Ait olmak ya da olmamak!..
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR
Bazıları AKP’yi “Mehteran Takımına” benzetir

Bazıları AKP’yi “Mehteran Takımına” benzetir.
Hani bir laf söylediği ya da bir şey yapmaya kalktığı zaman tepkiler oluşmuşsa hemen geri adım atmış gibi görünür ya, işte bu hareketi Mehteran olarak değerlendirirler..
Çokça da halk arasında geri dönüş yapanları bu şekilde tanımlarlar...
•  •  •
Oysa, Mehteran Takımı hiçbir zaman geriye adım atmaz.
Bildiği yolda yürür...
Yaptığı tek şey, her iki adımda, bir sağa, bir sola dönmektir...
Yolu bellidir.
Ama yönü değişkendir!..
Yüzünü size çevirdiğini zannettiğiniz anda, o kafasının dibinde bir sonraki dönüşünün hazırlığını yapmaktadır!..
•  •  •
“Mehteran takımı gibi” sözü siyaset için geri dönüş çağrışımı değil, bir sonraki  aldatmacalar, tuzaklar, yalanlar, riyalar için söylenirse isabet kazanır!..
12 yıldır AKP  bu şekilde hedefine doğru gidiyor...
Ne yazık ki pek farkında değiliz!..
•  •  •
Taraf gazetesindeki dünkü haber bunları düşündürdü!..
Taraf; “Sınırlarımız dışında tek toprağımız olarak kabul edilen Suriye’deki “Süleyman Şah Türbesinin,” Musul Konsolosumuz ve 48 rehinenin serbest bırakılması karşılığında IŞİD’e terk edileceği bilgisini veriyordu!..
Bu haber yankı yarattı!..
Daha sonra bu bilgi tekzip edildi. Ancak, açıklama yarım ağızla yapıldığı için tatmin edici olamadı!..
•  •  •
12 yılın sonundaki algı o ki; AKP çıkarı için, her an her şeyi yapabilecek tıynettedir!.
Bu kanı topluma iyice yerleşmiştir!..
Tatminsizlik buradan gelmektedir!
•  •  •
15 Ağustos’ta  TBMM Başkanı’na verilen ama hâlâ, Erdoğan’ın almadığı “Cumhurbaşkanlığı mazbatası oyunu” işte bu “çıkar olgusunun” somut örneğidir!.
Amaç, Erdoğan’ın hedefine ulaşacak düzenlemeleri 28 Ağustos’a kadar bitirmesidir!..
Hukuku askıya alma, yargı kurumlarını yok sayma, TBMM’yi kullanma, devlet geleneklerini yıkma pahasına RTE, aklına koyduğunu düzenlemeyi yapmaya devam ediyor... Oysa mazbatayı aldığı an Cumhurbaşkanı oluyor, milletvekilliği ve dolayısıyla başbakanlığı da sona eriyor!.. Bu durumda arzuladıklarını uygulaması da mümkün olamıyor!.. Şu andan unvanı Cumhurbaşkanı olan, ama yemin etmediği için Cumhurbaşkanlığı yetkilerini de kullanamayan biridir!.. Yani boşta biri!..
•  •  •
AKP genel Başkanı olarak Partiyi yönetemez!.. Milletvekilliği sıfatını taşıyamaz!.. Başbakanlık makamına gidip oturamaz!..
•  •  •
Erdoğan hepsine kulak tıkayarak, Anayasa suçu işlemekten geri durmuyor!..
Devleti hâlâ kullanıyor!..
İşin acı yanı; bu hukuk dışılığa, usulsüzlüğe, alenen yapılan siyasi yolsuzluğa  ve haksızlığa devletin yargı ve siyaset  kurumları seyirci kalıyor!.. YSK, TBMM, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi üzerlerine düşen görevi yerine getiremiyor... Türkiye, bir kişinin iradesinde çürüyüp gidiyor!.. Devlet, bir kişinin çıkarları için meşruiyetini kaybediyor!..
•  •  •
Bu durum korkunun sonucu mudur?..
Yoksa toplumsal umursamazlığın dışavurumu mudur?..
•  •  •
Aslında her ikisinin de birlikte yaşandığı bir düzen var!..
AKP, “yeni Türkiye” adı altında modern ve laik Cumhuriyetle hesaplaşıyor, mütedeyyin kesimin duygularını tahrik ederek sömürü düzeni üzerine oturttuğu ekonomik modelle  Neo-Osmanlıcılığa doğru yönleniyor!..
Sonraki durak halifeliktir!..
•  •  •
Evrensel anlamda hukuk, insan hakları, sosyal devlet ve özgürlük alanlarının genişletilmesi yerine eşitliği dindarlıkla, düşünceyi biatla, özgürlüğü ise türbanla tarif ediyor!..
Yandaş kadrosunun kamu kaynaklarıyla palazlanmasının görülmemesi için, oy verenleri, birbirine hasım etmeye çalışıyor...
Nefret söylemleriyle yaratılan “ötekiler”, kin ve hınçla dolduruşa getirilmiş yandaşların önüne atılıyor!..
•  •  •
Ayrıştırma zorlaması yabancılaştırmayı, yabancılaştırılma ise düşmanlığı körüklüyor!..
Defalarca söyledim, “düşmanlık ölüm getirir”!..
Hem de insanlık dışı yöntemlerle oluşturulan “katliamların nedeni olur” diye!..
•  •  •
Nitekim iki gün önce, bütün dünyanın lanetlediği IŞİD vahşetini yaşadık!..
Türkiye/Suriye sınırında 22 Kasım 2012 de kaçırılan ABD’li gazeteci James Foley’in IŞİD militanı tarafından kafasının kesilmesi olayı görülmemiş bir katliamdır!..
İnanç temelinde kışkırtılan insanın, ne kadar vahşi olabileceğinin somut göstergesidir!.. İslam terörünün insanlıktan çıkışının son halidir!..
•  •  •
Bu vahim olay üzerinde mutlaka ciddi bir şekilde durulmalıdır!.. Türkiye önemli bir tehlike ile karşı karşıyadır!.. IŞİD’in palazlanmasına göz yuman AKP iktidarı, destekleriyle “Frankeştayn’ın” yaratıcıları arasına girmiştir!.. IŞİD, İstanbul, Ankara, Gaziantep, Adana başta olmak üzere bazı kentlerimizde güç toplamaktadır... Alenen varlığını ilan etmekte, korkmadan çalışmalarını sürdürmektedir.
•  •  •
IŞİD korkmamakta!.. Ama bizim halkımız korkmaktadır!.. Bu denli vahşi düşmanlıktan, kafa kesecek kadar kin duyanlardan korkmaktadır!.. Gezi olayları sırasında, eli satırlı, palalı insanlar sokaklarda dolaşmıştı!.. Hükümet bunlara göz yummuştu!..
•  •  •
Bu anlayışın ülkede görmezlikten gelindiğinin bilinmesi, bizi hangi vahşi olaylara gebe bırakacaktır? Ve onlar veya benzerlerinin yarın ellerindeki bıçak ya da kılıçla insanların başlarını kesmeyeceklerinin garantisini kim verecektir?!. Bu soruların yanıtı verilmelidir!..
 •  •  •
“Dindar ve kindar bir gençlik” isteyen Erdoğan, din ve kinin sonuçta nasıl bir vahşet yarattığını Foley dramında görmelidir!.. Yazı süresince AKP yetkilileri ve Erdoğan’dan IŞİD’in bu vahşetiyle ilgili bir söz söylemelerini bekledim!..
Tek ses çıkmadı. Hükümet lanetlemedi!. İnsanlık ayıbı karşısında suskun kalındı!...
•  •  •
Demem o ki; Erdoğan bu halkı korkutuyor!.
Bu halkı aldatıyor!.. Hukuku yok sayıyor!..
Kendi hedefleri uğruna gerekirse IŞİD’i bile kullanmaktan geri kalmıyor!..
Çünkü kendini bu Cumhuriyet’e ait hissetmiyor!..