Akdeniz mezarlığı!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

‘Akdeniz mezarlığa döndü.’ İtiraf niteliğindeki bu sözler Malta Başbakanı Joseph Muscat’a ait. İtalyan Başbakanı Enrico Letta da benzer açıklamalarda bulundu. Her iki isim de ardı ardına gelen mülteci facialarının ardından ‘birlik ülkeleri’ne acilen tedbir alınması çağrısında bulunurken adeta timsah gözyaşları döküyor.

Müdahale ve tedbirden kasıt daha fazla sınır kontrolü ve polisiye önlem. Dertleri mülteciler değil, kendi küçük “refah adacıkları”nın bekası. Amaç göçmenleri bu ‘adacıklar’dan uzak tutmak. Yoksulların, ötekilerin, ezilenlerin kapılarının önünde ölmelerine isyanları.

Yüzyıllarca sömürerek elde ettikleri zenginliği ve refahı kimseyle paylaşmak istemiyorlar. Bu nedenle çaresizlikten kapısına dayanan mültecilerin dalgalara, ağ-lara, tuzaklara kapılarak ölmesine seyirci kalıyorlar. Şimdi de Akdeniz’in orta yerinde elbirliğiyle inşa ettikleri mezarlığın vicdani ağırlığı altında eziliyorlar.

Esasında mültecinin yoksuluyla dertleri. Zengin mültecilerle, sığınmacılarla bir sıkıntıları yok, onlara kapılar ardına kadar açık. Beyin gücünden yararlanmak, düşük ücretlerle çalıştırmak için eğitimli beyaz yakalılar el üstünde tutuluyor.

• • •

Ortadoğu ve Afrika’nın makus talihinden kaçarak Avrupa’ya ulaşıp hayatlarında yeni başlangıç yapmak isteyenlerin geçiş güzergâhı İtalya’nın Lampedusa adası. Roma hükümeti anında bir dizi ‘tedbir’ aldı. Başbakan Letta, “yeni trajediler”in önüne geçmek için güvenliği artıracaklarını, ordunun kontrollerini şimdi olduğundan üç kat daha sıklaştıracağını ve anında müdahalede bulunacağını söyledi.

Avrupa Parlamentosu, sınırların “daha iyi korunması” için güvenlik önlemlerinin artırılacağını ilan etti. Afrika’dan Avrupa’ya yola çıkanların uydularla, insansız hava araçlarıyla izlenmesini kararlaştırdı. AB’nin sınır polisi Frontex ise sınır boylarında gelen mültecileri geri çevirerek ölüme terk etme görevini yıllardır sürdürüyor.

Egemenler yeni tedbirler düşünedursun, Akdeniz, yoksulluk, siyasi belirsizlik ve de iç savaşlardan dolayı ülkelerinden kaçmak isteyenlere mezar olmaya devam ediyor. Son bir haftada 405 göçmen umutlarıyla birlikte sulara gömüldü. Son 20 yıl içinde bu rakam 20 binlerle ifade ediliyor.

• • •

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin son mülteciler raporuna göre dünya genelindeki toplam mülteci sayısı 45,2 milyon civarında. Yalnızca geçen yıl 7,6 milyon insan ülkesini terk etti. Mültecilerin ülkelerini terk etme gerekçelerinin başında savaşlar geliyor. Mültecilerin yüzde 55’ini Afganistan, Somali, Irak, Suriye ve Sudan gibi iç savaş ve çatışma yaşanan ülkelerden kaçanlar oluşturuyor. BM, milyonlarca insanın daha, ülkesini terk edeceği tahmininde bulunuyor.

Dünya Bankasının yayınladığı rapora göre ise küresel çapta 13 yaşının altında 400 milyon çocuk yoksulluk ile boğuşmak zorunda. Rapor 1.2 milyar insanın günde sadece 1.25 dolar gelirle yaşam mücadelesi verdiğine dikkat çekiyor. Tüm bu çatış-ma ve kaos ikliminin baş sorumlularından birisi ise kuşkusuz ki Batı emperyalizmi. Daha fazla sömürü ve kâr hırsı nedeniyle yaratıkları siyasi iklimin meyvelerini göçmen akınıyla alıyorlar.

Açlık, yoksulluk, sömürü ve çatışmalar sürdükçe mültecilerin daha iyi bir yaşam umuduyla çıktıkları yolculuk da devam edecektir. “Yeryüzünün lanetlileri” egemenleri “refah adacıkları”nda rahatsız etmeyi sürdürecektir. Ne sınır boylarına dikilen utanç duvarları, ne tel örgüler ne de silahlı milisler bu akışı durdurabilir. Kaçmaktan başka çaresi kalmayan insanlar, büyük ve ağır bedeller ödeyerek, onların aşılmaz dedikleri engelleri aşmayı başaracaktır. Ölüm pahasına da olsa.