Ancak iç içe geçen tartışmalı sınırlar nedeniyle bu durum kriz nedeni. Tartışmalı bölgelerde taraf ülkeler gazın paylaşımında sorun yaşıyor. Ülkelerin kendi aralarında yaptıkları anlaşmalar bir diğerinin tepkisini çekiyor. Türkiye-Güney Kıbrıs, İsrail-Lübnan, Mısır-Türkiye arasında anlaşmazlıklar var. Türkiye, Güney Kıbrıs’ın ada açıklarındaki gaz faaliyetlerine, İsrail de benzer şekilde Lübnan’ın çalışmalarına karşı.

3) Münhasır Ekonomik Bölge nedir?
Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) bir devlete kendi karasuları açıklarında 200 deniz miline kadar olan bölgede özel haklar tanıyarak her türlü faaliyette bulunmasına olanak tanıyan deniz bölgesidir. Bu hakkı da veren 1982 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesi. Sözleşmeye göre deniz alanlarının devletlerin kendi aralarında yapacakları anlaşma ile belirlenmesi gerekiyor. Ancak Münhasır Ekonomik Alanlar, ülkelerin egemenlik alanı kabul edilmiyor, sadece deniz altındaki doğal kaynaklardan yararlanmalarına olanak veriyor.

4) Türkiye neden MEB’e taraf değil?
Türkiye, Ege ve Kıbrıs sorunlarında elini zayıflatacağı gerekçesiyle BM sözleşmesine imza koymuş değil. Ankara, Ege ve Akdeniz gibi iç denizlerde MEB’in geçerli olamayacağı iddiasında. MEB’e imza atılması halinde uluslararası toplumun Ada’nın tek temsilcisi kabul ettiği Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs Cumhuriyeti adına ilan ettiği MEB de kabullenilmiş olacak. Türkiye uluslararası alanda tanınan Güney Kıbrıs’ın adanın tamamını temsilen gaz arama faaliyetinde bulunmasına karşı. Güney Kıbrıs’ın sondaja başlamasına misilleme olarak Kuzey Kıbrıs ile kıta sahanlığı anlaşması imzalandı. Güney Kıbrıs’ın ilan ettiği 13 parselin yedisi Türkiye’nin parselleriyle çakışıyor.

5) Doğu Akdeniz gazı neden önemli?
Akdeniz’in doğusundan çıkarılacak gazın sadece o ülkelerin değil, Kıta Avrupası’nın da uzun yıllar ihtiyacını karşılayacağı varsayılıyor. Doğalgazda Rusya’ya bağımlılığı azaltmak isteyen Avrupa Birliği bu nedenle Avrupa pazarına ulaşacak ve Rus doğalgazına rakip olacak bu rezervlere büyük önem veriyor. Gaz ihtiyacının büyük kısmını Rusya’dan karşılayan Avrupa için alternatif bir enerji kaynağı ve hattının oluşması, Rusya’ya bağımlılığın azaltılması demek. Güney Kıbrıs’ın üyeliğe alınmasıyla da AB, sınırlarını Doğu Akdeniz’e kadar uzatmış oldu.

6) Küresel aktörler paylaşımın neresinde?
Avrupa Birliği gazın en büyük alıcısı konumunda olduğundan denklemin merkezinde. Bölgede doğalgaz arama çalışmalarını büyük petrol ve doğalgaz tekelleri yaptığı için ABD’den Rusya’ya, İngiltere’den İtalya ve Fransa’ya kadar diğer küresel aktörler de denklemin bileşenleri. İtalyan Eni, Fransız Total, Rus Rosneff ve Novatek, İngiliz BP ve Shell, Amerikan Noble Enegy ile ExxonMobil bölgede faaliyette. Eni-Total ortaklığının İsrail, Güney Kıbrıs, Mısır ve Lübnan ile ayrı ayrı anlaşmaları var. Benzer şekilde Amerikan Noble Enegy ve ExxonMobil’in de birden çok ülkeyle anlaşması söz konusu.

7) Çıkarılacak gaz Avrupa’ya nasıl ulaştırılacak?
Çıkarılacak gazın uluslararası pazarlara nasıl taşınacağı da bir diğer sorun. Birkaç alternatif üzerinde durulsa da uzlaşmaya varılabilmiş değil. İsrail ve Kıbrıs gazının Avrupa’ya ulaştıracak iki güzergâh gündemde. Birinci seçenek gazın Girit üzerinden Yunanistan’a oradan da Avrupa’ya iletilmesi. İkinci seçenek de Lübnan ve Suriye hattından Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya ulaştırılması. Suriye ve Lübnan krizlerinin siyasi, Girit seçeneğinin de ekonomik nedenleri projelerin önündeki şimdilik en büyük engel. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs 2013 tarihli ‘Lefkoşa Bildirisi’yle “İsrail ve Güney Kıbrıs’ın hidrokarbon yataklarını birleştirerek Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşıyacak bir boru hattı oluşturulması” kararı aldı. Avrupa Birliği de Doğu Akdeniz’den Güney Doğu Avrupa’ya bir enerji koridoru oluşturulmasını destekliyor. Avrupa Komisyonu, Doğu Akdeniz Doğalgaz Hattı’nı ‘Ortak Çıkar Projesi’ kabul ederek mali destek taahhüt etti. Hattın uzunluğu 1300 kilometre.