“AK Parti” demeyenler “edepsiz” mi?
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Kurum ve kuruluş adlarında kısaltma işlemi, genel kural olarak her sözcüğün ilk harfi alınarak yapılır. Örnekler:

Türkiye Cumhuriyeti (TC), Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türk Tarih Kurumu (TTK), Türk Dil Kurumu (TDK), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP).

Durum böyle iken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başında bulunduğu siyasal partinin kısaltılmış adı konusunda anlamsız bir tartışma başlattı. Uzmanlık alanı olsun olmasın, her konuda konuşmayı seven Başbakan, bu özgüvenle, örneğin yontuya “ucube”, tarihsel buluntuya “çanak çömlek” diyebiliyor. Bu yüzden de zaman zaman gülmece dergilerinin diline düşüyor. “AKP” kısaltması üstüne söyledikleri de bu türdendi:

“AKP diyenler ne yazık ki demokratik noktadaki etik kurallara uymadan, siyasi etiği hiçe sayarak bunu edep dışı söylemektedirler. Bu kadar açık ve ağır söylüyorum. Herkes ‘AK Parti” yazmaya mecburdur. Böyle yazmıyorsa, bu edebe, adaba sığmaz.”

Başbakan Erdoğan, görüldüğü gibi, partisinin adından “AKP” diye söz edenleri açıkça “edepsizlik”le suçluyor. Neymiş efendim, ille de “AK Parti” diyecekmişiz!

Başbakan, Türkçeyi kuralıyla yazıp konuşanlara böyle yakışıksız bir suçlamada bulunurken, üstüne üstlük bir de “etik kurallar”dan dem vuruyor. Oysa konumuz Türkçe olduğuna göre, kısaltmalarda “etik kurallar” değil “dilbilgisi kuralları” geçerlidir.

Sözün burasında Can Yücel’i özlemle anmadan geçemiyorum. “Eşyayı adıyla söylemeyi” ve “şeye şey demeyi” ondan öğrenmiştik değil mi?

Başbakan Erdoğan, partisine ille de “AK Parti” denmesini itiyorsa, kolayı var: AKP’nin adını değiştirsin, olsun bitsin…

AT ODASI, İT ODASI!
Melih Aşık, 28 Nisan 2010 günlü Milliyet gazetesinde konuyla ilgili bir okur görüşünü aktarırken şöyle yazmıştı:

“Başbakan’ın ‘AKP demek edepsizliktir, AK Parti deyin’ komutuna rağmen yazarların çoğunlukla AKP dediğini, Odatv’den aktarmıştık.

Okurumuz bu talebin saçmalığını şu sözlerle anlatıyor:

Kısaltmanın kuralı vardır. Kısaltmalar bu kurala göre yapılır.

Ankara Ticaret Odası’nın kısaltılmışı ATO,

İstanbul Ticaret Odası’nın kısaltılmışı İTO’dur.

Özür dileyerek soruyorum:

ATO’ya At Odası,

İTO’ya İt Odası dersek çok komik olmaz mıyız?

AKP de Ak Parti değil AKP’dir...”


TDK’DEN “YANDAŞ” DESTEĞİ
İşin belki de en ilginç ve üzücü yanı, Türk Dil Kurumu’nun bu tartışmada takındığı tutumdur. TDK'nin konuyla ilgili açıklamasında, “Kamuoyunda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kısaltılmış adının yazımına ilişkin tartışmalara açıklık getirmek üzere, daha önce TBMM Başkanlığı’na sunulan yazılı soru önergelerine yazdığımız resmî yazılardaki ve çeşitli basın kuruluşlarından gelen sorulara verdiğimiz yanıtları içeren açıklamamızı bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” denildikten sonra özetle şu görüşlere yer veriliyor:             

“Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın, içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. Kurumun 2005’te yayımlanan Yazım Kılavuzu’nun ‘Kısaltmalar’ bölümünde, kuruluş adlarının kısaltmalarının genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapıldığına yönelik kural vardır. Bu kuraldan ve bugüne kadar oluşan gelenekten hareketle, parti adlarının kısaltmalarında da aynı yol izlenmektedir. Ancak kimi zaman adı oluşturan baş harfler yerine, addaki hecelerle de kısaltma yapıldığı görülmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kısaltması da addaki ilk iki sözün baş harfleriyle bir hece oluşturularak yapılmıştır."

12 Eylül sonrasında bağımsız yapısı değiştirilerek Başbakanlık’a bağlı bir “devlet dairesi”ne dönüştürülen TDK’nin, yeni konumuna uygun olarak, salt Tayyip Erdoğan’la ters düşmemek adına, “ne şiş yansın ne kebap!” türünden böyle bir açıklamaya imza atması kimseyi şaşırtmamıştır. Çünkü yeni TDK, siyasal iktidar karşısında bilimsel duruş sergilemek yerine “yandaş kurum” olmayı seçmiştir.

“AKP” kısaltmasıyla ilgili dil tartışmasını siyasal düzleme çekerek polemik konusu yapmayı yeğleyen eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan’a, “Ak ol da sana AK Parti desinler” diyor.

Tartışmayı başka yönlere çekmenin anlamı yok. Ak da olsa, kara da olsa değişmez: Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kısaltması AKP’dir!