Aklımdan gelip geçenler
YANKI YAZGAN YANKI YAZGAN
Sevgili okurlar, bu hafta not defterimdeki notları ham, elden geçirmeden yazıya aktardım.
Sevgili okurlar, bu hafta not defterimdeki notları ham, elden geçirmeden yazıya aktardım. Aceleden… Ya da feysbuk, tvitır alışkanlığı. Öyle ya da böyle, okurların kurcalamasına açık.

İletişim fazlalığı. Kimse kimseyi dinlemiyor. İşyerlerinde, televizyon tartışma programlarında, meclis kürsülerinde aynı mesele… Hepimizin söyleyeceği çok önemli şeyler var, kendi söyleyeceklerimiz dışındakileri dinleyecek zaman ve mecalimiz kalmamış gibi. İletişim eksikliği bu mu? Belki de bir iletişim fazlalığı; söyleyecek laf bulunamayacak durumlarda konuşmaya çalışmaktan kaynaklanan cinsten.

Barış. Barışma ile ödeşmeyi karıştırdığınızda içinize sinen bir barış elde etmek mümkün değil. Adalet bir toplama ve çıkarma işleminin ürünü olamaz.

Kabalık ve nezaket. Kabalıktan da şikâyetçiyiz. Ama bize yapılanından… Bir deney: Katılımcılar, kaba ve nazik kelimelerden ayrı ayrı oluşturulmuş bir bulmacayı deneyci eşliğinde çözüyorlar. Kaba kelimelerin olduğu gruptakiler deneycinin sözünü daha sık kesip, daha sabırsız ve gergin davranıyorlar.

Kısa, öz. Küfürlü söz kabalık sayılmakla birlikte, iletişim açısından yüksek değer taşır. Mesajı açık ve net bir şekilde iletmeye yaradığı için vazgeçilmezdir. Örneğin, “lütfen dışarı çıkar mısınız” dediğinizde karşınızdaki mesajınızı anlamadıysa bunu küfür sayılan bir başka sözle anlatmanız etkili olur. Karikatürlerde kelimeler konuşma balonlarında kalabalık yapmasın diye küfürün bolca kullanıldığı söylenir.

Ticari sağlık. Sağlıkta ticarileşme deyince hastanın doktorun eline tutuşturduğu para akla gelir. Yeni düzenlemelerle paranın tutuşturulacağı el değişmekle kalmıyor, miktarı artıp karşılığında aldığı muğlaklaşıyor. Ne de olsa ‘ağanın eli tutulmaz’. Bu deyişi eve tesisat tamiri için gelen bir ustadan duyduğumda hiç birşey anlamamıştım. Daha sonra ‘ne verirsen’e dönen bu değer biçme mekanizmasının ikinci cümlesi de ‘abi, bu az’ olur. Ticariliği bu çapta bir para alışverişinden ibaret görürsek sağlıktaki ticareti anlayamayız. Bana (ve birçok meslekdaşıma) göre, ticari sağlık için temel ölçüt, ihtiyacınız olan sağlık hizmeti yerine ihtiyacınız olmayanın sunulmasının öncelik kazanmasıdır. Sağlıkta ticari yaklaşım eldeki ürünün tam tükettirilmesine dayalıdır. Hem üretim fazlasının gerekliliği ve etkililiği tartışılır tetkik ve tedavilerle eritilmesini, hem de hastanın bu gereksiz ve etkisiz uygulamaları arzu eder hale gelmesini sağlayacak propaganda tekniklerini içerir. Sadece paranın el değiştirmesine odaklanıp doktorların para karşılığında sağladıkları (muayenehanecilik gibi) hizmete ticaret demek, üretim-tüketim zincirini oluşturan daha kapsamlı işlemler dizisini arkaplanda tutar. Oysa, doktorlar atölye sahibinin fabrikada çalışmaya başlamasına çok benzeyen bir rol değişimi içindeler. En azından öyle hissediyorlar.

 
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız